Ana Sayfa
Gundem

Okula dönüş kaygısı normal mi, ne zaman destek almak gerekir?

Okula dönüşte çocuklarda kaygı, isteksizlik ve uyum sorunları ne zaman normal, ne zaman profesyonel destek gerektirir? Uzman görüşü ve ailelere öneriler.

37 dakika önce Emrah Ufuk Çıttır 5 dk

Okula dönüşte çocuklarda kaygı, isteksizlik ve uyum sorunları ne zaman normal, ne zaman profesyonel destek gerektirir? Uzman görüşü ve ailelere öneriler.

Okulların açılmasına günler kala pek çok aile, çocuklarının okula dönüş sürecinde yaşadığı kaygı ve isteksizlikle karşı karşıya kalıyor. DoktorTakvimi uzmanlarından Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Deniz Argüz, tatil sonrası okul uyum döneminde görülen belirtilerin ne zaman olağan kabul edilebileceği, ne zaman profesyonel destek gerektirebileceği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Argüz, uzayan kaygı, okula gitmek istememe ve davranış değişikliklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

OKULA DÖNÜŞTE HANGİ BELİRTİLER NORMAL?

Uzm. Dr. Deniz Argüz'e göre tatil döneminde çocukların uyku saatleri, günlük rutinleri ve ekran kullanımında önemli değişiklikler oluyor. Okul açıldığında özellikle ilk günlerde isteksizlik, sabahları zor uyanma, ebeveynden ayrılmakta güçlük çekme ve okula karşı kaygı duyma sık görülen tepkiler arasında yer alıyor.

Yeni bir sınıfa geçmek, öğretmen değişikliği ya da tamamen yeni bir okula başlamak uyum sürecini daha da zorlaştırabiliyor. Argüz, bu dönemdeki güçlüklerin genellikle birkaç hafta içinde hafifleyerek çocuğun yeni düzene alışmasının beklendiğini belirtiyor. Ancak belirtilerin giderek şiddetlenmesi, uzun süre devam etmesi ya da çocuğun günlük yaşamını ve okul devamlılığını belirgin şekilde bozması halinde profesyonel değerlendirme gerektiğinin altını çiziyor.

ÇOCUKLARDA KAYGI HER ZAMAN SÖZLE İFADE EDİLMİYOR

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Deniz Argüz, kaygının her zaman "kendimi kaygılı hissediyorum" şeklinde dile getirilmediğine dikkat çekiyor. Özellikle küçük çocuklarda kaygı; karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, ağlama nöbetleri ya da ısrarla okula gitmek istememe gibi bedensel ve davranışsal belirtilerle ortaya çıkabiliyor.

Bu şikâyetlerin daha çok okul sabahlarında görülmesi, hafta sonu ve tatil günlerinde azalması, çocuğun okula gitmemek için yoğun çaba göstermesi ve devamsızlıkların artması durumunda ailelerin dikkatli olması gerektiği ifade ediliyor. Argüz, bu tabloların arkasında yalnızca kaygının değil; akademik güçlükler, öğretmenle yaşanan problemler, akran ilişkilerindeki çatışmalar veya akran zorbalığı gibi etkenlerin de bulunabileceğini hatırlatıyor.

AİLELERİN SAKİN VE TUTARLI TUTUMU BELİRLEYİCİ

Uzm. Dr. Deniz Argüz, okula uyum sürecinde ailelerin yaklaşımının çocuğun duygusal durumunu doğrudan etkilediğini vurguluyor. Bu dönemde ebeveynlerin sakin, destekleyici ve tutarlı bir dil kullanmasının önemli olduğunu belirten Argüz, çocuğun duygularını küçümsemek yerine onu dikkatle dinlemenin süreci kolaylaştırdığını söylüyor.

"Korkacak bir şey yok" demek yerine, "Okula dönmenin senin için zorlayıcı olabileceğini anlıyorum, bunu birlikte aşacağız" gibi ifadelerin daha kapsayıcı olduğuna işaret ediliyor. Ancak kaygı nedeniyle okula gitmeme davranışının uzun süre tolere edilmesinin sorunu kalıcı hale getirebileceği uyarısında bulunan Argüz, hedefin çocuğun duygularını kabul ederken günlük yaşama ve okula katılımını sürdürmesine destek olmak olduğunu ifade ediyor.

DÜZENLİ UYKU VE RUTİNLER UYUMU KOLAYLAŞTIRIYOR

Okula dönüşü destekleyen en önemli adımlardan birinin düzenli rutinler olduğunu belirten Uzm. Dr. Deniz Argüz, özellikle yeterli ve kaliteli uykunun; dikkat, duygusal denge ve gün içi enerji üzerinde doğrudan etkili olduğunu söylüyor. Tatil sonrası uyku saatlerini bir anda değiştirmek yerine, okul açılmadan birkaç gün önce kademeli olarak yeni düzene geçilmesi öneriliyor.

