Başarısızlığın nedeni sistem
Türk Eğitim-Sen İnegöl İlçe Temsilcisi Hasan Hüseyin Yılmaz, ÖSS'deki başarısızlığın sistemden kaynaklandığını söyledi.
Türk Eğitim-Sen İnegöl İlçe Temsilcisi Hasan Hüseyin Yılmaz, ÖSS'deki başarısızlığın sistemden kaynaklandığını söyledi.
Türk Eğitim-Sen İnegöl İlçe Temsilciliği Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz, Türkiye Kamu-Sen adına dün saat 14.30’da, Türk Eğitim-Sen İnegöl İlçe Temsilciliğinde düzenlediği basın toplantısında hem okullarda okutulan öğrenci andının kaldırılması çalışmalarını eleştirdi hem de ÖSS ve SBS sonuçlarını değerlendirdi. Türk Eğitim-Sen Yenice Temsilciliği Başkanı Hüseyin Kablan, Türk Diyanet Vakıf-Sen İlçe Temsilciliği Başkanı Hayri Körük ve Türk Sağlık-Sen İlçe Temsilciliği Başkan Yardımcısı Ünal Levent’in hazır bulunduğu toplantıda konuşan Türk Eğitim-Sen İnegöl İlçe Temsilciliği Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz, “Bir süredir öğrenci andının kaldırılması konusunda kamuoyunda propaganda çalışmaları yürütülmektedir. Öğrenci andının kaldırılmasını isteyen kesimler, bu konuda büyük uğraş vermekte, bir takım haddi aşan girişimlerde bulunmaktadır. Türkiye’de öğrenci andının kaldırılmasını isteyen iki kesim vardır. Bunlar; bölücü kesim ile Atatürk’ü ve O’nun ilke ve inkılâplarını benimsemeyen, Türkiye Cumhuriyeti Devletinden rahatsızlık duyan kesimdir. Bu kesimlerin özellikle öğrenci andını alaya alarak, öğrenci andına hakaret etmeleri kınanması gereken bir durumdur” dedi. T.C.’YE VATANDAŞLIK BAĞI İLE BAĞLI OLAN HERKES TÜRKTÜR Öğrenci andındaki Türklük kavramının, Anayasada tanımlanan Türklük kavramı olduğunu, Anayasanın 66. maddesinde ‘Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür’ denildiğini, dolayısıyla öğrenci andında kullanılan ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ ifadesinin bir ırka mensubiyet olarak değil, vatandaşlık anlamında kullanılmış olduğunu, ancak ülkede bundan bile rahatsız olan bir güruhun bulunmakta olduğunun altını çizen Yılmaz, “Bu güruhun yarınki taleplerinin, Türkiye adının, bayrağının, İstiklal Marşı’nın, hatta sınırlarının değiştirmek olmayacağını kimse garanti edemez. Türklük kavramının bütünleştirici bir unsur olduğuna inanan bir eğitim sendikası olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletine, değerlerimize kimsenin dil uzatmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Türk Eğitim-Sen konuyla ilgili gerekli yasal işlemlere başlamıştır. Ayrıca hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığını sorumlular hakkında tedbir almaya çağırıyoruz. Aksi takdirde Türkiye, ciddi bir krizin eşiğine sürüklenecektir” diye konuştu. ÖSS SONUÇLARI HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI ÖSS’de başarısızlığın sorumlusu öğrenciler değil, ilköğretim ve ortaöğretim sisteminin kendisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, Öğrenci Seçme Sınavı sonuçlarının çoğu öğrenci ve veli de hayal kırıklığı yarattığını, bu yıl soruların daha zor olması yüzünden bazı üniversitelerin kontenjanlarının boş kalma ihtimali bulunduğunu ileri sürdü. BAŞARISIZLIK EĞİTİM SİSTEMİNDEDİR Sınavda 29 bin 927 adayın sıfır puan aldığını bildiren Yılmaz, “Bilinen bir gerçek var ki o da, öğrenciler bu yıl da sistemin kurbanı oldular. Eğitim sisteminin sürekli değişmesi, öğrencinin okula bağlanamaması, öğretmen etkisinin yeterli düzeyde olmaması, müfredat programlarıyla ÖSS’de sorulan soruların birbiriyle tam anlamıyla örtüşmemesi başarısızlığı beraberinde getirmiştir. Ayrıca okul, öğretmen, derslik açığı halen büyük bir sorun. