Gundem

Patronlar destekliyor işçiler isyanda

61'inci hükümetin ekonomik programında yer alan ve uzun yıllardır tartışılan kıdem tazminatı fonu konusu yeniden gerginlik yarattı. İşçi sendikaları 'kabul edilemez' derken, işveren temsilcisi örgütler 'tam destek' verdiklerini açıkladı. Peki sistem kime

14 Temmuz 2011 - 12:28 Adem Demir 10 dk

61'inci hükümetin ekonomik programında yer alan ve uzun yıllardır tartışılan kıdem tazminatı fonu konusu yeniden gerginlik yarattı. İşçi sendikaları 'kabul edilemez' derken, işveren temsilcisi örgütler 'tam destek' verdiklerini açıkladı. Peki sistem kime

 

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Kıdem Tazminatı Fonu" tartışmalarına ilişkin, "Türkiye’de işler kıdem tazminatı anlamında iyi gitmiyor. Uygulanması işçiler aleyhine, kıdem tazminatı alma hakları da çok katı. Bütün bunları içine alan bir düzenlemeyi tartışmak gerekiyor’ Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özel sektörde çalışanların kıdem tazminatlarının karşılığının olmadığını söyledi.
 
 
Özel sektörde çalışan 100 işçiden yaklaşık 95’inin kıdem tazminatı hakkını alamadığına dikkati çeken Arslan, iş mahkemelerindeki davaların yaklaşık yüzde 80’inin de kıdem tazminatlarıyla ilgili davalar olduğunu kaydetti.
 
 
Kamuda çalışanların kıdem tazminatlarını alabildiklerini ancak kıdem tazminatının alınması konusunda mevcut yasada çok ciddi sınırlamalar olduğunu belirten Arslan, kıdem tazminatı mevzuatının bir bütün olarak tartışılması gerektiğini ifade etti.
 
Özel sektörde kıdem tazminatı alabilenlerin sayısının çok düşük olduğunu dile getiren Arslan, işverenlerin kıdem tazminatını ödememek için çeşitli yollara başvurduğunu söyledi.
 
Türkiye’de milyonlarca insanın kıdem tazminatı hakkını yargıda aramak zorunda bırakıldığını, insanların uzun yıllar mahkemelerde yargı mücadelesi verdiğini belirten Arslan, "Bütün bunlar gösteriyor ki ortada kıdem tazminatıyla ilgili bir sorun var" dedi.
 
Hak-İş’in ağırlıklı sendikalarının özel sektörde olduğunu, bu nedenle kıdem tazminatı konusunda yaşanan sorunlardan rahatsız olduklarını dile getiren Arslan, şunları kaydetti: "Bu sorunun çözümünden, çözüm için de oturup konuşmaktan yanayız. Herkes masaya gelsin tartışalım, konuşalım, bir çözüm bulalım. İlle de biz kıdem tazminatı fonunun dışında hiçbir şeyi görüşmeyiz demiyoruz. Kıdem tazminatlarımızı güvence altına alacak, tazminatımızı arzu ettiğimiz zaman alabileceğimiz ve bir kısım haksızlıkların, adaletsizliklerin olmadığı bir düzeni kurabiliyorsak adı fon olmayabilir, başka bir şey olsun. Biz bu sorunun çözümünden yanayız. Bu sorunu çözmek bize düşmeli, sorunun muhatabı biziz. Kıdem tazminatı fonu sadece kıdem tazminatına bir alternatif gibi görülmemeli, böyle bir şey yok. Biz kıdem tazminatını kaldıralım, yok edelim, düşürelim diye bir tartışmanın içinde değiliz. Kıdem tazminatının rehabilite edilmesi gerekiyor, uygulanabilir, sürdürülebilir bir noktaya taşınması gerekiyor." İşverene bağımlı bir kıdem tazminatı uygulamasının riskli olacağına dikkati çeken Arslan, "Kıdem tazminatını işverenden bağımsız bir yerde tutabilirsek insanlar 10 yıl çalıştığı iş yerinden ’ben yeni bir iş buldum’ der gider. Kıdem tazminatını da fonundan alır. Bence bu uygulama bugünkü uygulamadan daha ileri" diye konuştu.
 
