Ana Sayfa
Gundem

Yaz Gelince Yol Neden Hep Memlekete Düşer?

Yaz tatili denince herkesin aklına farklı şeyler gelir. Kimi denizi hayal eder, kimi yaylayı, kimi de uzun zamandır görmediği akrabalarını... Ama ne olursa olsu

1 saat önce Seda Bal 3 dk

Yaz tatili denince herkesin aklına farklı şeyler gelir. Kimi denizi hayal eder, kimi yaylayı, kimi de uzun zamandır görmediği akrabalarını... Ama ne olursa olsun, yaz aylarında milyonlarca insanın rotası değişmez. Arabaların bagajları dolar, otobüs terminalleri kalabalıklaşır, şehirler biraz boşalır. Çünkü yolun ucu bir şekilde memlekete çıkar.

Aslında düşündüğümüzde ilginç bir durum bu. Yılın on bir ayını büyük şehirlerin karmaşasında geçiriyoruz. Trafiğe, işe, koşuşturmaya alışıyoruz. Sonra birkaç günlük izin çıkar çıkmaz yüzlerce kilometre yol gitmeyi göze alıyoruz. Saatlerce direksiyon başında kalıyor, otobüs yolculuğu yapıyor, bazen feribot bekliyoruz. Üstelik bunu kimse zorla yaptırmıyor. İçimizden gelen bir istek bizi o yola çıkarıyor.

Peki neden?

Çünkü memleket, sadece doğduğumuz yer değildir. İnsan için memleket biraz da çocukluğudur. İlk bisikletini sürdüğü sokaktır. Mahalle bakkalının önünde içtiği gazozdur. Dedesinin bahçesindeki dut ağacıdır. Anneannesinin mutfağından yükselen yemek kokusudur. Yıllar geçse de hafızamızda kalan o küçük ayrıntılar, bizi her yaz yeniden aynı yollara düşürür.

Ne kadar modern şehirlerde yaşarsak yaşayalım, insanın ait olma duygusu kolay kolay kaybolmuyor. Büyük şehirler bize iş veriyor, imkân sunuyor ama çoğu zaman aidiyet hissini vermiyor. Apartmanda yıllardır oturduğumuz komşunun adını bilmezken, memlekette yıllardır görmediğimiz biri bizi ismimizle karşılıyor. İşte insanı çeken biraz da bu sıcaklık.

Bir de sofraların tadı var. Memlekette kurulan sofralar sadece yemek yemek için kurulmaz. Saatlerce sohbet edilir, eski anılar anlatılır, çocukluk arkadaşları kapıyı çalar. Aynı masada üç kuşak bir araya gelir. Şehirde aylarca fırsat bulamadığımız konuşmalar, memlekette birkaç günde yapılır. Belki de bu yüzden o sofraların tadı hiçbir restoranda bulunmaz.

Çocuklar için de memleket farklı bir anlam taşır. Toprağa basarlar, bahçede oynarlar, tavuk görürler, meyveyi dalından koparırlar. Şehirde ekran başında geçen saatlerin yerini açık hava alır. Belki ilk kez yıldızları bu kadar net görürler. Aslında onlar sadece tatil yapmaz; anne babalarının çocukluğunu da tanımaya başlarlar.

Elbette herkesin memleketi aynı değildir. Kimi Karadeniz'in yaylalarını özler, kimi Ege'nin zeytinliklerini, kimi İç Anadolu'nun bozkırını... Ama ortak olan bir duygu vardır: İnsan nerede yaşarsa yaşasın, kendisini ilk kez ait hissettiği yere karşı içinde hep bir özlem taşır.

Belki de memlekete gitmek, sadece kilometrelerce yol kat etmek değildir. Biraz yavaşlamak, biraz nefes almak ve hayatın koşuşturması içinde unuttuğumuz duygularla yeniden buluşmaktır. Çocukluğumuza, hatıralarımıza ve bizi biz yapan değerlere kısa da olsa bir yolculuktur.

Yaz bitince yine şehirlerimize döneceğiz. Trafik yine başlayacak, işler yine yoğunlaşacak. Ama bavulumuzda sadece kıyafetler olmayacak. Birkaç güzel anı, birkaç aile fotoğrafı, uzun sofralarda edilen sohbetler ve "Seneye yine geliriz." cümlesi de bizimle birlikte dönecek.

Belki de memleketi bu kadar özel yapan şey tam da budur. Orası sadece haritada bir nokta değildir. İnsan ne kadar uzağa giderse gitsin, kalbinin bir köşesinde taşımaya devam ettiği yerdir.