MÜSİAD başkanı Halil Malkaç’tan Dolar Açıklaması

MÜSİAD İnegöl Şube Başkanı Halil Malkaç son günlerde dövizde yaşanan dalgalanma sonucu yaptığı yazılı açıklamada “ülkemiz için birlikte hareket etmek ve kenetlenmek vaktidir” ifadelerini kullandı.

Eklenme: 28 Mayıs 2018 / Pazartesi 10:52:48
A A / 5272 Kez Okundu
| |
MÜSİAD İnegöl Şube Başkanı Halil Malkaç yaptığı yazılı açıklamada “Döviz kurlarındaki sürekli dalgalanma ve artış eğilimi, bizler yani üretici kesim açısından oldukça zorlayıcı koşulları beraberinde getirmiştir. Geçtiğimiz yılı, % 7.4’lük bir büyüme ile birçok OECD ülkesini geride bırakarak tamamlayan Türkiye’nin, tam da seçim arifesinde yaşadığı bu kur belirsizliği ve hareketliliği, kabul edersiniz ki bazı şüpheleri de akla getirmektedir. Büyüme eğilimindeki bir ülkenin, işsizlik ve enflasyon ile mücadelesi başarıyla devam ederken ve sanayi yatırımlarında geçtiğimiz yüzyılın en verimli dönemini yaşarken içine düştüğü bu ortam, elbette spekülasyon ihtimallerini de düşündürmektedir. “

Dünya, Dolar’ın ve petrol fiyatlarındaki aşırı değerlenmenin etkisi altında iken ve birçok gelişmekte olan ülke, yüksek oranda dış ticaret açığı verirken, dünyadaki eğilimden etkilenen Türkiye’yi yalnızlaştırmak ve kriz yorumları yapmak, kasıtlı bir hamledir. İktisat bilimi de diğer tüm bilimler gibi yerleşik kaideler ve hesaplar üzerinden hareket eder. Ancak yaşamakta olduğumuz bu süreç, iktisadi değil siyasi amaçların ülkemizde oynadığı oyunların sahnesi halindedir. Bu nedenle kur üzerinden gerçekleştirilen spekülasyonlara kesinlikle itibar etmemek gerekir.

İktisatta, beklenti ve güven kriterlerinin çok büyük önemi vardır. Yapılmak istenen, bu kriterleri bozarak ülkemiz için “yatırım yapılamaz ve parasal anlamda güçsüz bir ülke” algısı oluşturmaktır. Hâlbuki gerek altın ve döviz stoklarımız gerekse Asya piyasaları ve AB-ABD ile olan sürekli ticaretimiz, bu süreçte sekteye uğramamış, aksine yatırımlarımız artmıştır. Bu açıdan bakıldığında süreç, iktisadi açıdan mantıklı gerekçeler ile açıklanamamaktadır. Üstelik uluslararası derecelendirme kuruluşlarının, ekonomileri batma eğilimindeki ülkelere verdiği olumlu notlara rağmen büyüme trendindeki Türkiye’nin notunu ısrarla indirmesi, hamlelerin siyasi olduğunun bir diğer kanıtıdır.

Ülkemizin geçtiği bu zorlu süreçte, sabırlı olmak ve itidalli davranmak gerekmektedir. Daha önce de benzeri uluslararası sıkıştırmalara maruz kalan ülkemiz, bu kez geçmişten ders alarak hem sağlam ekonomik yapısına hem de dünya piyasalarındaki artan etkinliğine güvenmektedir. Bu zorlu imtihanı da hep birlikte azim ve kararlılıkla aşacağımızdan kimsenin zerre kadar şüphesi olmasın.
Bir kez daha ülkemiz için birlikte hareket etmek ve kenetlenmek vaktidir. Bilinmelidir ki, döviz üzerinden, ekonomimiz üzerine oynanan bu oyun, vatanına ve milletine içten bağlı iş dünyasının çabaları ile başarısız olacaktır.
 
Bu sebeple, hepimizin bildiği birkaç noktayı tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum:

    Sürekli döviz getirisi olan işletmeler dışında, firmalarımızın döviz üzerinden borçlanması sakıncalıdır.

    Gerek Merkez Bankası gerekse ekonomiden sorumlu bakanlıklar tarafından yapılan müdahaleler sonucu, kurdaki dalgalanma normal seyrine oturuncaya dek dövizdeki kısmi yükselmeler olağan ve dönemseldir. Döviz fiyatı, müdahalelerin ardından piyasadaki normal seyrine gerileyene kadar kısa vadeli dalgalanmalar yapabilir. Bu gelişmelere itibar edilmemesi gerekir. Zira kısa süreli çıkış eğilimleri, piyasalardaki normalleşme çabalarının sonucudur. Bu süreçte dövizin artacağı beklentisi ile döviz pozisyonu almak, yapılan müdahaleleri etkisizleştirebilir. Bu da ekonomimize ciddi zararlar verebilir. Zira dış spekülasyonların da istediği budur. İktisatta beklenti etkisi çok önemlidir. Dövizde artış beklentisi, dövizin gerçek fiyatının çok üzerinden satılmasına ve bir köpük oluşturmasına neden olur. Kâr elde etmek isterken daha büyük zararlara maruz kalmamak için pozisyonlarımızı TL’de tutmak son derece önemlidir. 

