Devlet Bahçeli’den seçim tarihi çıkışı
MHP lideri Devlet Bahçeli, seçimlerin zamanında yapılması gerektiğini vurguladı; ABD-İran anlaşmasının sahaya yansıması ve Ortadoğu’da kalıcı barış çağrısı yaptı.
MHP lideri Devlet Bahçeli, seçimlerin zamanında yapılması gerektiğini vurguladı; ABD-İran anlaşmasının sahaya yansıması ve Ortadoğu’da kalıcı barış çağrısı yaptı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında hem iç siyasetteki "seçim tarihi" tartışmalarına hem de Ortadoğu’daki son gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Seçimlerin zamanında yapılması gerektiğini belirten Bahçeli, yeni cumhurbaşkanı adayı arayışlarına karşı net bir duruş sergilerken, ABD ile İran arasında yürütülen anlaşma sürecine destek vererek mutabakatın sahaya da yansıması gerektiğini dile getirdi.
Bahçeli, ABD-İran hattında yürüyen görüşmelerin yalnızca diplomatik metinlerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayıp, "Mutabakat kâğıt üzerinde kalmamalı" sözleriyle bölgedeki gerilimin düşürülmesi için somut adım çağrısı yaptı. Konuşmasında Gazze, Lübnan, Hürmüz Boğazı ve Güney Kafkasya’daki gelişmeleri aynı jeopolitik zincirin halkaları olarak tanımlayan MHP lideri, İsrail hükümetine sert eleştiriler yöneltti.
“SEÇİMLER ZAMANINDA YAPILMALI” VURGUSU
Toplantının iç siyaset açısından en dikkat çeken bölümü, Türkiye’de seçim takvimine ve cumhurbaşkanlığı tartışmalarına ilişkin mesajlar oldu. Son dönemde kamuoyunda ortaya atılan erken seçim senaryoları ve yeni aday isimlerine gönderme yapan Bahçeli, seçim takviminin değiştirilmesini doğru bulmadığını belirtti.
MHP lideri, "Seçimlerin zamanında yapılması gerekir" diyerek, mevcut anayasal takvime işaret etti. Yeni bir cumhurbaşkanı adayı ismi ortaya atılmasını da eleştiren Bahçeli, "Yeni cumhurbaşkanı adayı olarak farklı isimler ortaya çıkıyor. Bu doğru değildir" ifadesiyle tartışmalara mesafesini koydu. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a desteğini de, "Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız" sözleriyle netleştirdi.
Böylece Milliyetçi Hareket Partisi, hem seçim takvimi hem de cumhurbaşkanlığı konusunda mevcut durumu koruyan ve iktidar blokuyla uyumlu pozisyonunu bir kez daha ortaya koymuş oldu.
ORTADOĞU DEĞERLENDİRMESİ: GAZZE, LÜBNAN VE HÜRMÜZ HATTI
Bahçeli, konuşmasının önemli bölümünü Ortadoğu’da tırmanan krizlere ayırdı. Bölgeyi "dozu artan sert güç yarışlarının" sahnesi olarak nitelendiren MHP lideri, tarihsel kökenleri eskiye dayanan hesaplaşmaların bugün yeni çatışma alanları yarattığını söyledi. Gazze’de süren saldırılar, Lübnan’daki bombardımanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik gerilimi ve Güney Kafkasya’da yeniden şekillenen dengelerin tek bir jeopolitik hattın parçaları olduğuna işaret etti.
Gazze’de dökülen sivil kanına ve Lübnan’da ateşkese rağmen süren yıkıma dikkat çeken Bahçeli, bu tabloyu küresel ekonomi ve enerji güvenliğiyle ilişkilendirdi. Hürmüz hattında yaşanan gerilimin yalnızca Körfez ülkelerini değil, daha geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi dalgalanmaya sürüklediğini belirterek, bölgedeki her gelişmenin küresel sonuçları olduğuna vurgu yaptı.
MHP lideri, "Gazze'de dökülen mazlum kanı, Lübnan’da ateşkese rağmen yükselen kıyım dumanı, Hürmüz hattında küresel ekonomiyi ve enerji arzını esir alan gerilim" ifadesiyle, çatışmaların birbirini tetikleyen ve bütünlüklü okunması gereken krizler olduğunu dile getirdi.
