Ana Sayfa
Gundem

Büyükşehirden 7 Aydır Faydalanamıyoruz

İnegöl’de partililerle buluşan SP Genel Başkan Yardımcısı Atik Akdağ, konuşmasında âdil düzeni anlattı.

20 Ağustos 2025 - 06:35 Adem Demir 7 dk

İnegöl’de partililerle buluşan SP Genel Başkan Yardımcısı Atik Akdağ, konuşmasında âdil düzeni anlattı.

Saadet Partisi (SP) İnegöl İlçe Teşkilatı’nın Ekim ayı İlçe Divan Kurulu Toplantısı önceki akşam Sani Konukoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa SP Genel Başkan Yardımcısı, Genel Merkez Tanıtma Başkanı Atik Akdağ, SP Bursa İl Teşkilat Başkanı İsmail Özdemir ve yönetim kurulu üyeleri, SP İlçe Başkanı Ertan Sütçü ve yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda partili katılım gösterdi.

BÜYÜKŞEHİR, İNEGÖL’Ü ORTADA BIRAKTI

Gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan SP İlçe Başkanı Ertan Sütçü, “Rahmetli hocamızın bizlere bıraktığı bu kutsal emaneti hedefine ulaştırmak için canla başla çalışmaya her türlü maddi ve manevi fedakârlığı yapıp, özlenen milli görüş anlayışını, genelde ve yerelde iktidara taşıyacak azme ve inanca sahibiz elhamdülillah ve bu hederimize Allah’ın izniyle en kısa zamanda ulaşacağız. Yerel seçimlerin üzerinden yaklaşık olarak 7 ay geçti. Bizler İnegöllüler olarak, iktidar partisinin öve öve bitiremediği Büyükşehir’in avantajlarından 7 aydan bu yana faydalanmayı bekliyoruz. Biz, ilçe belediyemizin yapamadığı Büyükşehir'e devrettiği hizmetlerin bir an önce yapılarak ilçemizin yaşanabilir bir İnegöl olmasını beklerken, mevcut hizmetlerinde aksadığını hatta Büyükşehir’in ilçemizin gelirlerine el koyarak İnegöl’ü ortada bıraktığını görüyoruz. Buna karşılık ise belediye başkanımızın, bugüne kadar ertelediği, yapamadığı hizmetlerden kaçış için sığındığı liman olan büyükşehirden hizmet beklerken, mevcut imkânları da kaybetmenin verdiği çaresizliğini, başkanımızın sessiz çığlıklarını duyuyoruz. Bu da gösteriyor ki; hükümet, büyükşehir ve ilçe belediyesi aynı partiden olursa çok hizmet alırız düşüncesinin maalesef geçersiz olduğunu gördük. Herkes kendi derdine düşmüş durumda” dedi.

AKTAŞ, MİLLİ GÖRÜŞ’E DANIŞMALI

Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a öneride bulunan Ertan Sütçü, “Belediye Başkanımıza önerimiz şudur; Milli Görüş belediyeciliği döneminde ki kıt imkânlarla, büyük hizmetler nasıl yapılmış diye merak edip, o dönemde görev yapan büyüklerimizden ve aynı anlayışa sahip milli görüşçülerden fikir almasıdır.  Biz inanıyoruz ki; iman varsa imkân da vardır. Bu inancı gerçekleştirecek ise sadece Milli Görüş kadrolarıdır” şeklinde konuştu.

“MİLLİ GÖRÜŞ, BU MİLLETİN İNANCIDIR”

Merhum Necmettin Erbakan’ın sözleri ile konuşmasına devam eden Sütçü, “Hocamız; ‘Bu işler çoluk çocuk işi değil, isteseniz de istemeseniz de anahtarları getirip teslim edeceksiniz. Biz istiyoruz ki, kafanızı gözünüzü kırmadan gelin’ derdi. Milli görüş; bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür. Asıl marifet, yük altında ve hizmet esnasında sadık ve sağlam kalabilmektir. Yoksa çay sohbetlerinde ve edebiyat kürsülerinde kahramanlık satmak kolaydır. Nedir değişmez gerçekler; saadete ancak milli görüşle erişilebilir. Milli görüşün bir tek partisi vardır, o da Saadet Partisi’dir. Eğer birisi ben de Milli Görüşçüyüm diye ortaya çıkarsa palyaçoya benzer” diye konuştu.

