Ana Sayfa
Gundem

Müftülükten Türk İslam Tarihi ve Tarih Bilincikonferansı

Müftülükten türk islam tarihi ve tarih bilinci konferansı

21 Mart 2009 - 12:49 Adem Demir 3 dk

Müftülükten türk islam tarihi ve tarih bilinci konferansı

İnegöl Müftülüğü tarafından önceki akşam Sani Konukoğlu Konferans Salonunda düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Kavas, “Türk İslam Tarihi ve Tarih Bilinci” konusunda geniş bilgiler verdi. Konuşmacı olarak İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Kavas’ın katıldığı konferansı Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Adem Apak, Bursa İl Müftülüğü Şube Müdürü Eyüp Müjde, İnegöl Müftüsü Ahmet Tüccar, Türk-Diyanet Vakıf Sendikası Bursa Şube Başkanı Hilmi Şanlı, AK Partili Belediye Meclisi üyesi Mehmet Ecertaş, Türk-Eğitim Sen İnegöl Temsilciliği Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz, Memur-Sen İnegöl Temsilciliği Başkanı Ahmet Taştan, Sağlık-Sen İnegöl Devlet Hastanesi İşyeri Baştemsilcisi Hüseyin Aydın, İnegöl Vaizi Yusuf Kabakçı, İmam Hatip Lisesi Müdürü Fatih Bilican, İshakpaşa İlköğretim Okulu Müdürü Orhan Erdoğan ile oldukça kalabalık vatandaşlar izlediler. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan gecede konuşan İnegöl Müftüsü Ahmet Tüccar, “Tarih şuuru onu atmakla ve ona düşman olmakla değil, doğru ve güzel olanı muhafaza etmek ondan faydalanmakla oluşur. Çünkü eski, eski olduğu için atılmaz, güzel ve doğruysa muhafaza edilir. Yeni de, yeni olduğu için alınmaz. Ne yazık ki biz bunun zaman zaman tersini yapmışsız. Batının her malına hüviyet sormadan talip olmuşuz. Bununda getirilerini menfi manada görmüşüz. Bu anlamda bizim millet olarak kimseye tarih, şuur, kültür ve ibret bakımından ihtiyacımız yoktur. Gelin görün ki, o muhteşem mirastan bazen habersizde olmuşuz. Tarih bir milletlin hafızasıdır. Tarihine yabancı kalan milletler geçmişiyle bağını koparmış hafızası silinmiş nesillerdir. Tarih şuuru ise milletlerin öz kültür ve eğitimleriyle alakalıdır. Tarihine ve inancına yabancı nesiller şeytana taparlar. Cenab-ı Allah, bu millete Allah’ını ve Peygamberini unutturmasın” diye konuştu. Dünyada güzel bir şeyler yapmanın birinci şartının gönüllü olmak olduğunu belirtip, konferansa gösterilen ilgiden memnuniyetini dile getirerek konuşmasına başlayan Doç.Dr. Ahmet Kavas, “Türk İslam tarihi aslında İslam tarihidir. Peygamberimize ilk vahinin indiği 610 yılından bu yana insanlar Müslüman olmaya başlamış ve bu asırlar alıyor. Şuanda yüzde 99’u Müslüman olmuş bir milletiz. Bir ucu Büyük Okyanusta, Japonya’da, diğer ucu Atlas Okyanusunda, dünyada insanoğlunun yaşadığı coğrafyalarda ayak basmadık yer bırakmayan bir milletiz. Türkler gittikleri yerlerde zorla değil, hakkını vererek İslamiyeti yaymaya başlamışlar. Fatih bizim tarihimizin en önemli kelimelerinden birisidir. Fatih, fetih yapan kişilere denir. Bütün toplumları, milletleri açma, hazırlama işine fetih etmek denir. Eline kılıcı alıp saldırmak, bomba yağdırmak fetih değildir. Gerekli olduğu zaman en güzel haliyle yaparız, Çanakkale’de olduğu gibi. Tarih bir bütündür. Tarihini, geçmişini bilmenin geleceği olmaz” dedi. Osmanlı-Afrika ilişkilerine de değinen Doç. Dr. Kavas, “Bugün yüzlerce milyon insanın yaşadığı Afrika, 53 ülkeden oluşmaktadır. Bu ülkelerin İngiliz ve Fransızlar tarafından sömürülmek istenmesi Osmanlılar tarafından tam 500 yıl engellendi. İngiliz ve Fransızlar bu ülkeleri önce misyoner örgütleri ile gitmişler. Dünyada en çok misyoner örgütü olan ülke Fransa, ikinci ise Amerika'dır. Dünyanın, tarım başta olmak üzere yer altı ve yer üstü en zengin bölgesi Afrika’dır. Bir yabancı bilim adamı, ‘dünya 500 yıldır Afrika'nın zenginliği ile beslenmeye devam ediyor ama halen bitirilemedi’ diyor. Fransa ve İngiltere Afrika'yı sömürmek için 1850 yılında Afrika’yı işgal etmeye başladı. 150 yıl önce Afrika’da yok denecek kadar az Hıristiyan yaşıyordu. Afrika’da bugün Fransız ve İngiliz misyoner örgütleri tarafından 150 milyon insan Hıristiyan yapıldı. Toprakları ellerinden alınan Afrikalılar dünyanın en zengin bölgesinde fakirleştirilip, köleleştirildi” diye konuştu.