Türkiye Diyanet Vakfı 4. Uluslararası İyilik Ödülleri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrine girdik giriyoruz, çok fazla bir şey kalmadı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrine girdik giriyoruz, çok fazla bir şey kalmadı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrine girdik giriyoruz, çok fazla bir şey kalmadı. Biz işgal için girmiyoruz, Afrini gerçek sahiplerine teslim etmek için giriyoruz. Batı medyasında moda ikonu edası ile pazarlanana teröristlerin vahşi, gaddar ve katil yüzleri böylece ifşa oluyor dedi.Türkiye Diyanet Vakfı 4. Uluslararası İyilik Ödülleri töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyede teröristlerin maskelerinin bir bir düştüğünü söyleyerek, Türk askerinin sivillerle ilgili özel hassasiyet gösterdiğini kaydetti.
Dünyanın dört bir ucundan gelen iyilik hikayeleri ile ümitlerimizi tekrar yeşerttik
4. Uluslararası İyilik Ödüllerinin en prestijli projelerinden birisi haline geldiğini söyleyen Erdoğan, Bu ödüller hem ülkemizde hem de dünyanın farklı köşelerinde gayret gösteren iyilik neferlerine umut, cesaret ve güç verdi. Bu ödüller vesilesiyle bizler de birbirlerinden değerli hayır faaliyetlerinden haberdar olduk, göz yaşartıcı hikayelere şahitlik ettik. Etrafımızda yaşanan onca savaşa, şiddete ve insanı insanlığından utandıran vahşet görüntülerine rağmen dünyanın dört bir ucundan gelen iyilik hikayeleri ile sevindik, gururlandık, ümitlerimizi tekrar yeşerttik diye konuştu.
Afrine girdik giriyoruz, çok fazla bir şey kalmadı
Hep beraber izlediğimiz hayat hikayeleri insan olarak bizi diğer varlıklardan ayıran temel hasletlerin halen diri olduğunu gösteriyor diyen Erdoğan, iyilik pınarlarının çorak gönülleri sulamaya devam ettiğini söyledi. Erdoğan, bu yıl ki iyilik ödüllerine layık görülen isimleri tek tek tebrik ettikten sonra, Dünyanın dört bir yanında diktiğiniz bu iyilik fidanlarının uzun yıllar meyve vermeye devam edeceğine inanıyorum. Bu yıl ki vefa ödülünün de çok anlamlı bir yere gittiğini görüyorum. Vefa Ödülünün milletimizin gözbebeği, istiklalimizin ve istikbalimizin teminatı, bölgemizdeki mazlumların muhafızı kahraman Mehmetçiklerimize taktim edilmesinden büyük bir memnuniyet duydum. TSKmız gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla hem vatanımızın güvenliğini temin ediyor hem de terör örgütlerinin zulmüne maruz kalan kardeşlerimizin yardımına koşuyor. Son birkaç gündür Afrinden yansıyan insanlık dışı manzaraları sizler de görüyorsunuz. Sivilleri canlı kalkan olarak kullanan, kurduğu tuzaklarla çocukları katleden terör örgütünün makyajı dökülüyor. Hamd olsun şuan itibariyle 3 bin 400 teröristi etkisiz hale getirdik. Afrine girdik giriyoruz, çok fazla bir şey kalmadı. Biz işgal için girmiyoruz, Afrini gerçek sahiplerine teslim etmek için giriyoruz. Batı medyasında moda ikonu edası ile pazarlanana teröristlerin vahşi, gaddar ve katil yüzleri böylece ifşa oluyor. Mehmetçiklerimiz ÖSO ile beraber teröristlerden temizlediği her toprak parçası ile bölge halkının geleceğini kurtarıyor. DEAŞ bahanesi ile coğrafyamıza biçilmeye çalışılan kefeni Allahın izni, milletimizin duası, kahraman askerlerimizi mücadelesi ile inşallah paramparça ettik ediyoruz. Bir asır önce nasıl Çanakkalede emperyalist hevesleri kursaklarda bıraktıysak bugün de aynısını tüm güney sınırımız boyunca yapacağız. 911 kilometre Suriye sınırı. İnsanlıktan, adalet ve merhametten taviz vermeden, hakkımızda yürütülen kara propagandaya aldırmadan, Afrini, Mümbiçi ve Suriyenin kuzeyini bu katil sürülerinden tamamen temizleyeceğiz. Bütün bu toprakları Suriyeli kardeşlerimizin emniyet ve huzur içinde yurtlarına dönebilecekleri hale getireceğiz. Böylelikle hem bölgedeki Kürt, Arap ve Türkmen kardeşlerimizi terör örgütlerinin zulmünden kurtaracak hem de Suriyenin yeniden inşasına yönelik anlamlı bir adım atacağız şeklinde konuştu.
