Gundem

İnegöl’ün Tarihi “Gülce Hatun” Romanıyla Yeniden Hayat Buldu

Lütfü Şimşek’in ilk romanı “Gülce Hatun”, İnegöl’ün göç ve kurtuluş mücadelesini duygusal bir anlatımla gün yüzüne çıkardı.

1 saat önce Hilal Gül 3 dk

Lütfü Şimşek’in ilk romanı “Gülce Hatun”, İnegöl’ün göç ve kurtuluş mücadelesini duygusal bir anlatımla gün yüzüne çıkardı.

İnegöl’ün iş ve sosyal yaşamında yakından tanınan isimlerinden Lütfü Şimşek, üçüncü kitabı ve ilk romanı olan “Gülce Hatun”u düzenlenen özel bir programla tanıttı. Bursa siyasetinden, iş dünyasından ve sivil toplum camiasından çok sayıda davetlinin katıldığı gece, yalnızca bir kitap tanıtımı değil; aynı zamanda İnegöl’ün kültürel hafızasına yapılan anlamlı bir yolculuk oldu.

93 Harbi sonrası Kafkasya’dan Anadolu’ya uzanan zorlu göç hikâyelerini merkezine alan eser, bir kadının acılarla dolu yaşamını ve İnegöl’ün kurtuluş sürecindeki mücadelesini anlatıyor. Roman, tarihi gerçeklik ile duygusal anlatımı bir araya getirerek okuyucuyu geçmişin derin izleriyle buluşturuyor.

DUYGUSAL ANLAR YAŞANDI

Programın açılış konuşmasını yapan Bursa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Alinur Aktaş, kitabın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Gürcistan seyahatlerinde yaşadıkları anıları hatırlatan Aktaş, Lütfü Şimşek’in sadece bir roman yazmadığını, aynı zamanda İnegöl’ün toplumsal hafızasını kayıt altına aldığını söyledi.

Aktaş konuşmasında, “Yazarlık yalnızca eğitimle değil; hissederek, yaşayarak ve gönülden bakabilmekle mümkündür. Lütfü Bey bu eserle sadece Gürcü göçmenlerin değil, Balkanlar’dan ve Kafkasya’dan gelen tüm vatandaşlarımızın yaşadığı büyük acıları satırlara taşımış,” ifadelerini kullandı.

Göç yollarında yaşanan dramların bugün bile dünyanın farklı coğrafyalarında devam ettiğine dikkat çeken Aktaş, bu tür eserlerin yeni nesiller için önemli bir tarih köprüsü olduğunu vurguladı.

GÜLCE HATUN’UN DESTANSI MÜCADELESİ

Romanın yazarı Lütfü Şimşek ise konuşmasında kitabın ortaya çıkış sürecini anlattı. Tarihi kaynaklardan, aile anlatılarından ve dost sohbetlerinden ilham aldığını belirten Şimşek, “Gülce Hatun” karakterinin gerçek yaşam öykülerinden beslendiğini söyledi.

Şimşek, “Bu eser yalnızca bir göç hikâyesi değil. Aynı zamanda İnegöl’ü vatan yapan insanların direnişini anlatıyor. Gülce Hatun, savaşın ortasında dimdik duran bir kadın liderin sembolüdür,” dedi.

Romanın merkezinde yer alan karakterin, Milli Mücadele döneminde “Çöreveriler” adı verilen milis grubunun başında yer alarak işgalci çetelere karşı mücadele verdiği aktarılıyor. Kitapta, kadınların savaş yıllarındaki görünmeyen kahramanlıklarına da dikkat çekiliyor.

TARİHİ DETAYLAR DİKKAT ÇEKTİ

Tanıtım gecesinde söz alan isimler de kitabın etkileyici yönlerine değindi. Katılımcılar, eserin yalnızca bir roman değil; aynı zamanda toplumsal hafızayı diri tutan önemli bir çalışma olduğunun altını çizdi.

Bülent Temelli, kitabın göçün insanlar üzerindeki derin etkisini başarılı bir şekilde anlattığını belirterek, “Bugün Gazze’de, Suriye’de yaşanan dramları daha iyi anlayabiliyoruz,” dedi.

Mustafa Şiren ise kendi aile hikâyesinin romana ilham olmasının kendisini duygulandırdığını ifade etti. Semih Şeherli de eserdeki tarihi tasvirlerin okuyucuya adeta sinema sahnesi hissi verdiğini söyledi.

İNEGÖL’ÜN KENT HAFIZASINA KATKI

“Gülce Hatun”, yalnızca bireysel bir yaşam öyküsünü değil; İnegöl’ün demografik dönüşümünü de gözler önüne seriyor. Kitapta, 1870’li yıllarda yaklaşık 10 bin nüfusa sahip olan İnegöl’ün, göçlerle birlikte nasıl büyüdüğü ve yeni köylerin nasıl kurulduğu detaylı şekilde ele alınıyor.

Yerel savunma birliklerinin oluşumu, göçmenlerin yerleşim süreçleri ve Anadolu’da yeniden kök salma mücadelesi gibi birçok tarihi ayrıntı da eserin dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor.