Sivas Kongresi Nedir, Neden Önemlidir? İşte Tarihi Kongrenin Detayları
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları öncülüğünde 4-11 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi, ulusal direnişi birleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini attı. İşte önemi ve alınan kararlar.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları öncülüğünde 4-11 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi, ulusal direnişi birleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini attı. İşte önemi ve alınan kararlar.
SİVAS KONGRESİ NEDİR, NEDEN ÖNEMLİDİR?
Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin dönüm noktalarından biri olan Sivas Kongresi, 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas’ta toplandı. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde gerçekleştirilen kongre, ulusal direnişi tek çatı altında toplayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde kritik bir rol üstlendi.
TARİHİ VE AMACI
Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi’nde alınan kararları genişleterek tüm ulusu kapsayan bir nitelik kazandı. Amaç, işgal altındaki toprakların kurtarılması ve milletin bağımsızlığının sağlanmasıydı.
ALINAN KARARLAR
Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapılan Ateşkes Anlaşması'nın imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırlarımız içinde kalan ve her noktasında çok büyük bir İslâm çoğunluğunun bulunduğu Osmanlı ülkesinin parçaları birbirinden ve Osmanlı topluluğundan parçalanamaz ve hiçbir sebeple ayrılmaz bir bütündür. Bu ülkede yaşayan bütün Müslüman halklar, birbirine karşılıklı hürmet ve fedakârlık duygularıyla dolu, birbirlerinin ırkî ve sosyal haklarına saygılı, yaşadıkları muhitin şartlarına tam olarak riayetkâr öz kardeştirler.- Osmanlı toplumunun bütünlüğü, milli istiklalimizin sağlanması, Hilâfet ve Saltanat yüce makamının dokunulmazlığı için Kuva-yı Milliye'yi etkili ve milli iradeyi hâkim kılmak esastır.
- Osmanlı topraklarının herhangi bir parçasına karşı yapılacak müdahale ve işgale ve özellikle vatanımız içinde müstakil birer Rumluk ve Ermenilik kurulmasına yönelik hareketlere karşı, Aydın, Manisa ve Balıkesir cephelerindeki milli cihatlarda olduğu gibi, elbirliğiyle savunma ve direnme esası meşru kabul edilmiştir.
- Öteden beri aynı vatan içinde birlikte yaşadığımız, bütün gayr-i müslim azınlıkların her türlü hakları bütünüyle mahfuz bulunduğundan, bu azınlıklara siyasî egemenlik ve toplumsal dengemizi bozacak imtiyazlar verilmesi kabul edilmeyecektir.
- Osmanlı Hükümeti bir dış baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk ve ihmal etmek zorunda kalırsa, Hilafet ve Saltanat makamı ile vatan ve milletin dokunulmazlığını ve bütünlüğünü sağlayacak her türlü tedbir ve kararlar alınmıştır.
- İtilaf Devletleri'nce Ateşkes Anlaşması'nın imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırlarımız içinde kalıp İslâm çoğunluğunun oturmakta olduğu, kültür ve medeniyet üstünlüğünün Müslümanlarda bulunduğu ve bir bütün teşkil eden vatan topraklarının taksimi görüşünden büsbütün vazgeçip, bu topraklar üzerindeki tarihi, ırki, dini ve coğrafi haklarımıza riayet edilmesine ve buna aykırı teşebbüslere son verilmesine ve böylece hakka ve adalete dayalı bir karar alınmasını bekleriz.
- Milletimiz insani, muasır (çağdaş) gayeleri yüceltir, teknik, sınaî ve ekonomik durumu ve ihtiyacımızı takdir eder. Böylece devlet ve milletimizin iç ve dış bağımsızlığı ve vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak şartıyla, altıncı maddede yazılı sınırlar içinde, milliyet esaslarına saygılı olan ve memleketimize karşı istila emeli gütmeyen herhangi bir devletin teknik, sınaî, ekonomik yardımını memnuniyetle karşılarız. Bu adaletli ve insani şartları(ın gerçekleşmesi), bir barışın acilen kararlaştırılması, insanlığın selameti ve dünyanın esenliği adına, en has milli temelimizdir.
- Milletlerin kendi geleceğini bizzat kendilerinin tayin ettiği bu tarihi dönemde İstanbul Hükümeti'nin de milli iradeye bağlı olması zaruridir. Çünkü milli iradeye dayanmayan herhangi bir hükümetin keyfi kararlarına milletçe baş eğilmediği gibi, böyle kararların dışta da muteber olmadığı ve olamayacağı, şimdiye kadar geçen olaylarla ve sonuçlarla ortaya çıkmıştır. Böylece, milletin içinde bulunduğu sıkıntı ve endişeden kurtulmak çarelerine bizzat başvurmasına gerek kalmadan, İstanbul Hükümeti'nin milli meclisi hemen ve hiç zaman yitirmeden toplaması ve böylece milletin, memleketin geleceği üzerinde alacağı bütün kararları milli meclisin denetimine sunması mecburidir.
- Vatan ve milletimizin maruz kaldığı zulüm ve elemler ile ve hepsi aynı amaç ve maksatla milli vicdandan doğan vatansever ve milli cemiyetlerin birleşmesinden oluşan genel topluluk, bu kez "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adını almıştır. Bu cemiyet her türlü particilik akımlarından ve şahsi ihtiraslardan uzaktır ve arınmıştır. Bütün Müslüman vatandaşlarımız bu Cemiyet'in tabii üyeleridir.
- Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin 4 Eylül 1919 tarihinde Sivas'ta toplanan Genel Kongresi tarafından, mukaddes maksadı takip ve genel teşkilatı idare etmek için bir Heyet-i Temsiliye seçilmiş ve köylerden il merkezlerine kadar bütün milli teşkilatlar takviye edilmiş ve birleştirilmiştir.
KONGRENİN SONUÇLARI
Sivas Kongresi, hem içerde hem de dışarıda önemli sonuçlar doğurdu:
Ulusal mücadelenin tek merkezden yönetilmesi sağlandı.
Heyet-i Temsiliye kurularak tüm ülkeyi temsil edecek bir yapı oluşturuldu.
Milli egemenlik fikri güç kazandı, “halkın iradesi” temel ilke olarak kabul edildi.
Basın yoluyla mücadeleyi duyurmak amacıyla İrade-i Milliye Gazetesi çıkarıldı.
BUGÜNKÜ ÖNEMİ
Sivas Kongresi, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuş sürecinin en önemli kilometre taşlarından biridir. Bugün kongrenin yapıldığı bina Sivas Kongresi ve Etnografya Müzesi olarak ziyaretçilere açıktır. Her yıl 4 Eylül’de düzenlenen anma etkinlikleri, bu tarihi günün milletin hafızasındaki önemini pekiştirir.