CHP İnegöl'den Alper Taban'a sert sorular! “Belediye kimin?”
CHP İnegöl İlçe Örgütü, Belediye Başkanı Alper Taban'a Halil Konakçı ziyareti, Aile Okulu programı, belediye hizmetleri ve kamu kaynakları üzerinden sorular yöneltti.
CHP İnegöl İlçe Örgütü, Belediye Başkanı Alper Taban'a Halil Konakçı ziyareti, Aile Okulu programı, belediye hizmetleri ve kamu kaynakları üzerinden sorular yöneltti.
CHP İnegöl İlçe Örgütü, yayımladığı basın açıklamasında İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban 'a; Halil Konakçı'nın belediye ziyareti, Aile Okulu programı, belediye hizmetleri, hava kirliliği ve kamu kaynaklarının kullanımı üzerinden çeşitli sorular yöneltildi.
KONAKÇI ZİYARETİNİ GÜNDEME GETİRDİ
Açıklamada, Halil Konakçı ve Binali Murtazaoğlu'nun İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban'ı ziyaret etmesi gündeme getirildi. 23 Eylül'de gerçekleşen görüşmede İnegöl'de yapılması planlanan Kur'an kursu projesinin ele alındığı daha önce kamuoyuna yansımıştı.
CHP İnegöl İlçe Örgütü açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:
“Sayın Taban, bu sözlere katılıyor musunuz? Katılmıyorsanız görüşmenizde itiraz ettiniz mi? Atatürkçü yurttaşın inancını sorgulayan bir anlayış karşısında belediye başkanı olarak nerede duruyorsunuz? Bunlar kişisel merakımızdan doğan sorular değildir. Kamu makamını nasıl kullandığınızı soruyoruz.”
Açıklamada Konakçı'nın geçmişte Kemalistlere yönelik kullandığı ifadeler ile Şeyh Said hakkındaki açıklaması da hatırlatıldı.
AİLE OKULU PROGRAMINI ELEŞTİRDİLER
CHP İnegöl İlçe Örgütü, İnegöl Belediyesi ile Aile Hayatı İyileştirme Derneği (AHİD) iş birliğinde 2 Ekim-13 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek Aile Okulu programını da açıklamasının gündemine aldı. Programın 7 hafta boyunca cuma günleri düzenleneceği ve farklı konuşmacıların katılacağı duyurulmuştu.
CHP açıklamasında programla ilgili şu sorular yöneltildi:
“Laik, ilerici ve kadınerkek eşitliğini savunan uzmanların katılımı için kimlere davet gönderildi? Konuşmacıları kim, hangi ölçütle seçti? Bilimsel danışmanlığı kim yapıyor? Davetleri ve harcamaları açıklayın. Belediye kürsüsünü farklı düşüncelere açın. Ailenin sorunları konuşulurken kadının eşitliği, çocuğun hakları ve bilimin birikimi masada olsun. İnegöl’ün bütün aileleri, kendilerini o belediyenin eşit muhatabı olarak görebilsin.”
BELEDİYE HİZMETLERİ ÜZERİNDEN SORULAR
CHP İnegöl İlçe Örgütü, Başkan Taban'ın 2017 yılından bu yana görevde olduğunu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Biz yolun çukurunu soruyoruz. Suyun, havanın, altyapının hesabını soruyoruz. Harcanan parayı, yapılmayan işi, tutulmayan sözü soruyoruz. Yönetimin dinî kimlikleri öne çıkaran bu tercihlerini, hizmetteki eksiklerin üzerini örtme çabası olarak görüyoruz. Siyasi eleştirimiz açıktır. İnegöllünün inancı, hiçbir yöneticinin hesap vermekten kaçacağı bir sığınak değildir. Halkın dinî duygularını siyasi kalkan yapmak, hem yurttaşa hem inanca saygısızlıktır. Belediye başkanından beklediğimiz; görevinin hesabını vermesi, eksikleri gidermesi, herkes için hizmet üretmesidir.”
CHP ayrıca belediyeden sorumluluk alanları, bütçeler, iş programları ve tamamlanma tarihleri konusunda kamuoyuna daha fazla bilgi verilmesini talep etti.
FON TASFİYELERİNİ DE GÜNDEME ALDI
Basın açıklamasında son dönemde gündeme gelen yatırım fonları ve tasarruf finansman şirketleri de yer aldı.