Diyanet Vakfımız dünyanın her yerinde tüm ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşuyor
Bugün aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfının 43. kuruluş yıl dönümü olduğunu hatırlatan Erdoğan, Yarım asra yaklaşan mazisi ile Türkiye Diyanet Vakfı gerek yurt içindeki gerekse yurt dışındaki başarıları ile hayır hasenat faaliyetleri ile göğsümüzü kabartan hizmetlere imza atıyor. Dualarla, sadece Hakka ve halka dayanarak kurulan bu müessesemiz hamd olsun bugün dünyanın 140 ülkesinde vakıf geleneğimizin sancaktarlığını yapan bir abideye dönüştü. Bir avuç dert sahibi insanın yıllar önce attığı küçük adım şimdi binlerce öğrenciye sahip çıkan, yüzbinlerce mazlumun dertleri ile dertlenen, her yıl milyonlarca insana dokunan devasa bir hayır hareketinin adı oldu. İnsanlığın ve İslam ümmetinin çok ciddi sıkıntılarla yüzleştiği günümüzde Diyanet Vakfımız dünyanın her yerinde dil, din, ırk, mezhep, meşrep farkı gözetmeksizin tüm ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşuyor. Vakfımız sosyal yardımlardan eğitime, cami inşasından gönüllerin ihyasına kadar birçok alanda bir birinden değerli ve kalıcı çalışmalar yürütüyor ifadelerini kullandı.
Biz sivilleri de hedef alsaydık Afrin çoktan düşmüştü beyler
30 yıllık bir emeğin ürünü olan 44 ciltli İslam Ansiklopedisinin cumhuriyet döneminin en muhteşem kültür hazinesi olarak değerlendirildiğini belirten Erdoğan, Birçok dilde tercümesi yapılmak suretiyle ansiklopedimiz insanlığın hizmetine sunulacak dedi.
Diyanet Vakfının her yerde iyilik mühürlerine şahit olduğunu kaydeden Erdoğan, birilerinin Suriyeye binlerce kamyon dolusu silah ve mühimmat gönderirken, Türkiye Diyanet Vakfının oraya binlerce kamyon insani yardım gönderdiği ve göndermeye devam ettiğini kaydetti. Erdoğan, Kızılay, AFAD aynı şekilde. Şimdi ben dünyaya sesleniyorum, peki siz ne yapıyorsunuz? Siz varil bombaları, bombalarla Doğu Gutada binlerce çocuk, yaşlı, kadın öldürürken, siz Suriyenin genelinde 1 milyona ulaşan insanı öldürürken ve öldüren insana sahip çıkarken biz sadece mağdur ve mazlum olanlara yardım elini uzatıyoruz, aramızdaki fark bu. Bize kalkıp akıl veriyorlar, sivil insanlar ölüyor diyorlar, bilerek konuşun, bilmeden konuşmayın. Biz sivil insanları hiçbir zaman hedef almadık. Biz sivilleri de hedef alsaydık Afrin çoktan düşmüştü beyler. O kadar hassas gidiyoruz ki, aman siviller vurulmasın. Bunlarda böyle bir şey yok. Bunlar için fark etmez, bombaları yağdırıyorlar. Bizi onlardan ayıran bu. Biz bu hassasiyetimizi aynen gözeterek yolumuza devam edeceğiz. Birileri Suriyede terör örgütlerine yardıma giderken Diyanet Vakfı gibi kurumlarımız, askerlerimiz orada yaraları sarıyor. Adeta oralarda bir sivil savunma görevini icra ediyorlar. Birileri mazlumların kanı ve gözyaşı üzerinden sevilmeye çalışırken, bizim kuruluşlarımız Suriyeden Iraka kadar tüm insanlığın yüzünü ağarttı açıklamasında bulundu.
