Ana Sayfa
Gundem

Paşaçayırı Yaylası'ndaki Su Projesi Yargıda! İnegöl'de Dava Süreci Başladı

Paşaçayırı Yaylası'nda planlanan su arama ve paketleme projesine karşı açılan davada Ziraat Odası ve Bursa Barosu gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı.

1 saat önce Hilal Gül 3 dk

Paşaçayırı Yaylası'nda planlanan su arama ve paketleme projesine karşı açılan davada Ziraat Odası ve Bursa Barosu gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı.

Paşaçayırı Yaylası'nda yapılması planlanan "Doğal Mineralli Su ve Doğal Kaynak Suyu Arama, Çıkarma ve Paketleme Faaliyeti" projesine ilişkin verilen ÇED kararının iptali istemiyle Bursa 4. İdare Mahkemesi'nde dava açıldı. Dava sürecine ilişkin düzenlenen basın toplantısında İnegöl Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik ile Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun açıklamalarda bulundu.

PROJE İÇİN DAVA SÜRECİ BAŞLADI

İnegöl Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, açılan davanın yalnızca belirli mahalleleri değil tüm İnegöl'ü ilgilendirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Evet arkadaşlar, bu mücadele birkaç köyün değil İnegöl’ün geleceğinin mücadelesidir."

Çelik, Paşaçayırı Yaylası'nda yapılması planlanan doğal mineralli su ve doğal kaynak suyu arama, çıkarma ve paketleme faaliyetlerine ilişkin verilen idari kararın iptali için Bursa 4. İdare Mahkemesi'nin 2024/254 esas sayılı dosyasında dava açıldığını söyledi.

Açılan davanın yalnızca bir proje iptal davası olmadığını ifade eden Çelik,

"Bu dava suyun, toprağın, tarımın, hayvancılığın ve çocuklarımızın geleceğinin davasıdır."

dedi.

SU KAYNAKLARININ KORUNMASI VURGULANDI

Çelik, konunun yalnızca Fevziye, Elmaçayırı, Turgutalp, Süley, Paşaören, Kayapınar, Doğanyurdu, Kıran, Çaydicle, Çeltikçi, İnayet ve Cerrah mahallelerini ilgilendirmediğini belirterek,

"Bu konu bütün İnegöl’ün ortak sorunudur."

ifadelerini kullandı.

Yer altı sularının idari sınırlarla hareket etmediğini dile getiren Çelik, derin kuyular ve yoğun su çekiminin farklı bölgelerdeki kaynakları da etkileyebileceğini söyledi.

Su kaynaklarının ticari bir ürün olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Çelik,

"Bizim için su, yalnızca yerin altından çıkarılıp şişelenecek ve satılacak bir mal değildir."

dedi.

Açıklamasında bölgede su kaynaklarının sınırlı olduğuna dikkat çeken Çelik, köylerde zaman zaman içme suyu, sulama ve hayvancılık açısından sıkıntılar yaşandığını belirtti.

Yeni sondaj çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çelik,

"Bugüne kadar yapılan bu su çekimlerinin köylerimizin kaynaklarına nasıl etki ettiği, hangi suyu ne kadar azalttığı bile tam olarak bilinmemektedir. Böyle bir belirsizlik içinde yeni sondajlara izin verilmesi kabul edilemez."

ifadelerini kullandı.

BUSKİ VE DSİ GÖRÜŞLERİ HATIRLATILDI

Sezai Çelik, süreç boyunca Bursa Valiliği, DSİ, BUSKİ, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Müdürlükleri başta olmak üzere ilgili kurumlara çok sayıda başvuru yapıldığını söyledi.

Başvurular sonucunda BUSKİ tarafından yapılan incelemelerde planlanan sondaj noktalarının çevresindeki su alma alanlarının mahallelere içme ve sulama suyu sağladığının tespit edildiğini ve bu nedenle sondajın uygun görülmediğini aktaran Çelik, DSİ'nin de kaynak koruma alanına ilişkin çalışmalar tamamlanmadan projeyi uygun bulmadığını ifade etti.

Çelik, bu değerlendirmelerin ardından,

"Bu proje tamamen iptal edilmelidir."

ifadelerini kullandı.

BURSA BAROSU: "SU BİR İNSAN HAKKIDIR"

Basın toplantısında konuşan Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun ise Bursa Barosu'nun hukukun üstünlüğü ve insan haklarını koruma sorumluluğu kapsamında davaya müdahil olduğunu belirtti.

Öztosun konuşmasında,

"Su bir insanlık hakkı. Hepimize ait olan bir hak."

ifadelerini kullandı.

ÇED olumlu kararının hukuka ve bilimsel verilere aykırı olduğu kanaatine vardıklarını belirten Öztosun,

"Biz gerekli incelemeleri yaptık ve verilen ÇED Olumlu kararının hukuka ve bilimsel verilere aykırı olduğunu tespit ettik. Hep beraber tüm paydaşlarımızla Bursa 4. İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması ve iptali istemli bir dava açtık."

dedi.

"BURSA SU BOLLUĞU OLAN BİR ŞEHİR DEĞİL"

Öztosun, sağlıklı bir çevrede yaşama ve suya erişimin temel insan hakları arasında yer aldığını belirterek içme suyunun ve tarımsal sulamanın öncelikli olması gerektiğini ifade etti.

Bursa'nın su kaynakları açısından zengin bir şehir olmadığını dile getiren Öztosun,

"Bursa su bolluğu olan bir şehir değil. Tam tersine artık su kıtlığı yaşanan bir şehir."

ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklığı hatırlatan Öztosun, benzer sorunların İnegöl'de de yaşanmaması gerektiğini söyledi.

ÇED olumlu kararında yeterli inceleme yapılmadığını savunan Öztosun, DSİ'nin yürüttüğü çalışmaların da bunu ortaya koyduğunu belirtti.

Konuşmasının sonunda ise şu ifadeleri kullandı:

"Hepimizin su hakkının, anayasal sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının yanındayız. Bursa Barosu da Bursa halkının yanında, bu davanın yanında. İnşallah sonuca ulaşacağız ve bu su hakkımızı, vatandaşın hakkını, halkımızın hakkını kimselere yedirmeyeceğiz."

MAHKEME SÜRECİ DEVAM EDİYOR

Basın toplantısında, davanın hiçbir siyasi parti ya da kurumun mücadelesi olmadığı, İnegöl'ün su kaynakları, tarımı ve geleceğine ilişkin ortak bir süreç olduğu vurgulandı.

Açıklamada, tüm kamu kurumları, meslek kuruluşları, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarına İnegöl'ün su kaynaklarına sahip çıkılması çağrısı yapılırken, mahkeme sürecinin devam ettiği belirtildi.