Sendikalaşmanın önemine vurgu yapan Arslan, özel sektörde özellikle sendikanın olmadığı iş yerlerinde kıdem tazminatı konusunda ciddi sıkıntıların yaşandığını söyledi.
 
Kıdem tazminatlarının güvence altına alınmasının Toplu Sözleşme düzeni için de gerekli olduğunun altını çizen Arslan, "Türkiye’de işler kıdem tazminatı anlamında iyi gitmiyor. Uygulanması işçiler aleyhine, kıdem tazminatı alma hakları da çok katı. Bütün bunları içine alan bir düzenlemeyi tartışmak gerekiyor" dedi.
 
DİSK GENEL SEKRETERİ GÖRGÜN:  GENEL GREVE GİDERİZ
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün de dünyadaki ekonomik kriz nedeniyle Türkiye’de son 2 yıldır krizin bütün faturasının emekçilere kesildiğini ileri sürdü.
 
İşsizlik, işten atılma, uzun çalışma saatleri, iş cinayetlerine dönüşen iş kazaları nedeniyle emekçilerin ağır bir bedel ödediğini savunan Görgün, bunlar yetmezmiş gibi şimdi de kıdem tazminatı gibi çok temel, hayati bir konuya el atılmaya çalışıldığını söyledi.
 
Sosyal taraflarla görüşmeden "işsizlikle mücadele" adı altında kıdem tazminatına dokunulmasını doğru bulmadıklarını belirten Görgün, düzenlemenin "kuralsız, güvencesiz çalışmayı" artıracağını iddia etti. Görgün, "Eğer hükümet kıdem tazminatı fonu gibi bir uygulamayı yaparsa, biz de genel grev dahil her türlü karşı koyuşu ve haklarımızı savunma mekanizmalarını devreye koyacağız" dedi.
 
Kıdem tazminatının tüm çalışanların sorunu olduğunu ifade eden Görgün, bu konuda herkesin aynı duyarlılığı göstermesi gerektiğini kaydetti.
 
Türkiye’de kıdem tazminatlarının ödenmesi konusunda çeşitli sorunların olduğuna dikkati çeken Görgün, sorunun çözümü noktasında katkı vermeye hazır olduklarını söyledi.
 
İflas eden iş yerlerindeki alınamayan kıdem tazminatları için ek bir düzenlemenin yapılabileceğine işaret eden Görgün, "Bir fon oluşturmayı, yeni baştan kıdem tazminatını zayıflatan, ortadan kaldıran bir süreci ortaya koymayı yanlış buluyoruz" diye konuştu.
 
Fon uygulamalarını "Türkiye’de kanayan bir yara" olarak nitelendiren Görgün, iyi çalıştığı söylenen İşsizlik Sigortası Fonunun bir kısmının amacına uygun kullanılmasına rağmen büyük bir bölümünün hükümetin tasarrufuna bırakıldığını iddia etti.
 
Türkiye’de fonların çok kötü kullanıldığını savunan Görgün, fonda biriken paraların bütçe açıklarını kapatmak ve çeşitli işlere finansman sağlamak için kullanıldığını ileri sürdü.
 
Kıdem tazminatı fonunun, işçi haklarını zayıflatan, emeğine el koyan, çalışma güvencesini zayıflaştıran bir uygulama olacağını savunan Görgün, işverenin isteği doğrultusunda hayata geçirilmek istenen bu uygulamaya sonuna kadar karşı çıkacaklarını söyledi.
 
Görgün, Hükümetin sosyal taraflarla görüşerek sorun yaşamadan kıdem tazminatı sorununu çözebileceğini sözlerine ekledi.
 
TÜRK İŞ: KABUL EDİLEMEZ VE ENDİŞE VERİCİ
 
Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, işverenlerin sık sık dile getirdiği ’kıdem tazminatı’ konusunun, işçilerin bilinen tüm tepkisine rağmen, Hükümet Programında yer almasının Türk-İş açısından kabul edilemez ve endişe verici olduğunu bildirdi.
 
Kumlu, yaptığı açıklamada, Türk-İş’in kıdem tazminatını, işçinin, "ödenmesi sonraya bırakılmış ücret parçası" olarak tanımladığını ve bu ana fikir etrafında yıllara yayılan bir söylem ve mücadeleyle kıdem tazminatı hakkını savunduğunu belirtti.
 