CHP İnegöl İlçe Örgütü açıklamasında bu başlık üzerinden denetim ve şeffaflık çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Parayı kim yönetti? Denetim nasıl yapıldı? Sorumluluk kimde? Yurttaş parasına nasıl ulaşacak? Bu soruların yanıtı hesaplarda, kayıtlarda, denetim dosyalarındadır. 'Faizsiz' sözü denetim raporu değildir. 'Helal' sözü mali güvence değildir. Dinî hassasiyeti ticari güvene dönüştürmek isteyen her yapı, paranın hesabını vermek zorundadır.”
“BELEDİYE HERKESİNDİR”
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“CHP İnegöl İlçe Örgütü olarak Alper Taban’ı açıkça uyarıyoruz: İnegöllü hemşehrilerimizin onurunu, Atatürkçü yurttaşlarımızın eşitliğini, inananın ve inanmayanın özgürlüğünü gözetmek görevinizdir. Dindarlık söylemiyle insanları ayrıştıranlara gösterilen itibarın siyasi hesabını soracağız. Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık ilkesiyle bağdaşmadığını düşündüğümüz tercihlerinizi İnegöl halkına teşhir ederek muhalefet görevimizi yerine getiriyoruz. Yetki sizdeyse sorumluluk da sizdedir. Bu sorumlulukta sizi destekleyen AKP yönetiminin de payı vardır. Biz sorularımızı sormaya devam edeceğiz. Cevabı hizmette, adalette, açık hesapta görmek istiyoruz.”
Açıklama şu sözlerle tamamlandı:
“Halkın onuru pazarlık konusu yapılamaz. Belediye herkesindir. Hesabı da herkese verilir. Bugün cevapsız bıraktığınız sorular yarın da karşınızda olacak. Unutmayacağız. Vazgeçmeyeceğiz. Halk adına, hukuk önünde hesap soracağız. Bir gün mutlaka. Ama bir gün mutlaka.”
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
“BELEDİYE KİMİN?
Değerli basın emekçileri, sevgili İnegöllüler, Belediyenin kapısında bir tabela var: İnegöl Belediyesi. O tabelanın altında bütün bir kent yaşıyor. Aynı yolda yürüyen, aynı havayı soluyan, aynı hizmeti bekleyen insanlar. İnançları ayrı, oyları ayrı, hayatları ayrı. Hakları eşit.
Sayın Alper Taban, oturduğunuz makamın anlamı budur. Belediye başkanlığı kamu görevidir. Size oy vermeyenlerin de başkanısınız. Müslümanın, başka dinlere inananın, ateistin, agnostiğin, hiçbir dine inanmayanın da. Sandık size görev verir; yurttaşları makbul olanlar ve olmayanlar diye ayırma yetkisi vermez.
Anayasa’nın 10. maddesi eşitliği, 24. maddesi din ve vicdan özgürlüğünü güvenceye alır. İnanmama özgürlüğü de bu güvencenin içindedir. Belediye hizmeti alabilmek için sizin gibi düşünmek, sizin gibi yaşamak, sizin gibi inanmak gerekmez. Halkın bütçesini yöneten herkes, halkın bütününe karşı sorumludur. Her yurttaşın onuruna, yaşam biçimine ve hassasiyetlerine eşit saygı göstermek görevinizdir.
Uğur Mumcu’nun sözünü hatırlayalım: 'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.' Öyleyse habere bakalım. Halil Konakçı, Alper Taban’ı ziyaret ediyor. Yerel basın, görüşmede bir Kur’an kursu projesinin ele alındığını yazıyor. Aynı Konakçı, kamuoyuna yansıyan konuşmasında Kemalistleri 'İslam düşmanlığı' söylemiyle hedef alıyor; 'Kemalistlerle de asla kardeş değilim' diyor.
Konakçı’nın Şeyh Said konusundaki tutumu da kayıttadır. Aralık 2023’te kamuoyuna yansıyan açıklamasında, 'Şeyh Said bir İslam kahramanıdır' diyor. Biz bu sözlerde, Cumhuriyet’e karşı isyanı din adına yücelten anlayışın bugünkü savunuculuğunu görüyoruz. Şeyh Said’i kahramanlaştıran bir kişiye belediye makamında gösterilen itibarın siyasi hesabını soruyoruz. İnegöl Belediyesi, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kurduğu Cumhuriyet’in bir kamu kurumudur. O makamı kullananlar, Cumhuriyet karşıtı bulduğumuz bu söyleme karşı nerede durduklarını açıklamalıdır.
Sayın Taban, bu sözlere katılıyor musunuz? Katılmıyorsanız görüşmenizde itiraz ettiniz mi? Atatürkçü yurttaşın inancını sorgulayan bir anlayış karşısında belediye başkanı olarak nerede duruyorsunuz? Bunlar kişisel merakımızdan doğan sorular değildir. Kamu makamını nasıl kullandığınızı soruyoruz.