    Kurdaki artış sonucu piyasamızdaki pek çok ithal ürünün (özellikle tarım ve tekstilde) fiyatı yerli üretim karşısında yükselmiştir. Bu durum tüketicinin yerli üretime eğilimini artıracağından daha geniş çaplı üretim için bir fırsat olarak algılanmalıdır. 

    İhracat yapan firmalarımız için TL’deki fiyat artışı her ne kadar ithal girdi fiyatları üzerinden bazı olumsuzluklar getirse de dâhilde işleme rejimi için çok avantajlı bir dönemin habercisidir. 

    Üretim ve yatırım teşviklerindeki artış ve devletin üretici için sağladığı indirimler, özellikle ihracat ağırlıklı firmalarımız açısından cesaret vericidir. MÜSİAD olarak, siz üyelerimizin ihracat ağını genişletmek ve çok daha ucuza girdi ithali yapılabilecek imkânları sağlamak adına yurt dışındaki ağımızı genişletmekte ve çok sayıda ülke ile ticaret anlaşmaları ve protokollere imza atmaktayız. 

    Girdi kullanımında bağımlılığın önüne geçmek için, ürünü yurt içinde sağlamanın yolları veya muadil ürün seçeneği denenmelidir. Bunun için mevcut üretim proseslerinde bile değişime gidilebilir. 

    Son 9 ay zarfında yurt dışında çok sayıda ülkede, ticaret odası ya da sanayici derneği nezdinde kurduğumuz diplomatik ilişkiler ve anlaşmalar, siz değerli üyelerimiz için yeni pazarlar ve yeni üretim teknikleri anlamına gelmektedir. 

    Döviz kurlarındaki artışa rağmen; iç piyasada talep anlamında daralma yaşanmamaktadır. Aksine, özellikle Rusya ve Asya ülkelerine yaptığımız ihracattaki artış nedeniyle iç talebi karşılamada zorlanan sektörlerimizin olduğu açıktır. Kriz söylemlerine kulak asarak üretim direncimizi kırmak yerine, devlet teşviklerinden ve indirimlerinden yararlanarak inadına üretme ve büyüme zamanıdır. Özellikle temel sektörlerde taban fiyatlarının belirlendiğinin ve devlet alımlarının şimdiden garanti altına alındığının ısrarla altını çizeriz. 

    Ekonomik dalgalanma dönemlerinde büyük ölçekli firmaların orta ve küçük ölçekli işletmelere nazaran şoklara dayanma ve manevra kabiliyetleri daha güçlüdür. Bu nedenle büyük ölçekli firmalarımızın tedarikçi ya da yan üretici olarak iş yaptığı KOBİ’lere karşı hem borç yapılandırması hem de iş ve sipariş teşviki anlamında hamilik yapacağından şüphemiz yoktur. Elverir ki Türkiye ekonomisinde KOBİ’lerin rolü ve önemi yadsınamaz. Ayrıca MÜSİAD olarak bizler, ağ tipi yapılanmamızı ve güçlü teşkilat avantajımızı KOBİ’lerden almakta olduğumuzu hiçbir zaman unutmamışızdır. Tüm KOBİ üyelerimizin her koşulda sektör kurullarımız ve komisyonlarımızla arkasında olduğumuzu belirtmek isteriz. 

Küçük çaplı işletmelerimizin benzer ya da muadil sektörlerde ya da işkollarında tek tek çalışmasının, varlıklarının devamlılığı açısından riskli olduğu bu gibi dönemlerde, Türk Ticaret Kanunu’nun izin verdiği ve kolaylaştırdığı çerçevede birleşme yoluna gitmeleri önerilir. Bu konuda, hem genel merkezimizde çalışmalarımızın sürdüğünü hem de büyük firmalarımıza bu hususta bazı görevler düştüğünü belirtmek isterim. Birleşmeler sonucu daha güçlü ve büyük bir sermaye yapısı (stoğu)’na kavuşan firmalar, daha büyük rekabet avantajı elde edecek ve ortaklık yapılarının şekline (koşullarına) göre çok daha geniş pazar paylarına sahip olabileceklerdir. 

Yoğun bir seçim süreci önümüzde bizleri beklemektedir. Bu süreçte finansal baskılarla bizleri çıktığımız yoldan vazgeçirmeye çalışacak her türlü mihraka karşı cevabımız; bir olmak, umutla çalışmak ve üretmek olmalıdır. İnanmak ve inandığı yolda yürümek, Allah’ın sevdiği kullarına bahşettiği bir nimettir. 
Unutulmamalıdır ki, sorunları birlikte çözmeyi ve her zorluğa karşı birlikte yürümeyi şiar edinmiş bizler, bir kez daha helal kazancın haklı zaferini yaşayacağız. Hayırlı ramazanlar dileklerimizle, Allah çıktığımız bu yolda yardımcımız olsun.
 
Yorum yapan kullanıcılarımız Kullanıcı Sözleşmesi'ni kabul etmiş sayılır.