Ana Sayfa
Gundem

Yatay mimari deprem güvenliği için tek başına yeterli değil

S.A.I.T. Studio, deprem güvenliğinin yalnızca yatay mimariyle sağlanamayacağını, doğru zemin, mühendislik ve bütüncül kent planlamasının şart olduğunu vurguluyor.

3 saat önce Adem Demir 3 dk

S.A.I.T. Studio, deprem güvenliğinin yalnızca yatay mimariyle sağlanamayacağını, doğru zemin, mühendislik ve bütüncül kent planlamasının şart olduğunu vurguluyor.

Deprem güvenliği tartışmalarında sıkça öne çıkan yatay mimari yaklaşımının tek başına çözüm olmadığı, S.A.I.T. Studio kurucuları tarafından dile getirildi. Yüksek İç Mimar Sait Güray Yalçın ile Yüksek Mimar ve İnşaat Mühendisi Kemal Çetin, depreme dayanıklı kentlerin yalnızca yapı yüksekliğiyle değil; zemin koşulları, mühendislik kalitesi, taşıyıcı sistem tasarımı ve bütüncül kent planlamasıyla mümkün olabileceğini belirtti.

YALNIZCA KAT SAYISINA ODAKLANMAK YETERLİ DEĞİL

Türkiye’nin deprem gerçeği gündemdeki yerini korurken, kamuoyunda sıkça karşılık bulan "yatay mı, dikey mi?" tartışmasına S.A.I.T. Studio farklı bir bakış açısı getirdi. Yalçın ve Çetin’e göre deprem güvenliğini yalnızca binaların kat sayısı üzerinden değerlendirmek, asıl çözülmesi gereken mühendislik ve kentleşme sorunlarının göz ardı edilmesine yol açıyor.

Sait Güray Yalçın, yatay mimarinin doğrudan "güvenli yapı" ile eşanlamlı tutulmasının hatalı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "Yatay mimariyi, tek başına güvenli yapılaşmanın karşılığı gibi görmek doğru bir yaklaşım değil. Uygun zemin üzerinde, doğru hesaplarla tasarlanmış çok katlı bir bina; kötü zeminde, hatalı planlanmış az katlı bir binaya göre çok daha güvenli olabilir. Asıl odaklanmamız gereken, kaç kat yaptığımızdan önce, nerede ve nasıl yapı ürettiğimizdir."

KONTROLSÜZ YATAY YAPILAŞMANIN KENTLERE ETKİSİ

Stüdyo kurucuları, kentlerin yalnızca binalardan oluşmadığını, yatay yapılaşmanın da kontrolsüz şekilde yayılması halinde yeni sorunlar yaratabileceğini hatırlattı. Geniş alanlara yayılan düşük yoğunluklu yerleşimlerin; altyapı hatlarının uzamasına, ulaşım sürelerinin artmasına, doğal alanların yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kalmasına ve kentlerin daha fazla yüzey tüketmesine neden olabileceği ifade edildi.

Kemal Çetin, yatay ve dikey mimarinin birbirinin mutlak alternatifi olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizerek, mimarlık ve mühendisliğin tasarım sürecinin başından itibaren birlikte ilerlemesi gerektiğini söyledi. Çetin, "Deprem güvenliği, projeye sonradan eklenebilecek bir detay değil; tasarımın ilk adımlarından biri olmalı. Zemin etütlerinden taşıyıcı sistem kararlarına, yapı geometrisinden malzeme seçimine ve uygulama kalitesine kadar tüm unsurların birbiriyle uyum içinde ele alınması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.

GÜVENLİ KENT İÇİN KAPSAMLI PLANLAMA ŞART

S.A.I.T. Studio’nun tasarım anlayışında mimari, iç mimari, statik ve peyzaj, birbirinden kopuk disiplinler olarak değil; aynı bütünün parçaları şeklinde ele alınıyor. Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de, yalnızca yeni ve az katlı binalar inşa etmenin, geleceğin kentlerini güvenli hale getirmek için yeterli olmadığı vurgulanıyor.

Stüdyoya göre depreme dayanıklı ve yaşanabilir kentler için mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, binaların zemin özelliklerine uygun tasarlanması, nüfus yoğunluğuna dair doğru kararların alınması, güçlü altyapı sistemlerinin kurulması ve nitelikli kamusal alanların planlanması büyük önem taşıyor. Böylece hem yeni yapılar hem de mevcut binalar için bütüncül bir kentsel dönüşüm yaklaşımının gerekliliği öne çıkıyor.

"YALIN GENELLEMELER YERİNE BİLİME DAYALI PLANLAMA"

Sait Güray Yalçın, deprem sonrası kentleşme tartışmalarında yerleşik kabullerin gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Deprem bize yalnızca binaları değil, kentleri nasıl kurduğumuzu da yeniden sorgulamamız gerektiğini gösteriyor" ifadesini kullandı. Yalçın, "‘Yatay yapı güvenlidir, yüksek yapı risklidir’ gibi kolay genellemeler, karmaşık bir meseleyi basite indirger. Bilime, mühendisliğe ve ülkenin coğrafi gerçeklerine saygılı biçimde tasarlanmış kentleri konuşmamız gerekiyor" dedi.

S.A.I.T. Studio, deprem güvenliği tartışmalarının yalnızca yapı yüksekliği boyutuna sıkıştırılmadan, zemin etütlerinden altyapı planlamasına, taşıyıcı sistem tasarımından kent ölçeğindeki yoğunluk kararlarına kadar çok katmanlı bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurgulamayı sürdürüyor.