Sakaryadaki go-kart kazası
Sakaryada Go-Kart pistinde kaşkolunun karting aracının aksına dolanması sonucu başı koparak ölen üniversite öğrencisi Tuğba Erdoğanın babası Süleyman Erdoğan, mahkemenin verdiği karara tepki göstererek, Türk hukukuna kesinlikle güvenmediğini söyledi
Sakaryada Go-Kart pistinde kaşkolunun karting aracının aksına dolanması sonucu başı koparak ölen üniversite öğrencisi Tuğba Erdoğanın babası Süleyman Erdoğan, mahkemenin verdiği karara tepki göstererek, Türk hukukuna kesinlikle güvenmediğini söyledi
Sakaryada Go-Kart pistinde kaşkolunun karting aracının aksına dolanması sonucu başı koparak ölen üniversite öğrencisi Tuğba Erdoğanın babası Süleyman Erdoğan, mahkemenin verdiği karara tepki göstererek, Türk hukukuna kesinlikle güvenmediğini söyledi.Acılı baba Süleyman Erdoğan, memleketi Kütahyanın Gediz ilçesinde yaptığı açıklamada, mahkemenin verdiği karara tepki gösterdi. 634 gün sonra avukatıyla yaptığı görüşmede aldığı neticenin kendisini çok üzdüğünü belirten Erdoğan, "Sadece beni üzmedi, etrafımdaki tüm arkadaşlar da bu sözleri duyduklarında çok üzüldüler. Gelen tepkiler bunun üzerine. Tabii ki ilk olarak bir üst mahkemeye itirazımızı yapacağız. Bilirkişi raporunda kızımın suçlu olmadığı halde hakim beyin verdiği kararda kızım suçlu görünmüş. İnsan hayatının Türkiyede çok ucuz olduğunu gördüm bu kararda. Hani bir kural vardır, trafiğe çıkan araçlar 8de 2 suçludur, hiç suçu olmasa bile 8de 2 suçu olur. Ben Türkiyede yaşayanları da 8de 6 suçlu olarak görüyorum çünkü kendi güvenliğini alacaksın, eksiklerini kendin gidereceksin, kontrollerini kendin yapacaksın, yoksa suçlusun. Belediyenin ruhsatları, kamunun verdiği izinler, hiçbirisi geçerli değil, sadece kendini kontrol edeceksin. Kendini kontrol etmez, yaralanır ölürsen suçlu sen oluyorsun Türkiyede. Tabii ki çok yıkıcı bir sonuçtu bu sonuç. Ben sadece, hakim dahil hepsini Allaha havale ediyorum. Elimden fazla bir şey gelmiyor fakat Türk hukukuna kesinlikle güvenmiyorum, Türk adaletine kesinlikle güvenmiyorum. İnşallah güvenimi yerine getiririz sonunda. Ben kızımı öldüğü gün adalete teslim etmiştim. Çocuklarıma, geride kalan iki çocuğuma bunu anlatmakta zorlanıyorum. Yani, Ablanız suçluymuş, kaşkol takmış, ne bileyim o alete binmekle suçlu oldu diyemiyorum. Nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Bunu bir bilen varsa bu adalet tarafından bana bildirilsin, bu o çocuklarımı ikna edeyim o yönde. Başka türlü ikna etmem çok zor oluyor. Adaletin kestiği parmak kanamaz, diyoruz ama bunda gerçekten adaletin kestiği parmak çok kanadı. Adalete güvenmekle insanlar hata mı yapıyor diye insan kendi kendine soruyor. Yeni bir Türkiye açıldığı söylenen Türkiyede adalet hala gerideyse, Türkiyede ölümler olur, kontroller olmaz noktasından bir an önce çıkmalı. Belediye bu sorumluluğun altında. İmza atanlar, ne bileyim kontrol yapanlar bu kontrollerini daha güzel yapsınlar diye bizim mücadelemiz vardır, yoksa Sakarya Belediyesinde çalışan, ruhsat veren arkadaşların hiçbirisiyle düşmanlığım yok. Hiçbirisini tanımam, bilmem ama onların ceza almasını istememdeki yegane sebep, bundan sonra verilecek izinlerde daha dikkatli davranılması, tüm kamunun daha dikkatli davranması. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Daha fazla bir şey içimden geçmiyor. İnşallah üst mahkemede bu karar düzelir, bu karardan sonra daha etkin bir karar verilir. Böyle suçlusun denen, ölenin suçlu olduğu bir ülke herhalde yoktur. Ama Türkiyede halk arasında söylenen laf gibi, Burası Türkiye, insan hayatının değeri yok safhasından çıkılsın. Hükümet yetkililerine bu işin üzerine gitmeleri için buradan sesleniyorum ifadelerini kullandı.