Kendisini dindar diye tanıtıp başkasının vicdanına hükmetmeye kalkışan, inanmayanı aşağılayan, Atatürk sevgisinden din düşmanlığı çıkaran anlayışa itiraz ediyoruz. Dindarlık görüntüsü altında ayrımcılık üreten bu sözde dindarlığa belediye eliyle itibar kazandırılmasını eleştiriyoruz. Bir insanın inancı kendisinindir. Belediye ise herkesindir.
Uğur Mumcu, Tarikat, Siyaset, Ticaret’te şöyle yazar: 'Türkiye, bir İslamcı devlet değildir; laiktir, laik kalmalıdır. Ve laik kalacaktır.' Bu sözün belediyecilikteki karşılığı bellidir: İnanç, hizmetin ve kamu kaynaklarının dağıtımında ayrıcalık ölçüsü olamaz. Laiklik, aynı kentte farklı insanlar olarak eşit yaşayabilmemizin güvencesidir.
Şimdi belediyenin AHİD ile 2 Ekim–13 Kasım 2026 için ilan ettiği Aile Okulu programına bakalım. 'Allah Resulü’nün Eğitim Anlayışı ve Metodu', 'Modernizm Kıskacında Aile' gibi başlıklar ve konuşmacı tanıtımları, programdaki dinî çerçevenin ağırlığını gösteriyor. Laik, ilerici ve kadınerkek eşitliğini savunan uzmanların katılımı için kimlere davet gönderildi? Konuşmacıları kim, hangi ölçütle seçti? Bilimsel danışmanlığı kim yapıyor?
Davetleri ve harcamaları açıklayın. Belediye kürsüsünü farklı düşüncelere açın. Ailenin sorunları konuşulurken kadının eşitliği, çocuğun hakları ve bilimin birikimi masada olsun. İnegöl’ün bütün aileleri, kendilerini o belediyenin eşit muhatabı olarak görebilsin.
Gelelim belediyeciliğe. Alper Taban, 2017’den beri belediye başkanı. Yolları biliyor. Altyapı şikâyetlerini biliyor. Hava kirliliğini biliyor. O halde soruyoruz: Sorunu bilmekle çözmek arasındaki mesafe neden kapanmıyor? Yurttaşın şikâyetini başka bir makama aktarmak, sorumluluğun sonu değildir. İşin peşini bırakmamak, kendi yetkisindeki işi yapmak ve sonucu açıklamak gerekir.
Biz yolun çukurunu soruyoruz. Suyun, havanın, altyapının hesabını soruyoruz. Harcanan parayı, yapılmayan işi, tutulmayan sözü soruyoruz. Yönetimin dinî kimlikleri öne çıkaran bu tercihlerini, hizmetteki eksiklerin üzerini örtme çabası olarak görüyoruz. Siyasi eleştirimiz açıktır.
İnegöllünün inancı, hiçbir yöneticinin hesap vermekten kaçacağı bir sığınak değildir. Halkın dinî duygularını siyasi kalkan yapmak, hem yurttaşa hem inanca saygısızlıktır. Belediye başkanından beklediğimiz; görevinin hesabını vermesi, eksikleri gidermesi, herkes için hizmet üretmesidir.
Mustafa Bozbey’i eleştirirken gösterdiğiniz ısrarı, Büyükşehir Meclisince başkanvekili seçilen Şahin Biba döneminde de bekliyoruz. Yolun çukuru, yöneticinin parti rozetine göre değişmez. Hangi sokak kimin sorumluluğunda? Bütçesi ne kadar? Bitiş tarihi ne? Yazışmayı, iş programını, yapılan işi açıklayın. Su, çevre, trafik güvenliği ve emekçinin güvenli yaşamı için de aynı açıklığı istiyoruz.
Hava meselesi ayrıca önümüzdedir. IARC, dış ortam hava kirliliğini insanlarda kanser yapan etkenler arasında sınıflandırıyor. Belediye iyileşme açıkladı; bu iyileşmenin kalıcılığını izleyeceğiz. Ölçümler, sınır aşımı yaşanan günler, denetimler ve yaptırımlar düzenli yayımlansın. İlçe Belediyesi, Büyükşehir ve ilgili kurumlar ortak takvim açıklasın. Çocuğun akciğeri, kurumlar arasındaki yazışmalar tamamlanıncaya kadar bekleyemez.