Bazı ukalalar dolaşıyor ortalarda
İslamın ihsan, ahlak ve merhamet dini olduğunun altını çizen Erdoğan, İslam dini ile ilgili bilgileri örnekler eşliğinde anlattı. Erdoğan, Birilerinin son zamanlarda söyledikleri birçok şey var. Detaya girmeyeceğim. Onların hepsi Diyanet camiasının ilgi alanındadır ve bu konuda gereğini yapacaklar. Bir şey Akifin dilinde kendini gayet güzel buluyor, bizim derdimiz, Müslüman olarak bizim hedefimiz doğrudan doğruya Kurandan alarak ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslamı. Bizim için başka kapı yok. Diğerleri lafı güzaf dedi.
Bazı hadislerden örnekler veren Erdoğan, Bazı ukalalar dolaşıyor ortalarda, bu hadisler üzerinde yok şöyle, yok böyle gibi laflar konuşuyorlar. Ben yine tekrar ediyorum, eğer bu Hadisi Şerifler Kuran-ı Kerimin hükümlerine aynen uyuyorsa bizim için sahihtir ve biz ona uyarız, kim ne derse desin diye konuştu.
Hadislerden örnekler veren ve nebevi devlet ve irşat metodunun nasıl olması gerektiğini açıkça gösterdiğinin altını çizen Erdoğan, Bu ilahi prensipler bize İslamı anlatırken nasıl hareket etmemiz gerektiğinin çerçevesini de çiziyor. Bu ilkelerin özellikle peygamberlerin varisleri şerefini üzerlerinde taşıyan alimlerimiz, ariflerimiz, hocalarımız için son derece önemli olduğuna inanıyorum. Hem dinimize yönelik saldırıların hem de İslama ve Müslümanlara olan ilginin arttığı bir dönemde hocalarımızın irşat vazifelerini ifa ederken ve İslamı anlatırken çok daha dikkatli olmaları gerekiyor. Atalarımız ne güzel söylemiş, doğru yerinden kalkıncaya kadar yalan dünyayı dolanır gelir. Öyleyse alanı boş bırakmayacağız. Tüm Diyanet camiamızın, başta Din İşleri Yüksek Kurulumuz olmak üzere, Türkiyenin dört bir yanındaki mensupları ile alanı hiçbir zaman boş bırakmayacaklar. Tüm ilahiyat fakültelerimiz, hocalarımız da alanı hiçbir zaman boş bırakmayacaklar. Ondan sonra biz vazifemizi yaptık ne oldu diyemezler. Bunun çözüme uğraması için bu vazifenin yapılması lazım ki, gelip birileri oraları işgal etmesin. Özellikle iletişim araçlarının bu derece ilerlediği, internetin, sosyal medyanın, cep telefonunun hayatımızın her anına girdiği bir dönemde menfi haber, yorum ve ifadeler çok daha hızlı yayılıyor. Soran ile sorulan arasında kalması gereken beyanlar bir anda milyonlarca insana mal olabiliyor. İlgili ilgisiz birçok kişi bunları maksadı aşacak şekilde, Müslümanları ve İslam dinini karalamak için kullanabiliyor. Müftü ve hocalarımız başta olmak üzere tüm alimlerimizin, ilahiyatçılarımızın azami hassasiyet göstermesini bekliyorum. Kimseyi incitmeyelim, güler yüzlü irşat ve tebliğ vazifemizi yerine getireceğiz. Bu süreçte İslamı anlatırken ne kınayıcının kınamasından korkacağız ne de din ve millet düşmanlarına istismar malzemesi vereceğiz. Bilhassa sosyal medyanın ve internetin parıltısına aldanmayacak, bu tür platformlara gönlümüzü kaptırmayacak, dibini görmediğimiz kuyuya asla dalmayacağız. Sözümüzün ağırlığını bir kuyumcu titizliği ile tartarak güzel sözle, güler yüzle, birliğimiz ve sevgimizle insanları İslama çağırmaya devam edeceğiz şeklinde konuştu.