Türk-İş’in her platformda kıdem tazminatını vazgeçilmez, tartışılmaz bir işçi hakkı olarak ele aldığını, kıdem tazminatının işçi ve ailesi açısından önem ve gerekliliğini ısrarla vurguladığını ifade eden Kumlu, 7-14 Mart 1966 tarihleri arasında Ankara’da yapılan, Türk-İş’in 6. Olağan Genel Kurul Raporunda, Kıdem tazminatının "işçinin yıllarca birikmiş emeğinin karşılığı ve onun ücreti içinde yer alan ücret mahiyetinde bir gelirdir" şeklinde tanımlandığını hatırlattı.
 
Kıdem tazminatının çalışma yaşamının diğer tüm müesseselerinde olduğu gibi, sadece ekonomik değerler göz önüne alınarak düşünülmemesi gereken hassas bir konu olduğunu belirten Kumlu, şunları kaydetti: "Kıdem tazminatı, parasal değerinden öte, sosyal boyutu olan, yalnızca çalışan işçiyi değil, o emekle geçinen işçi ailesini de ilgilendiren bir müessesedir. Kıdem tazminatının sosyal boyutu, iş sözleşmesinin kurulduğu, işbaşı yapıldığı ilk andan itibaren başlar. Sözleşme ilişkisinin kurulmasıyla başlayan ve ilerleyen süre içersinde, işçinin işini iyi yapması, sadık ve dürüst olmasıyla işçi ve işveren arasında oluşan karşılıklı güven duygusu nedeniyle, işçi artık o işyerinde kalıcı hale gelir ve böylece çalışma ilişkisi uzun yıllara yayılır. Bu uzun süreye yayılan iş ilişkisi, çalışılan işin, işçi ailesinin temel geçim kaynağı olduğu inancının tüm aile fertlerince benimsenmesiyle de gelişir. Ve nihayetinde bu iş bir gün sona erdiğinde, çalışılan bunca yılın sonunda alınması sonraya bırakılmış ücret parçasının bir bütün olarak işverenden alınacak olmasıyla iş ilişkisi sonlanır.
 
İşte bu nedenle kıdem tazminatı aynı zamanda sosyal bir olgudur. Sadece bir işçiyi değil aynı zamanda o işçinin geçindirmekle yükümlü olduğu ailesini de ilgilendirir. Bu nedenle kıdem tazminatının olmadığı bir çalışma yaşamı düşünülemez."
 
HABER İŞ DE TEPKİLİ
 
Türk Harb-İş, 61. Hükümet’in Programında kıdem tazminatının kaldırılmasına yer verilmesine tepki gösterdi. Hükümetin kıdem tazminatına el uzatmasına karşı başta tüm konfederasyonlar olmak üzere üye sendikaların birlikte, dirençle ve inatla karşı koymasının gerekli olduğuna dikkat çeken Türk Harb-İş, "Hükümetin görevi ve sorumluluğu, kazanılmış bir hak olan kıdem tazminatını ortadan kaldırmak değil, ödenmesi koşullarını yaratmaktır" dedi.
 
İŞVEREN DESTEKLİYOR
 
Ankara Ticaret Odası(ATO) Başkanı Salih Bezci, Türkiye’deki işgücü maliyetlerini önemli ölçüde artıran kıdem tazminatlarının devlet eliyle oluşturulacak bir fon aracılığıyla garanti altına alınmasına ilişkin çalışmalara destek verdi. Bezci, istihdam üzerindeki kıdem tazminatı ve benzeri yüklerin azaltılmasının işsizlik sorununu da azaltacağını, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracağını bildirdi.
 