İSRAİL’E SERT ELEŞTİRİ VE NETANYAHU MESAJI
Bahçeli, 7 Ekim sonrasında İsrail’in yürüttüğü askeri operasyonlara da ağır eleştiriler yöneltti. İsrail’in savaş hukukunun sınırlarını aştığını söyleyen MHP lideri, özellikle sivillerin hedef alınmasını ve şehirlerin büyük yıkıma uğramasını ele aldı.
İsrail’in "günahsız sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine" dönüştüğünü savunan Bahçeli, Başbakan Benjamin Netanyahu yönetimini ise "bölgenin huzuruna kast eden bir kriz üretim mekanizması" olarak tanımladı. Batı Şeria’da süren toprak gasplarına ve Lübnan’ın tarihî-kültürel dokusunun saldırılarla tahrip edilmesine atıfla, bu tablo sürerken Türkiye’ye ahlak dersi vermeye kalkmanın kabul edilemez olduğunu söyledi.
Bahçeli, Türkiye'nin hedef alındığı eleştirileri de anımsatarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik dışarıdan gelen sert söylemlerin arkasındaki siyasi niyeti sorguladı. "Türkiye’ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak" sözleriyle tepkisini dile getiren MHP lideri, Netanyahu yönetiminin "siyasi ömrünü kana bağladığını" iddia etti.
BM’YE “ÜÇ MAYMUN” TEPKİSİ
Küresel kurumlara yönelik değerlendirmelerinde Birleşmiş Milletler’i (BM) de hedef alan Bahçeli, örgütün bölgedeki katliamlara karşı etkisiz kaldığını savundu. BM’nin, bölgede yaşananlara karşı "üç maymunu oynadığını" dile getiren MHP lideri, bu yapının görevini yerine getirmediğini ve bu nedenle sorgulanması gerektiğini söyledi.
Gazze’de koşulsuz ateşkes çağrılarının BM Güvenlik Konseyi’nde veto edildiğini hatırlatan Bahçeli, bu vetoların "İsrail’in menfaatleri uğruna hizaya giren kurşun askerler" anlamına geldiğini öne sürdü. Çocukların açlıktan öldüğü bir ortamda uluslararası raporların sahadaki gerçekliği değiştirmediğini belirterek, insani durumla diplomatik dil arasındaki kopukluğu vurguladı.
Kudüs için geçmişte ortaya konan uluslararası iradeyi de hatırlatan Bahçeli, Gazze’de yaşananların "soykırım" olarak nitelendirildiği tartışmalara göndermede bulunarak, ortada bu kadar ağır suç iddiası varken atılan adımların kâğıt üzerinde kalmasının kalıcı çözüm üretmediğini savundu.
ABD-İRAN MUTABAKATI: “KAĞITTA KALMAMALI”
Bahçeli’nin dış politika başlıkları arasında en çok öne çıkanlardan biri, ABD ve İran arasında sağlandığı belirtilen mutabakat süreci oldu. Bu gelişmeyi "sevindirici" ve "memnuniyet verici" olarak nitelendiren Bahçeli, aynı zamanda ihtiyatlı bir tutum benimsediğini de gösterdi.
MHP lideri, mutabakatın önemini kabul ederken, bunun bölgedeki gerilimi otomatik olarak sona erdirmeyeceğini ifade etti. Diplomasinin devreye girmesinin "tedbir kapısının kapanması" anlamına gelmediğini vurgulayan Bahçeli, imza süreci tamamlanana kadar tarafların gerilimi tırmandırabilecek söylemlerden kaçınması çağrısında bulundu. Olası sabotaj girişimlerine karşı da dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Hürmüz Boğazı’nı "herhangi bir su yolu" olarak tanımlamanın doğru olmadığını söyleyen Bahçeli, buranın enerji arzı, küresel ticaret ve deniz güvenliği açısından stratejik bir nokta olduğuna dikkat çekti. Son haftalarda bölgede yaşanan gerilimin sadece Körfez’e değil, daha geniş bir coğrafyaya ekonomik ve siyasi "türbülans" olarak yansıdığını anlattı. "Mutabakat kâğıt üzerinde kalmamalı" sözleriyle de, anlaşmanın somut güvenlik ve istikrar adımlarına dönüştürülmesi gerektiğini dile getirdi.