Fark edilmesi en zor düşman bizim gibi giyinen, konuşan, görünendir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
Birileri bizi ısrarla FETÖ ve DEAŞın, Boko Haramın temsil ettiği bu sapık din anlayışlarına mahkum etmeye çalışıyorlar. Sahih ve sahici İslam düşüncesi yerine ehlileştirdikleri özünden ve ruhundan kopardıkları işlerine gelince de rahatça kullanabildikleri bu yapıları bize adeta dayatıyorlar. FETÖnün 15 Temmuz gecesi döktüğü onca kana rağmen Külliyenin etrafında 29 şehidimiz var. 36 gazimiz var. Bunlar bizde yara. Türkiye genelinde 251 şehidimiz var, 2 bin 193 gazimiz var. Bunlar bizde yara. Biz bunları unutmadık, unutmuyoruz ve unutmayacağız. Hukuk içerisinde de bunun bedelini ödeyecekler. FETÖnün 15 Temmuz gecesi döktüğü onca kana rağmen halen batılı ülkelerde rağbet görmesinin bu örgüte kol kanat germesinin sebebi budur. Aynı şekilde DEAŞın uzun süre bitirilmemesinin, DEAŞa katılımların önüne bilinçli bir şekilde geçilmemesinin nedeni de aynıdır. Batılıların jargonuyla söyleyecek olursak DEAŞ ve FETÖ eski Romanın sembollerinden Janusun biri doğuya diğeri batıya bakan iki yüzü gibidir. Bir başka ifadeyle bu iki örgüt Müslümanların arasına sokulmuş, içine de fitne gizlenmiş Truva atıdır. Her ikisinin de amacı iman ve itikadımızı zehirlemektir. Her iki örgütünde kuruluş gayesi Müslümanlara yönelik operasyonu kolaylaştırmaktır. İslam ümmeti olarak artık şunu görmemiz gerekiyor. Birileri bizi kendi dinimizin kavramlarıyla, kendi dinimize mensup gözüken kadrolarla vurmaya çalışıyor. Yanlışın en tehlikelisi doğruya en yakın olandır derler. Fark edilmesi en zor düşman bizim gibi giyinen, konuşan, görünendir. Mesele beyaz pirincindeki içindeki beyaz taşı bulup çıkarmaktır. Müslüman basiret ve feraset sahibi olarak bir kez ısırıldığı delikten bir daha asla ısırılmamalıdır.
Modern Hasan Sabbahların sapık ve sapkın din anlayışlarıyla evlatlarımızı efsunlamasına, neo haşhaşilere çevirmesine izin vermemeliyiz
Hayır, eğitim, cihat gibi dinimizce mukaddes olan kavramların birilerinin sinsi emellerine kolayca maske yapılmasına rıza göstermemeliyiz diyen Erdoğan, Özellikle gençlerimizin kopartılıp alınmasına 3-5 şarlatanın elinden mankurtlaşmasına asla müsaade etmemeliyiz. Unutmayın modern Hasan Sabbahların sapık ve sapkın din anlayışlarıyla evlatlarımızı efsunlamasına, neo haşhaşilere çevirmesine izin vermemeliyiz. Cihad gibi gerçekten çok önemli ve kapsamlı bir kavramın gözünü kan ve vahşet bürümüş katil sürüleri tarafından coğrafyamızın yakılıp yıkılması amacıyla kullanılmasına seyirci kalamayız. Bunun içinde din eğitimine çok büyük önem vermeliyiz. Din eğitimi ve öğretimi çalışmalarının muteber kurumlar, vakıflar ve şahıslar tarafından yürütülmesini sağlamak zorundayız. Yüzyıllardır İslam coğrafyasını aşk ve ilimle ilmek ilmek dokuyan gönül erlerinin bu süreçte daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Bizler dini ilimler ve irşat faaliyetleri açısından gerçekten zengin bir kaynağa sahibiz. Anadoluyu vatan kılan sadece akıncılarımızın kılıç sesleri değil, aynı zamanda dervişlerimizin o hu hu nidalarıdır. Bu yurt bize Sultan Alparslanın, Fatihin, Yavuzun olduğu kadar Yunus Emrenin, Molla Güraninin, Hacı Bayramı Velinin, Akşemseddinin de emanettir. Bin yıldır onca saldırıya ve ihanete rağmen bu coğrafyada tutunmamızı sağlayan Kuran ve sünnet ile kurduğumuz o muhkem bağdır. Bu noktada herkese önemli görevler düştüğüne inanıyorum. Hocalarımızın vaizlerimizin Kuran kursu öğreticilerimizin evvela kendilerini çok iyi yetiştirmeleri sonra bu birikimlerini de her cinsiyetten her yaştan insanlarımıza aktarmaları gerekiyor. Unutmayalım ki kainat boşluk kabul etmez. Siz milletimizi irşat etmezseniz, mahallenize, şehrinize, caminize sahip çıkmazsanız oralara bir başkası gelir çörekler. Allah yar ve yardımcımız olsun. Milletimizi Türkiye Diyanet Vakfı gibi dünyanın dört bir tarafında hayır ve hasenatın sancaktarlığını yapan kurumlarımıza daha fazla sahip çıkmaya davet ediyorum ifadelerini kullandı.