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanamamakta, bölgelerarası dengesizlikler giderilememektedir. Başarısızlığı sadece öğrencilere yüklemek doğru bir yaklaşım değildir. Başarısızlık, eğitim sisteminden ve bu sistemi oluşturanlardan kaynaklanmaktadır” dedi. SINAV SİSTEMİNİN SIK SIK DEĞİŞTİRİLMESİ YANLIŞ Türk Eğitim-Sen’in bin yüz lise son sınıf öğrencisine uyguladığı ankette “üniversite sınavının gelecek yıl iki aşamada yapılacak olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna, ankete katılanların %42.8’inin “olumsuz etkileyecektir” dediğini, %27.2’sinin “olumlu etkileyecektir” cevabını verdiğini, bu soruya “fikrim yok” diyenlerin oranının ise %29.9 olduğunu ifade eden Hasan Hüseyin Yılmaz, görüldüğü üzere ÖSS üzerinde yapılan değişikliklerin, her geçen yıl bir önceki yıla göre öğrenciler için dezavantaj haline gelmekte olduğunu, sistemle bu kadar sık oynanmasının, öğrenciler üzerinde deneme-yanılma yöntemi uygulanmasının, sorunun temeline inmeden sadece şekil üzerinde değişiklikler yapılmasının başarıyı değil, başarısızlığı getirdiğini, sınav sistemi ile ilgili sık sık değişiklik yapmak yerine, başarının hâkim kılındığı, müfredat programlarıyla uyumlu, elemenin doğru yapıldığı bir sınav sisteminin temel hedef alınması gerektiğini, önümüzdeki yıl değişecek ÖSS sisteminin nasıl bir başarı getireceğini hep birlikte göreceklerini, ancak sınavın şimdiden öğrenciler üzerinde kaygı oluşturduğunu kaydetti. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, SBS konusunda Ortaöğretime geçiş modelini yeniden ele almasını istediklerini belirten Yılmaz, “Bu yıl gerçekleştirilen Seviye Belirleme Sınavı sonuçlarının da ne eğitimcileri, ne öğrencileri nede velileri tatmin ettiğini söylemek mümkün değildir. Çünkü Ortaöğretim Yerleştirme Puanı sonuçlarına göre, 33 bin 150 aday 196 puan barajını aşamamıştır. DEVLET OKULLARI NEREDE? SBS, öğrencilerin okula olan ilgisinin artırılması, sınav kaygısının azaltılarak, öğrencilerin rahatlatılması ve dershaneye bağımlılığın düşürülmesi hedeflenerek uygulamaya konulmuştu. Bugün geldiğimiz noktada ise SBS’nin amaca hizmet ettiğini söylemek pek mümkün görünmemektedir. SBS dolayısıyla, dershanelere bağımlılık büyük oranda artış göstermiştir. Daha önceleri genellikle ilköğretim son sınıfta dershaneye giden öğrenciler, SBS ile birlikte üç yıl boyunca dershaneye gitmek zorunda kalmaktadır. Çünkü aileler, çocuğunun iyi bir lisede eğitim-öğretim görmesi için adeta birbiriyle yarışmaktadır. Ayrıca SBS nedeniyle öğrenci üç yıl boyunca sınav kaygısı yaşamakta, bu da öğrencinin psikolojini olumsuz etkilemektedir. Bu yılki ÖSS ve Ortaöğretim Yerleştirme Puanı (OYP) sonuçlarının bir özelliği de, birinci, ikinci ve üçüncü olan öğrencilerin özel okullarda okumasıdır. Sadece özel okullarda okuyan öğrencilerin başarıyı paylaşması oldukça manidardır. Böyle bir tablo karşısında akıllara, ‘devlet okulları nerede?’ sorusu takılmaktadır” şeklinde konuştu. FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ VAR Kendi yağıyla kavrulan, çoğu zaman boya-badana parasını, karne parasını bile veliden temin eden, öğretmenlerinin kalabalık sınıflara ders anlatmak zorunda kaldığı devlet okullarının yığınla sorunu varken, başarı sağlayamamasının şaşırtıcı olmadığını vurgulayan Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın SBS’de ortaya çıkan bu sonucu iyi değerlendirmesi ve gerekli tedbirleri bir an önce alması, özel okullara teşvik getirmeyi planlayan Bakanlığın biraz da kendi okullarının başarısızlığının nedenlerini masaya yatırması