ATO Başkanı Salih Bezci, yaptığı açıklamada kıdem tazminatının, yıllardır çalışma hayatına ilişkin sorunların başında geldiğini ifade ederek, "61’inci Hükümetin programında da belirtildiği gibi, işletmeler üzerinde büyük bir baskı oluşturan ve çalışanların büyük bir kısmının da çeşitli nedenlerle alamayıp mağdur olduğu kıdem tazminatı sorununun artık çözümlenmesi gerekiyor" dedi. Vergi ve sosyal güvenlik primlerinin yüksekliğinin yanı sıra kıdem tazminatı gibi çalışma mevzuatından kaynaklanan istihdam üzerindeki yüklerin istihdamı caydırdığını ve kayıt dışı işçi çalıştırılmayı teşvik ettiğini belirten Bezci, "Çalışma mevzuatını yeniden ele alıp kıdem tazminatı ve istihdam üzerindeki benzeri yükleri azaltmak ve işgücü piyasasındaki katılıkları esnetmek, istihdamı teşvik edip işsizlik sorununu da azaltacaktır. İşgücü maliyetlerinin yüksekliği Türkiye’nin rekabet gücünü yıllardır olumsuz etkilemektedir. İşletmelerimiz hem iç hem de dış piyasalarda işgücü maliyetlerinin çok düşük olduğu ülkelerle rekabet etmekte zorlanmaktadır. Dolayısıyla İşletmelerimiz hem iç hem de dış piyasalarda işgücü maliyetlerinin çok düşük olduğu ülkelerle rekabet etmekte zorlanmaktadır. Dolayısıyla ülkemiz cari işlemler açığı sorunu yaşamaktadır. Türkiye bu sorunu ancak ihracat yaparak çözebilir. İhracat için de rekabet gücüne ihtiyacımız var" dedi.
 
TOBB BAŞKANI DÜN AÇIKLADI
 
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da aynı soruya verdiği yanıtta, "Kıdem tazminatı ve esnek çalışma da hükümetimizin programında koymuş olduğu prensipleri tamamıyla destekliyoruz" dedi.
 
Önümüzdeki dönemde aynı firmalar gibi bütün ülkelerin birbirleriyle yarışacağına dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin kurumlar vergisini yüzde 20’ye indirmesiyle ilgili düzenlemeyi Slovakya Odalar Birliği Başkanı’na aktararak Türkiye’de yatırım yapmalarını istediğinde, Başkan’ın Türkiye’nin bu indirimi yapmasının üzerinden bir ay geçtiğinde kendilerinin de Türkiye’nin yaptığı indirimin altına inmek için kurumlar vergisi oranını yüzde 19,8’e çektiğini söylediğini aktardı.
 
"Üretemezseniz, yani başınızdaki komşularınızın haline düşersiniz.
 
Hiçbir zaman bunu unutmayın" diyen Hisarcıklıoğlu, bugün Avrupa’nın tamamının sallandığını, yakın gelecekte Türkiye’nin başındaki en büyük belanın bu olacağını belirtti. Hisarcıklıoğlu, bu ülkelerde yaşananlardan iyi alınması gerektiğini söyleyerek, şunları belirtti: "Eğer bu dersi iyi almazsak Allah korusun bugün büyük felaket bizim başımıza gelir. Bugün Fransa’nın, Almanya’nın, İtalya’nın, Yunanistan’ın vazgeçmek istediği sistemi bizim koruyup kollamamız mümkün değil. Onun için burada sizin desteğiniz de çok önemli. Bu belki Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yılda 750 bin kişi istihdam piyasasına girerken bunlara iş ve aş bulabilmenin yolu üretimden geçiyor. Üretim olmadan bir şey yapamazsınız. Onun için de üretiminizde rekabetçi olmak durumunda. Tabi dünya standartlarının kesinlikle altına inmeden nasıl yapabiliyorsak bunu yapmak durumundayız. Ben bu konuda da hükümetimizin zaten halk iradesini göstermiş durumda. Halk yetkiyi AK Parti hükümetine verdi. Yüzde 50’lik oyla. O da daha önceki uygulamalarıyla daha önceki programda da vardı. Bu hükümet programında da var. Biz tam destekliyoruz."
 
PEKİ SİSTEM NE GETİRECEK?
 
Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu, Kıdem Tazminatı Fonu uygulamasıyla işverenlerin, bireysel yükümlülükten kurtulacağını ve İş Kanunu’nda da yer alan esneklik düzenlemelerine uygun olarak, kolaylıkla işçi çıkartabileceklerini savundu.
 
Müftüoğlu, 61. Hükümet Programı’nda kıdem tazminatının kaldırılacağı ve yerine bir fon kurulacağı konusunda, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, kıdem tazminatının çalışanlar için son derece önemli bir hak olmasının ötesinde Türkiye işçi sınıfı için ayrı bir önemi bulunduğunu dile getirdi.
 