2018 Uluslararası İyilik Ödülleri sahipleri
Komisyonlar tarafından ciddi bir çalışma ve titiz bir değerlendirme sonucunda bu yıl Uluslararası İyilik Ödülü verilmesi kararlaştırılan isimler şöyle:
Hasan Kızıl
İyilik kahramanlarından biri Hasan Kızıl. Hasan, 22 yaşında Mardin Derikte yaşayan genç bir iyiliksever. Ona hayat tamircisi diyorlar. Hasan Kızıl, engelli hayvanlara kendi imkânlarıyla yürüteç ve protez yapıyor. İlk zamanlar oyuncaklardan, hurdacılardan bulduğu malzemelerden yürüteçler yapmaya çalışan Hasan, kendini hayvanlara adıyor ve onlara gönüllü olarak hizmet veriyor. Bugüne kadar Türkiyenin her yerinden 200 hayvana protez yapmış, iki tane ise yurt dışına göndermiş. Hasan Kızılın en büyük hedefi 4 ayağını kullanamayan hayvanlar için biyosensör teknolojisini kullanarak biyonik ayaklar geliştirmek. Üniversite sınavına hazırlanan Hasan Kızıl, hayvanlarla daha yakından ilgilenebilmek için veteriner olmak istiyor.
Sevde Sevan Usak
Tanzanyada Masaili bir çiftçi ile evli olan Sevde Sevan Usak, bölgedeki çocukların ve kadınların eğitimine destek oluyor. Sevde Sevan Usak, sadece bunlarla yetinmiyor; okul bahçelerine ağaçlar dikiyor, komşular için meyve bahçeleri yapıyor. Yaşadığı Masaili bölgesinde elektrik ve su bulunmadığı için Türkiyedeki STKlarla görüşerek bölgeye su kuyuları yapılabilmesi için STKları harekete geçiriyor ve bölgede 4 su kuyusu açılmasına yardımcı oluyor. Sevde Sevan Usak, bir süre sonra Türkiyeden denemek üzere sorgum, fiğ ve arpa tohumları götürerek bölgeye ekiyor. Bunlarla birlikte bölgedeki açlığa bir çözüm olması açısından yine Türkiyeden sebze tohumları getiriyor ve bunları eşiyle birlikte kuyulardan birinin yakın olduğu araziye ekiyorlar ve burada da çok verimli sonuçlar alıyorlar. Bu araziye ektikleri sebzelerin yetişmesi sonucu sebzeleri Ramazan ayı boyunca tüm bölge halkına iftarlık olarak dağıtıyorlar. Yakın bir zamanda Afrikada bir okulun bahçesine 160 tane meyve ekiyorlar ve bu süreçte bölgedeki tüm okulları ağaçlandırmayı planlıyorlar. İyilik gönüllüsünün hedefi ise Afrikayı bir milyon ağaçla donatarak, Afrikanın çehresini değiştirmek.
