1999 milat oldu, 2023 hatırlattı! Profesörden çarpıcı uyarı
Son dönemde artan depremlerle ilgili konuşan Prof. Dr. Şerif Barış, artışın olağan olduğunu belirterek asıl odaklanılması gereken konunun hazırlık ve zarar azaltma olduğunu söyledi.
Son dönemde artan depremlerle ilgili konuşan Prof. Dr. Şerif Barış, artışın olağan olduğunu belirterek asıl odaklanılması gereken konunun hazırlık ve zarar azaltma olduğunu söyledi.
Türkiye genelinde son dönemde art arda meydana gelen depremler vatandaşlarda endişe oluştururken, Prof. Dr. Şerif Barış deprem sayılarındaki artışa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barış, depremlerin belirli dönemlerde artıp azalabildiğini belirterek, asıl önemli konunun hazırlık, zarar azaltma çalışmaları ve teknolojik çözümler olduğunu vurguladı.
Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, son dönemde sıklaşan depremler ve Marmara Bölgesi’ndeki risk durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.
Depremlerin belirli dönemlerde artış gösterebildiğini ifade eden Barış, Türkiye’de ve dünyada geçmiş yıllarda da benzer yoğunlukların yaşandığını söyledi. Ölçüm ve kayıt sistemlerindeki gelişmelere dikkat çeken Barış, deprem istasyonlarının artmasıyla birlikte daha küçük sarsıntıların da kayda girdiğini, bunun da deprem sayılarında artış algısı oluşturduğunu belirtti.
“2017 YILINDA 34 BİN DEPREM MEYDANA GELDİ”
Depremlerin dönemsel olarak artabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Barış, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye'de de dünyada da depremler zaman zaman bazı dönemlerde artar, bazı dönemlerde azalır. Bu o dönemlerden bir tanesi. Örneğin yine 2016'da Türkiye'nin kendi içinde ve etrafında 18 bin deprem varken, 2017 yılında 34 bin deprem meydana geldi ama kimse bunun farkında değildi. Dolayısıyla depremler zaman zaman artabilir.”
Deprem kayıtlarındaki artışın teknik nedenlerine de değinen Barış,
“Özellikle son dönemlerde gerek AFAD'ın gerekse Kandilli Rasathanesi'nin deprem istasyon sayısı çok arttı. Dolayısıyla deprem istasyon sayısı çok artınca, bu depremlerin aletsel olarak kaydedilmesi, çözülmesi ve listelenmesi çok çok daha küçük aletsel büyüklüklere indi. İnsanlar doğal olarak eskiden 1,5-2'den daha büyük depremleri görmüşken şimdi 0.5'e kadar depremler listede var. Bu da sayıların artmasına yol açıyor.” dedi.
“TÜRKİYE GEÇMİŞTE DAHA YIKICI BİR DÖNEM YAŞADI”
Türkiye’nin tarihsel deprem verilerine de değinen Prof. Dr. Barış, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye 1840'la 1970 yılları arasında 32 tane yıkıcı depremle karşı karşıya kaldı. Halbuki 1970'ten günümüze kadar 55 yıl geçti, henüz 10 tane bile büyük, 7'den büyük deprem yok. Bu demek değil ki depremler olmayacak. Biz her 6.5, 6'dan büyük bir depremin 1,5 yılda, her 7'den büyük depremin de ortalama 4,5 yılda bir Türkiye'yi sarstığını biliyoruz. O yüzden bu sayılara bakmadan bizim hazırlanmamız lazım.”
MARMARA VE İSTANBUL İÇİN UYARI
Marmara Bölgesi’ndeki risklere de değinen Barış, sismik boşluk kavramına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Sismik boşluk büyük depremlerin meydana geldiği ancak yüzlerce yıldır büyük depremin olmadığı ve ileride, yakın zamanda ya da ileriki dönemlerde deprem olacak yerlere denir. 2004'te yapılan çalışmada 7'den büyük bir depremin İstanbul 50 kilometrelik yarı çaplı bir bölgede olma ihtimali yüzde 52, 2016'da yapılan ortak bir çalışmada da bu oranın yüzde 47 olduğu söylendi. Bu her an deprem olacak demek değil. Bilakis İstanbul ve Marmara bölgesindeki insanların büyük bir depreme hazırlanması için zamanı var demek.”
“BU DOĞRU DEĞİL”
Vatandaşların küçük sarsıntılarda panikle yanlış davranışlar sergilediğini belirten Barış, şunları söyledi:
“Aslında bizler her sarsıntıda binalar sallanınca korkuyoruz, bir yanlış davranışla kendimizi balkonlardan, camlardan atıyoruz, evlerden dışarı kaçıyoruz. Bu çok doğru bir davranış değil. Büyük depremlerde görülen hasarlar ve yıkımların korkusuyla insanlar bütün binaların çökeceğini ve altında kalacaklarını düşünüyorlar ki, bu doğru değil.”
“1999 DEPREMİ BİR MİLATTIR”
Merkez üssü Gölcük olan 17 Ağustos 1999 Depremi’ne de değinen Barış,
“Yahya Kaptan Kocaeli'nin en kötü zeminlerinden birisidir ama orada zemin iyileştirme ve o zemine uygun depreme dayanıklı yapı yapıldığı için hasar olmadı. 2000'den sonra yapılan binaların 1999 öncesinden nazaran çok daha dikkatli yapıldığını söyleyebilirim. 1999 depremi Türkiye için bir milattı, 2023 de o miladı tekrar hatırlattı.” dedi.
“PLANINIZ YOKSA SAVUNMASIZ KALIRSINIZ”
Depreme hazırlığın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Barış,
“Vatandaşların ve ailelerin evlerinde, işletmelerin ve sanayi kuruluşlarının da iş yerlerinde mutlaka bir hazırlık yapması gerekiyor. Zarar azaltma çalışmaları planlama, eğitim ve tatbikattan geçer. Planınız yoksa bir afet karşısında mutlaka savunmasız kalırsınız.” ifadelerini kullandı.
YAPAY ZEKA VE ERKEN UYARI SİSTEMLERİ
Teknolojik gelişmelerin önemine de değinen Barış,
“Erken uyarı sistemleri dünyada depremi önceden bilen sistemler değildir. Deprem olduğu anda ilk P dalgasından faydalanarak asıl yıkıcı olan S dalgaları gelmeden insanları uyaran sistemlerdir. Akıllı teknolojiler, yapay zeka teknolojileri ve erken uyarı sistemleri gibi sistemlerin Türkiye'nin tamamına yaygınlaştırılması önemlidir.” sözleriyle açıklamasını tamamladı.