 

ELLERİNDEKİ PUSULALAR YANLIŞ

SP Bursa İl Teşkilat Başkanı İsmail Özdemir, “Seçimlere çok kısa bir zaman kaldı. İnşallah İnegöl’ümüzde, Bursa’mızda, ülkemizde ve tüm dünyada heyecan uyandıracak Milli Görüşün iktidara gelmesini sağlayacak toplantı olmasını diliyorum. Biz ne istiyoruz? Bizim şahıslarla bir işimiz yok. Tayyip Erdoğan da Ahmet Davutoğlu da Kemal Kılıçdaroğlu da Devlet Bahçeli de bu memleketin evladıdır. Bizim şahıslarıyla hiçbir alıp veremediğimiz yok. Yine biz inanıyoruz ki, hangi partiye oy vermiş olursa olsun, insanlarımız ve milletimiz daha iyi bir Türkiye olsun diye oy veriyorlar. Ancak yıllardan beri anlatmaya çalıştığımız, Saadet Partisi’nin ve Milli Görüş’ü temsil eden partilerin dışındaki partilere vermiş olduğuz oylar maalesef isteklerinizi gerçekleştirmeyi sağlamıyor. Çünkü milli görüşü temsil eden partilerin dışındaki partilerin ellerindeki pusulalar yanlış. Güney’e gidecekler Güney diye Batı’yı gösteriyor. Bu yüzden sizlere mutluluk ve huzur getirmeleri mümkün değil. İlçe halkımızdan özellikle şunu rica ediyorum; önümüzdeki seçimlerde lütfen takım tutar gibi parti tutmayı bir kenara bırakalım. İnsanları ötekileştirmeyi bir kenara bırakalım. Alın terimizi sömüren, faizci ve kapitalist düzeni değiştirmeden mutlu olmamız mümkün değil. İlçe halkımız gelin, emeğinizi sömüren, alın terinizi sömüren, her gün borcunuzu arttıran, bizleri borca batıran bu düzeni değiştirelim.”dedi.

İNEGÖL’ÜN AYRI BİR YERİ VAR

Son olarak kürsüye çıkan toplantının onur konuğu SP Genel Başkan Yardımcısı, Genel Merkez Tanıtma Başkanı Atik Akdağ ise, “İnegöl teşkilatımızın bizde ayrı bir yeri var. Birincisi her zaman canlılığı, gayreti, azmiyle İnegöl teşkilatı varlığını ortaya koyar. Yer yer Bursa İl Teşkilatımızdan bile fazla gayret ortaya koyarak, her zaman göze batan bir tarafı vardır. İkincisi rahmetli hocamızın ifadesiyle Rumeli Beylerbeyi iltifatını içinde barındıran bir teşkilat mensubunu içinden çıkarmıştır. Halil İbrahim Çamlıdere amcamız” dedi.

 

CİĞERİMİZ YANA YANA BİR KURBAN BAYRAMI GEÇİRDİK

Kobani’de yaşanan olaylara değinen Ağdağ, “Bir Kurban Bayramı geçirdik. Yanı başımızda bir ilçe, nüfusu normal de 70-80 bin ama Suriye’deki iç karışıklıktan ötürü 200 binlere çıkmış, Kobani… Oranın resmi adıyla Aynülarap denen bölgede insanların birbirini katlettiğini canlı yayınlar eşliğinde izleyerek bir Kurban Bayramı idrak ettik. Dünyanın her tarafında zulmün kol gezdiği, Müslümanlara her türlü zulmün yapıldığı bir zaman diliminde Kurban Bayramı idrak ettik. Ciğerimiz yana yana, içimizde o kor ateşi hissederek bir Kurban Bayramı idrak ettik. Cenab-ı Hak, tam tersine bu zulüm dünyasını bir adalet dünyasına çevirecek çalışmaları yapmayı bizlere nasip etsin” şeklinde konuştu.

“NE YAPARSA YAPSIN AHRETTE HESABINI VEREMEZ”

Küçük kardeşini dil çalışmaları için Afrika’ya gönderdiklerini belirterek sözlerine devam eden Ağdağ, “İki gün evvel geldi, konuşurken şöyle bir şey ifade etti; bizim orada himaye ettiğimiz bir çocuk var, adı Samuel. Normalde ailesi Müslüman, ama aile şartlarında yetişemediği için 30’lu yaşlarına gelmiş ama ev ortamını yeni görmüş. Yani hep sokaklarda büyümüş. İnancını da bu sebepten ötürü öğrenememiş. Kendini Müslüman görüyor, ama Müslümanlık nedir ondan da hiç haberdar değil. Gel biz senin isminin başına Musa koyalım, Samuel pek Müslüman ismi değil dediklerin de, Musa’yı kabul ediyor ama Samuel ismini değiştirmek istemiyor. Bizim bildiğimiz İsmail, onlarda Samuel. Bu yüzden değiştirmiyor. Şimdi biz Müslümanız, bütün insanların saadeti için çalışıyoruz. Filistin’de, Afganistan’da, Keşmiş’de, Katani’de zulüm var, var da var. Beraberinde hiç haberimizin olmadığı böyle coğrafyalarda da ana yok, baba yok, 30 yaşına kadar ev görmeden büyüyen insanlar var. Bir insan, bir Müslüman o çocuğun hesabını düşünmeden geceyi geçiriyorsa, kusura bakmasın ama ne kadar namaz kılarsa kılsın, ne kadar oruç tutarsa tutsun onun hesabını ahirette veremez. İşte bu inanç, bu şuur bizi Milli Görüşçü kılıyor. İşte bu inanç, bu şuur bizi Saadet Partili olmaya mecbur kılıyor. Yeryüzünde yeni bir dünyanın kurulması için bize çok büyük ve ağır veballer yüklüyor. Bunun için bizde ara sıra bir şeyler oluyor. Teşkilatımız için ya bir hava lazım, bir heyecan lazım diye dalgalanmalar oluyor. Heyecan mı istiyorsunuz, Gazze’ye bakın, bacağı kopan çocuğa bakın, bu size en büyük heyecandır. Çünkü o çocuğun zulümden kurtulması için üzerimize düşen vazifeyi sonuna kadar yapmak, bizim en büyük hükümlülüğümüzdür. Bize verilebilecek en büyük heyecan budur” diye konuştu.

