Telefonu Bırak da Bir Çay Koy

Seda Bal · Editör
17.04.2026 16:52

Geçen gün dikkat ettim… Kahvede dört kişi yan yana oturuyor ama kimse kimseyle konuşmuyor. Herkesin elinde telefon, başlar öne eğilmiş. Sanki aynı masada değil de dört ayrı dünyadalar.

Eskiden böyle miydi?

Mahallede biri çay koydu mu, muhabbet başlardı. Birinin anlattığı hikâyeye öbürü girerdi, derken kahkaha yükselirdi. Şimdi çay var ama sohbet yok. Herkes kaydırıyor… yukarı, aşağı… Ama hayat yerinde sayıyor.

Telefon Cepte, Akıl İçinde Olsun

Yanlış anlaşılmasın, telefon kötü bir şey değil. İşimizi görüyoruz, haber alıyoruz, uzaktakiyle konuşuyoruz. Ama mesele şu: Biz telefonu mu kullanıyoruz, telefon mu bizi kullanıyor?

Otobüste bakıyorsun, herkes ekrana kilitlenmiş. İki durak sonra inecek adam bile kafasını kaldırmıyor. Belki ineceği durağı kaçıracak ama reels videosunu kaçırmaz.

Evde de Aynı Hikâye

Akşam oluyor, herkes evine geliyor. Eskiden sofraya oturulunca televizyon bile kapatılırdı. Şimdi masa kuruluyor ama herkesin gözü telefonda.

Anne bir şey anlatıyor, çocuk “hı hı” diyor ama duymuyor bile. Baba zaten haberlere değil, telefondaki videoya dalmış. Aynı evde, ama herkes ayrı odada gibi.

Bir Şeyleri Gözden Kaçırıyoruz

Son zamanlarda yaşanan bazı acı olaylar var… Kahramanmaraş’taki okul saldırısı gibi. Hepimiz üzülüyoruz, şaşırıyoruz, “Bu nasıl olur?” diyoruz.

Ama bir yandan da şunu düşünmeden edemiyor insan…

Çocuklar neyle büyüyor artık?
Ne izliyor, neye maruz kalıyor, kimle konuşuyor?

Eskiden sokak vardı, oyun vardı, göz göze iletişim vardı. Şimdi ekran var. Sürekli akan görüntüler, şiddet içeren içerikler, filtresiz bir dünya…

Elbette her şeyin sebebi bu değil. Ama hiç etkisi yokmuş gibi davranmak da gerçekçi değil.

En Garibi de Sessizlik

Kalabalık içindeyiz ama sessizlik var.
Eskiden yalnız kalınca sıkılırdık, şimdi kalabalıkta bile yalnızız.

Bir gün dene… Telefonu kenara bırak, birine gerçekten “Nasılsın?” diye sor. Gözünün içine bakarak. Bak bakalım ne değişiyor.

Küçük Bir Deneme

Geçen hafta kendime bir kural koydum. Çay içerken telefona bakmayacağım dedim. İlk gün zor geldi, elim sürekli telefona gitti. Ama sonra bir baktım, yanımdakiyle gerçekten konuşmaya başlamışım.

Meğer mesele zaman yokluğu değilmiş…
Dikkat yokluğuymuş.

Lafın Kısası

Telefonu tamamen bırak demiyorum. Zaten mümkün değil. Ama biraz mesafe koymak lazım. Bazen ekranı kapatıp hayatı açmak lazım.

Çocuklara da sadece telefon vermek değil, zaman vermek lazım.

Çay hâlâ aynı çay…
Sohbet de aslında hâlâ orada…
Sadece bizim başımız biraz fazla öne eğilmiş.

Bir kaldır kafanı…
Belki en güzel muhabbet tam karşında oturuyor.

Kaynaklar: Haber Merkezi

Yazar Hakkında

Seda Bal

Yazar

E-posta

(0) Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!