Yurttaşın birikimine de bakalım. SPK, 23 Eylül 2026 açıklamasında 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini bildiriyor. Katılımevim ve Birevim’i kapsayan satın alma görüşmeleri KAP’a açıklanıyor. Parayı kim yönetti? Denetim nasıl yapıldı? Sorumluluk kimde? Yurttaş parasına nasıl ulaşacak? Bu soruların yanıtı hesaplarda, kayıtlarda, denetim dosyalarındadır.
'Faizsiz' sözü denetim raporu değildir. 'Helal' sözü mali güvence değildir. Dinî hassasiyeti ticari güvene dönüştürmek isteyen her yapı, paranın hesabını vermek zorundadır. Fonlarla tasarruf finansman şirketleri arasındaki para ve ortaklık ilişkileri açıklansın. Varsa usulsüzlükler, ihmaller ve sorumlular ortaya çıkarılsın. İyi niyeti sorgulanan hep mağdur olmasın.
Jet Fadıl diye bilinen Fadıl Akgündüz’ün Caprice projeleri nedeniyle 2023’te yüzlerce kişiye karşı dolandırıcılıktan mahkûm edildiği davayı unutmadık. Siirt’te 2002 seçiminin iptaliyle Akgündüz dâhil üç milletvekilinin üyeliğinin sona erdiğini, Erdoğan’ın 9 Mart 2003’te yenilenen seçimde milletvekili seçildiğini de biliyoruz. Bugün Erdoğan ve AKP iktidarından, yurttaşın birikimini koruyacak denetimin hesabını soruyoruz.
İnegöl Belediyesi de mağdur yurttaşın yanında yer alsın. Baro ve ilgili kurumlarla hukuki yönlendirme sağlasın; geçim sıkıntısına düşen ailelere destek versin. Konakçı ile görüşmede gündeme gelen kurs projesi için belediyeden arsa, tahsis veya para istendi mi, bunu da açıklasın. Kamu kaynağının her kuruşu kamuya anlatılabilmelidir.
CHP İnegöl İlçe Örgütü olarak Alper Taban’ı açıkça uyarıyoruz: İnegöllü hemşehrilerimizin onurunu, Atatürkçü yurttaşlarımızın eşitliğini, inananın ve inanmayanın özgürlüğünü gözetmek görevinizdir. Dindarlık söylemiyle insanları ayrıştıranlara gösterilen itibarın siyasi hesabını soracağız. Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık ilkesiyle bağdaşmadığını düşündüğümüz tercihlerinizi İnegöl halkına teşhir ederek muhalefet görevimizi yerine getiriyoruz.
Yetki sizdeyse sorumluluk da sizdedir. Bu sorumlulukta sizi destekleyen AKP yönetiminin de payı vardır. Biz sorularımızı sormaya devam edeceğiz. Cevabı hizmette, adalette, açık hesapta görmek istiyoruz. Çünkü Cumhuriyet’e sahip çıkmak; halkın parasına, sağlığına, emeğine ve eşitliğine sahip çıkmaktır.
Halkımız, inancını samimiyetle yaşayan dindarlarla dinî duyguları makam, para ve nüfuz için kullananları ayırt edecek sağduyuya sahiptir. Kimse bu halkın aklıyla alay etmesin. İnanca saygımız da din sömürüsüne itirazımız da açıktır. Biz, işgale ve emperyalizme karşı milletinin bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın izindeyiz.
Hz. Muhammed’in uyarısını da hatırlatıyoruz: 'Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.' Bu uyarı, dürüstlüğü, söze sadakati ve emanete bağlılığı öne çıkarır. Belediye bütçesi halkın emanetidir. Dindarlık iddiası, verilen sözün ve kullanılan kamu kaynağının hesabını verme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İnegöl Belediyesi’nde ve ülke yönetiminde halkımızın oylarıyla göreve geldiğimizde ilk işimiz, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhuriyet anlayışını kamu yönetiminde yeniden hâkim kılmak olacaktır. Belediyede halkçı hizmeti, hükümette laikliği, hukuku ve liyakati esas alacağız. Yolumuz, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yoludur: Tam bağımsızlık, ulusal egemenlik, akıl ve bilim.
Biz, Atatürk’ün partisi Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Tarihsel sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Halkımıza hakaret edenleri unutmadık. O hakaretlere çıkar uğruna göz yumanları da unutmayacağız. Halkın güvenini sömürerek zenginliğine zenginlik katan kim varsa, onun da hesabını soracağız.
Halkın onuru pazarlık konusu yapılamaz. Belediye herkesindir. Hesabı da herkese verilir. Bugün cevapsız bıraktığınız sorular yarın da karşınızda olacak. Unutmayacağız. Vazgeçmeyeceğiz. Halk adına, hukuk önünde hesap soracağız. Bir gün mutlaka. Ama bir gün mutlaka”