Kanber Bozan
Kanber Bozan, 49 yaşında İstanbul Üsküdarda bir bakkal. Bakkal dükkanının bir kısmını kütüphaneye çevirmiş, mahallenin çocuklarına kitap dağıtıyor ve okudukları kitap karşılığında onlara istedikleri bir şeyi bedava veriyor. Çocukların sevgili Kanber amcası, onlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak ve durumu olmayanların istediklerini alabilmelerini kolaylaştırmak için kitap karşılığında alışveriş imkânı sağlıyor. Sosyal medyada da oldukça fazla ilgi gören projeye birçok ilden kitap gönderilmiş. Hatta Kamber Bozana 5-6 ay içinde 2 bine yakın kitap gelmiş.
Yahya Hashemi-Ala Abdelrazaq Jabur
Kanadanın Montreal kentinde Müslüman lokantasında parası olmadığını söyleyen herkese ücretsiz yemek verilmekte. Bu küçük lokantanın sahibi Yahya Hashemi ve ortağı Ala Abdelrazaq işletmelerinin kapısına İngilizce ve Fransızca astıkları notla; parası olmayanlara ücretsiz yemek vereceklerini duyurmuş. Bu lokanta sahipleri Aç olanı doyurmak inancımızın gereği. Ayrıca bu ülke bize çok şey verdi, biz de Kanadaya bir şeyler vermek istedik. Bir insan parası olmadığını ve yemek istediğini söylerse, neden ve sebep sorulmadan güler yüzle ona yemek verilir diyor. Bu yardım halkasına müşteriler bile katkıda bulunuyor ve bir sonraki parasız müşterinin hesabını ödüyorlar.
Mahmut Karaman
Yrd. Doç. Dr. Mahmut Karaman gündüzleri üniversitede hoca. Geceleri ise evsizlere, kimsesizlere el uzatan bir yardımsever. Mahmut Karaman, Kardeşlik Seferberliği oluşumunda yer alarak yoksul ve Suriyeli ailelere, yeni evlenen çiftlere ev eşyası ve gıda yardımı yapılmasına öncülük ediyor. Türkiye genelinde 40 ayrı yerde faaliyet gösteren Kardeşlik Seferberliği gönüllüleri, hiç bir ayrım yapmadan ihtiyaç sahibi herkesin ve her canlının yanında olmaya çalışan sivil bir oluşum olarak dikkati çekiyor. Kendi imkânlarıyla oluşturduğu aracıyla da günde yaklaşık 500 evsize çorba ve ekmek dağıtan Karaman, bu büyük iyiliği şu üç kelimeyle özetliyor: Komşum aç yatmayacak.
Muhammed Bzeek
Aslen Libyalı olan Muhammed Bzeek 62 yaşında. 1978 yılında ABDye göç etmiş ve o zamandan beri kimsesiz çocukları evlat ediniyor. Evlatlık aldığı 80 çocuğun 10unu kaybetmiş. Muhammed Bzeek, Şikagoda elektronik mühendisliği üzerine eğitim almış, Los Angelesta çalışmaya başlamış. Muhammed ve eşi 1995te artık sadece ölüm döşeğindeki çocukları evlat edinmeye karar vermişler. O tarihten itibaren evlerinin kapılarını hastanelerde, soğuk odalarda ölümü bekleyen onlarca çocuğa açmışlar. Muhammed Bzeekin eşi 2015 yılında hayatını kaybetmiş. Fakat o, eşi öldükten sonra da kimsesiz çocuklara bakmaya devam etmiş. O ölümcül hastalığa yakalanmış kimsesiz çocuklara ışık olmak istiyor.
Levent Uçkan
Levent Uçkan, Kadıköy Tarihi Hasanpaşa Camiinin din görevlisi. O, sokak çocuklarına ve sokakta kalanlara rehabilite çalışmalarında bulunmaya çalışıyor. Cami eşrafıyla birlikte önemli günlerde ve belli zamanlarda yöre günleri yapmaya başlamışlar ve bu sayede mahallenin dokusunu korumaya çalışıyorlar. Caminin hizmeti bunlarla bitmiyor. Muhtarlık ve hayırseverler aracılığıyla verilen akşam yemekleri sayesinde çok sayıda öğrenci 4 yıldır kahvaltı ve akşam yemeği için Hasanpaşa Camiine gidiyor.