gerektiğini ifade ederek, aksi takdirde parası olan ailelerin çocuklarıyla, parası olmayan ailelerin çocukları arasında başarı noktasında zaten var olan uçurumun daha da derinleşeceğini, SBS’de yaşanan başarısızlığın sorumluluğunu öğrencilerin sırtına yüklemenin çok yanlış olacağını, fırsat eşitsizliğinin yaratıldığı bu sistemde öğrencinin, başarısızlığın belki de son neden olduğunu kaydetti. BURSA’DA BAŞARISIZ 2009 ÖSS ve Orta Öğretim Yerleştirme Puanı (OYP) sonuçlarının Bursa'ya Yakışmadığının da üstünde duran Yılmaz, “Bursa'nın durumu da iç açıcı değildir. Geçen sene Bursa son OKS’de İl sıralamasında TM puan türünde en geride yer almış ve 32. olmuştu. Bu yıl ise 2009 OYP esas alındığında ancak 38. sırada yer alabildi. 2008 yılında sayısalda 20. sırayı koruyan Bursa, EA 33, sözelde ise 51. olabilmişti. 2009 yılında ise sayısalda 16, EA puan türünde 27 ve sözelde ise 41. olmuştur. 145 üstü puan alabilenler sıralamasında ise yine 41. sıradadır. Yani 81 ilde 41. olabilen bir Bursa var karşımızda. ÖSS'de sıralamalarda birkaç basamak çıkmış olmakla yetinmek durumunda kalıyoruz. Bursa, ülkemizin her alanda 4. büyük ili, ülke ekonomisine katkıda 2. il konumundadır. Özellikle eğitime yüzde 100 katkı kampanyasında Türkiye şampiyonu ama ÖSS'de 81 il arasında 41. sırada. ÖSS ile alakalı bu tablonun gerekçesi olarak, Bursa'da meslek lisesi oranının yüksek olması ifade edilmektedir. Peki, orta öğretimdeki bu başarı düşüklüğünün nedeni nedir? Bu konu ilgili makamlar tarafından mutlaka ve ciddiyetle ele alınmalıdır” dedi. ÜNİVERSİTE KONTENJANLARI PERİYODİK OLARAK ARTIRILMALI SBS ve ÖSS’de başarının sağlanabilmesi için müfredat programlarında köklü değişikliklere ihtiyaç olduğunun altını çizen Yılmaz, “İlköğretim ve ortaöğretim programları yeniden ele alınmalı, çağdaş, bilimsel, ezbercilikten uzak bir sistem ihdas edilmelidir. Okullarda derslik, öğretmen açığı hala sürmektedir. Üstelik fiziki mekânlar da yetersizdir. Laboratuarı, bilgisayar odası, hatta kütüphanesi bulunmayan okullar vardır. Bu nedenle okullardaki derslik ve öğretmen açığı hızla giderilmeli, okulların fiziki mekânları çağın ihtiyaçlarına cevap verebilecek duruma getirilmelidir. Öğrencilerin dershanelere bağımlılığın azaltılması, öğrencinin okul derslerine yönelik ilgisinin artırılması için okul ve öğretmen etkisinin artırılması gerekmektedir. Bunun için derslik başına düşen öğrenci sayısı azaltılmalı, öğretmenin bir öğrenciye ayırabileceği süre artırılmalıdır. Okul-aile dayanışması sağlanmalıdır. Aile çocuğuyla yakından ilgilenmeli, okulda yapılanları desteklemeli, okul ile işbirliği yapmalıdır. Öğrenci eleme sistemi doğru ve amacına uygun bir hale getirilmelidir. Ortaöğretim başarı puanının etkisi artırılmalı, öğrencinin okula bağlanması sağlanmalıdır. Soruların ağırlığı, müfredat programları ile uyumlu hale getirilmelidir. Ayrıca fırsat eşitsizliği vardır. Bu eşitsizlik bölgelerarası olduğu gibi, aynı ilin farklı semtlerinde, hatta aynı semtin farklı mahallelerinde bile görülmektedir. Maddi durumu iyi olan ailelerin çocukları daha iyi bir eğitim alabilirken, dershaneye giderken, özel ders alırken, yoksul ailelerin çocukları sadece okulda aldığı eğitimle sınava hazırlanmaktadır. Bu noktada eğitimde fırsat eşitliği mutlaka sağlanmalıdır. Üniversite kontenjanları önümüzdeki yıllarda periyodik olarak artırılmalıdır. Ayrıca yeni açılan üniversitelerin öncelikle verimine ve kalitesine önem verilmeli, bu üniversiteler tabela üniversitesi olarak kalmamalı, fiziki mekân ve akademik kadro ihtiyacı hızla karşılanmalıdır” diye konuştu.