Argüz, ekran kullanımının da uyku düzeni üzerinde etkili olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle uyku saatine yakın yoğun ekran maruziyetinin uykuya geçişi zorlaştırabildiğini, bu nedenle akşam saatlerinde daha sakin ve öngörülebilir bir rutin oluşturmanın faydalı olduğunu aktarıyor. Sabah hazırlıkları, kahvaltı, okul çantasının hazırlanması ve yatış saatlerinin mümkün olduğunca düzenli olması, çocuğun kendini daha güvende ve kontrol sahibi hissetmesine yardımcı olabiliyor.

ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ VE AKRAN ZORBALIĞINA DİKKAT

Yeni eğitim dönemlerinde ya da okul değişikliklerinde çocukların arkadaş edinmek için zamana ihtiyaç duymasının normal olduğunu belirten Argüz, buna rağmen yalnızlığın uzaması, sosyal ortamlardan belirgin kaçınma, akranlarla sık çatışma ya da bu nedenle okuldan uzaklaşma eğiliminin yakından izlenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Akran zorbalığının her zaman çocuk tarafından açıkça anlatılmadığını hatırlatan Uzm. Dr. Deniz Argüz, davranış değişikliklerinin ipucu verebileceğini söylüyor. Okula gitmek istememe, daha önce keyif aldığı etkinliklerden uzaklaşma, arkadaş görüşmelerinden kaçınma, içe kapanma, huzursuz veya kaygılı görünme gibi belirtiler aileler için önemli sinyaller olarak görülüyor. Bu durumda çocuğu sorgulayıcı ya da suçlayıcı bir tavırdan kaçınıp, güvenli ve açık bir iletişim ortamı yaratmanın önemi vurgulanıyor.

AKADEMİK BAŞARI BASKISI KAYGIYI ARTIRABİLİYOR

Ailelerin akademik başarıya yönelik tutumlarının çocuk üzerinde hem destekleyici hem de baskılayıcı etki yaratabileceğine değinen Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Deniz Argüz, çocuğun değerinin yalnızca notlar ve sınav sonuçları üzerinden tanımlanmasının kaygı ve başarısızlık korkusunu artırabileceğini belirtiyor.

Ailelerin yalnızca akademik sonuçlara değil, çocuğun çabasına ve öğrenme sürecine odaklanmasının daha sağlıklı olduğunu kaydeden Argüz, her çocuğun ilgi alanı, güçlü yönleri ve öğrenme hızının farklı olduğuna dikkat çekiyor. Çocuğun bireysel özelliklerine uyumlu, gerçekçi beklentilerin psikolojik açıdan daha koruyucu bir yaklaşım sunduğunu ifade ediyor.

NE ZAMAN PROFESYONEL DESTEK DÜŞÜNÜLMELİ?

Okula dönüş sürecinde ailelere genel öneriler de paylaşan Uzm. Dr. Deniz Argüz, okulun yalnızca akademik bir ortam olarak değil, aynı zamanda çocukların sosyal, duygusal ve gelişimsel ihtiyaçlarını da karşılayan bir alan olarak görülmesi gerektiğini belirtiyor. Düzenli uyku, öngörülebilir günlük rutinler, açık iletişim ve çocuğun duygularını ciddiye almak sürecin temel unsurları arasında sayılıyor.

Her isteksizlik ya da kaygı tepkisinin bir psikiyatrik bozukluk göstergesi olmadığını vurgulayan Argüz, buna karşın belirtilerin uzun süre devam etmesi, şiddetinin artması veya çocuğun okul, aile ve arkadaş ilişkilerini belirgin şekilde bozması halinde profesyonel destek alınmasının yararlı olabileceğini dile getiriyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Okula dönüşte çocuklarda kaygı kaç hafta normal kabul edilir?

Tatil sonrası uyum sürecinde hafif isteksizlik, ayrılık zorlanması ve okula dair kaygılar genellikle ilk birkaç hafta içinde azalır. Bu belirtiler giderek hafifliyorsa ve çocuğun okula devamı büyük ölçüde sürüyorsa genellikle olağan kabul edilir. Ancak belirtiler şiddetleniyorsa, haftalar boyunca değişmiyorsa ya da devamsızlığa yol açıyorsa uzman değerlendirmesi önerilir.

Çocuğum her sabah karın ağrısı ve bulantı nedeniyle okula gitmek istemiyorsa ne yapmalıyım?

Öncelikle çocuğunuzun bedensel bir hastalığı olup olmadığının tıbben değerlendirilmesi önemlidir. Fiziksel bir neden saptanmazsa, özellikle şikâyetler okul sabahlarında artıyor, tatil günlerinde azalıyor ve okula gitmeme çabasıyla birlikte seyrediyorsa bu durum kaygı ve okul uyum sorunlarıyla ilişkili olabilir. Çocuğunuzla yargılamadan konuşmak, öğretmen ve okul rehberlik birimiyle iş birliği yapmak ve gerekirse çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek almak uygun bir yaklaşım olacaktır.