BİZDEN BAŞKA ‘YENİ BİR DÜNYA’ DİYEN YOK

Rahmetli Erbakan hocanın son Genel Başkan olduğu dönemde yine bir Kurban Bayramı yaşadıklarını belirten Ağdağ, “Ankara İl Teşkilatımızın bayramlaşması vardı. Orada İslam dünyasında yaşanan zulümleri gelenlere izletti. Sonrasında ‘Bunları gördünüz mü?’ dedi ve ‘İşte bunların vebali salondaki insanların üzerindedir’ dedi. Çünkü bizim dışımızda, Milli Görüş dışında, Saadet Partililer dışında ‘Yeni bir dünya’ diyen yok ki. Yeni bir dünya demezseniz, eski dünyaya tabi olmuşsunuz demektir. Eski dünya nedir? Bugünkü Birleşmiş Milletler, NATO, uluslararası kuruluşlar ve onların bugün oluşturduğu zulüm dünyasıdır. Siz yeni bir dünya kurmazsanız bu zulüm dünyasının bir taşeronu olmaktan öteye geçemezsiniz. O taşeronlukta Irak’ı üçe böldürür, Suriye’yi kaça bölüneceği belli olmayan bir hale getirir, Afganistan’ı ikiye böldürür, Sudan’ı üçe böldürür, Libya’yı üçe böldürür. Allah muhafaza ahrette de hangi hale düşürür. Onun için bizden başka ‘Yeni bir dünya’ diyen yok. Saadet Partisi’nden başka ‘Yeni bir dünya’ diyen yok. Bakın biz; ilimizde, ilçemizde belediyeyi alalım, yanımızdakilere rant verelim, bizler makam mevki sahibi olalım demiyoruz. Afrika’da sokakta kalan çocuğun hesabının bizden sorulacağını söylüyoruz. Niye? Çünkü biz Milli görüşçüyüz. Milli görüşün diğer bütün görüşlerden 7 tane farkı vardır. Nedir? Milli Görüş maneviyatçıdır, diğer bütün görüşler materyalisttir, dünyacıdır, tek boyutludur, üçüncü boyutları yoktur. Maneviyatçı olmak demek çok namaz kılıp, çok oruç tutmak demekte değildir. Bugünden ahirette vereceği hesabını düzgün tutarak iş yapmaktır. En önemli şey şuurdur. Bir milli görüşlü belediye başkanı iline, şehrine gelirse oranın şehri emini olduğu şuuruyla en ufak bir emanete hıyanet etmeden işini en iyi noktada yapar. Niye? Çünkü aldığı emanetin hesabının kendisinden sorulacağı şuuruyla hareket eder. İşte maneviyatçılık budur. Bu şuurla hareket edildiği için bu kadar büyük hizmetler yapılır. Bu şuuru aradan kaldırdığınızda kof yapı ortada kalır. Milli görüşün diğer bariz farkı, bizi ayıran, önemli kılan farkı adil düzenci olmasıdır. Diğer bütün zihniyetler ve partiler kapitalist faizci düzenin temsilcileridir. Ona tabi olurlar. Siz bu ülkede adil düzen kurulmalı demediğiniz müddetçe ve bunun mutlaka dünyada hâkim olması gerekir demediğiniz müddetçe, insanlığa huzur getirmeniz mümkün değildir. Çünkü faiz bir mikroptur ve bulunduğu her yeri en kötü hale getirir. Faiz girdiği yere huzur, bereket getirmez. Tam tersi insanlığı ifsad eder. O yüzden milli görüşçüler olarak en büyük farkımız adil düzeni savunuyor olmamızdır”dedi.