Bahçeli, kalıcı barış ortamı sağlandığında Ortadoğu’yu bir "ateş çemberine" çeviren aktörlerin, geçmişteki eylemlerinin hesabıyla karşılaşacağını savunarak, uzun vadede sorumluluk tartışmalarının kaçınılmaz olduğunu öne sürdü.
“TÜRK MİLLETİ BARIŞ DÜŞMANLARININ KARŞISINDA”
MHP Genel Başkanı, Netanyahu yönetiminin Ortadoğu’daki "sükûnet ihtimalini" tehdit olarak gördüğünü ifade ederek, barış arayışına mesafeli duran her yaklaşımı eleştirdi. Türk milletinin tarihsel ve siyasal konumuna vurgu yapan Bahçeli, tavırlarının açık olduğunu söyleyerek, "Türk milleti barış düşmanlarının karşısında, mazlumların ise ebediyen yanındadır" mesajını verdi.
Bahçeli, "Kanla beslenen siyonist şer odaklarına inat" ifadesini kullanarak, bu coğrafyada barışın tüm zorluklara rağmen tesis edileceğini savundu. Bölgedeki gerginliklere rağmen Türkiye’nin mazlum halklarla dayanışma çizgisini sürdüreceği vurgulandı. Konuşmasında özellikle Gazze, Kudüs ve Lübnan üçgenine işaret ederek, bu alanlardaki gelişmelerin hem insani hem de siyasi yansımalarını birlikte değerlendirdi.
ZENGEZUR VE “TURAN KORİDORU” VURGUSU
Bahçeli’nin gündeminde Güney Kafkasya da yer aldı. Zengezur hattına dikkat çeken MHP lideri, burayı "Turan Koridoru" olarak nitelendirdi. Zengezur’un Türk dünyasının birbirine bağlanması açısından stratejik konumda bulunduğunu dile getiren Bahçeli, bu hattın açılmasının bölgesel dengeleri dönüştürebilecek boyutta önem taşıdığını savundu.
Türk dünyasının siyasi, ekonomik ve kültürel bağlarının güçlendirilmesinde Zengezur’un kritik bir rol oynayacağını anlatan Bahçeli, hem enerji taşımacılığı hem de ulaştırma koridorları üzerinden bölgesel entegrasyon tartışmalarına atıf yaptı. Bu yaklaşım, Ankara-Bakü hattının son yıllarda sıkça dile getirdiği "koridor" perspektifiyle uyumlu bir çerçeve çizdi.
İÇ SİYASET MESAJI: CUMHURBAŞKANLIĞI DENGESİ
Bahçeli’nin açıklamaları, iç politikada özellikle "yeni cumhurbaşkanı adayı" iddialarına verdiği tepki nedeniyle dikkat çekti. Son dönemde kamuoyunda dile getirilen alternatif isimler ve olası yeni siyasi arayışlar, MHP liderinin sözleriyle net bir yanıt buldu. Bahçeli, bu tür çıkarımların "doğru olmadığını" söyleyerek, mevcut cumhurbaşkanlığı düzenine bağlılığını yineledi.
"Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız" cümlesi, MHP’nin Cumhur İttifakı içindeki konumunu ve Erdoğan’a desteğini yeniden teyit eden bir mesaj olarak öne çıktı. Böylece Bahçeli, hem seçim tarihi hem de adaylık tartışmalarında partinin çizgisini açık bir şekilde ortaya koydu; erken seçim veya aday değişikliği yönündeki spekülasyonlara kapıyı kapatan bir dil kullandı.
Bahçeli’nin grup konuşması, seçimlerin zamanında yapılması gerektiği vurgusu, ABD-İran mutabakatına yönelik temkinli desteği, İsrail ve Netanyahu yönetimine yönelttiği sert eleştiriler, Birleşmiş Milletler’e ilişkin "üç maymun" benzetmesi ve Zengezur hattını "Turan Koridoru" olarak tanımlamasıyla iç ve dış politik tartışmaların merkezine yerleşti.