Kıdem tazminatının, 1936 yılında çıkartılan 3008 sayılı ilk iş yasasında yer aldığını ve o zamandan beri uygulandığına işaret eden Müftüoğlu, "Öte yandan kıdem tazminatı, Türkiye işçi sınıfının mücadelesiyle geliştirilmiş bir haktır.
 
Bu bağlamda, 1936’da hak kazanmak için 5 yıl çalışma koşulu aranan ve 15 gün üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı, işçi sınıfının mücadelesi sonucunda 1975 yılında 1 yıl çalışmayla hak edilmeye ve 30 gün üzerinden hesaplanmaya başlanmıştır. Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin önemli bir kazanımı olan kıdem tazminatı, bugünkü uygulamasıyla pek çok gelişmiş ülkeden daha ileri düzeyde bir haktır" dedi.
 
Mevcut kıdem tazminatı uygulamasının 1 yıldan az çalışmış olan işçileri kapsamaması gibi bazı olumsuzlukları bir yana bırakıldığında işçiler için bir çok yönden olumlu sonuçlar ortaya çıkarttığına değinen Müftüoğlu, işveren için önemli bir maliyet unsuru olan kıdem tazminatının, işçi çıkartması, özellikle de toplu işçi çıkartmasını caydırıcı bir etken olduğunun altını çizdi.
 
Müftüoğlu, kıdem tazminatının, işçi çıkartılması konusundaki caydırıcı etkisinin, işçi için fiili olarak iş güvencesinin gerçekleşmesi anlamına geldiğini, işsiz kalan işçinin yeni iş bulana kadar geçecek sürede yaşamını sürdürebileceği bir güvence olduğunu ve bu özelliğiyle bir ölçüde de olsa işsizlik sigortası işlevi gördüğünü belirtti. Müftüoğlu, emekli olan işçinin kıdem tazminatı ile eline geçen toplu paranın, emeklilik ikramiyesi niteliği taşıdığını söyledi.
 
Hükümetin, çalışma yaşamının yeni liberal politikalar doğrultusunda yeniden düzenlenmesi kapsamında gündeme getirdiği kıdem tazminatının bir fona devredilmesiyle Türkiye emekçilerinin 36 yıllık bu kazanımını da ortadan kaldırmak istediğini ileri süren Müftüoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "Çalışma yaşamına ilişkin diğer yasal düzenlemelerde olduğu gibi Kıdem Tazminatı Fonu uygulamasının da temel gerekçesi, ILO ve AB normlarına ’uyum’dur ve diğer ’uyum’ yasaları gibi sermayenin çıkarlarına uygun düzenlenmeler getirmektedir. Buna göre işverenler, yeni düzenlemeyle bireysel yükümlülükten kurtulacak ve İş Kanunu’nda da yer alan esneklik düzenlemelerine uygun olarak, kolaylıkla işçi çıkartabileceklerdir. Öte yandan, işçilere geri dönüşü uzun zamana yayılmış olan fondaki birikimler, borsa, mevduat gibi yöntemlerle kredi olarak sermayeye aktarılacaktır.
 
Kıdem Tazminatı Fonu, sermayeye önemli ölçüde çıkar sağlarken, mevcut kıdem tazminatı uygulamasının, işçiler için son derece önemli olan iş güvencesi ve işsizlik sigortası işlevlerini de ortadan kaldırmaktadır. Sermaye kesimi, Mart 2002’de uygulamaya giren işsizlik sigortası ve Mart 2003’de uygulamaya giren iş güvencesini gerekçe göstererek, kıdem tazminatının bu işlevlerinin ortadan kaldırılmasına haklılık zemini aramaktadır. Ancak, gerek işsizlik sigortası, gerekse, iş güvencesine ilişkin yasal düzenlemeler, tamamen göstermeliktir ve kıdem tazminatının bu konulardaki işlevini yerine getirmesi mümkün değildir.
 
Kıdem tazminatının bir ’fon’da toplanmasının diğer önemli bir sakıncası da, emekçilerin, tasarrufu teşvik, konut fonu ve en son İşsizlik Sigortası Fonu gibi örneklerden çok iyi bildiği ’fon’ uygulamalarının yönetimi ve sonuçlarına ilişkindir."