Öğrencilere öfke semineri

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bursa İL Müdürlüğü bağlı İnegöl Sosyal Hizmet Müdürlüğü ekiplerinin eğitim seminerleri sürüyor. Hacı Sevim Yıldız 3 Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencilerine yönelik olarak “Öfke Kontrolü” ve “Zorbalık” konularında eğitim semineri gerçekleştirildi.

inegolonline.com'a Google'da abone olun Google News
16 Mar 2018 / Cum 17:13 |
/ 1.958 Kez Okundu
| |

Geçtiğimiz hafta Hacı Sevim Yıldız 3 Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencilerine yönelik olarak “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” ve “Geleceğimiz Gençlerimiz” konulu seminer düzenleyen İnegöl Sosyal Hizmet Müdürlüğü,  dün de 9. sınıf öğrencilerine yönelik olarak “Öfke Kontrolü” ve “Zorbalık” konularında eğitim semineri gerçekleştirdi.

Okul idarecileri, öğretmenler ve 200’ü aşkın öğrencinin katıldığı seminerde Psikolog Betül Kurucu “Öfke Kontrolü”, Sosyal Hizmet Uzmanı Hatice Harmancı ise “Zorbalık” konularında bilgi verdiler.

ZORBALIĞIN 3 TEMEL AKTÖRÜ VARDIR

Seminerde konuşan Psikolog Betül Kurucu, “Zorbalık; bir ya da bir grup insan tarafından kasıtlı olarak tekrarlayan bir şekilde diğer bir kişiye ya da gruba karşı acı vermek, korkutmak, sindirmek veya yıldırmak amacı ile yapılan davranışların tümüdür. Zorbalığın 3 temel aktörü vardır. Bunlar; zorba yani zorbalığı yapan, kurban yani zorbalığa uğrayan ve seyircidir. Zorbalarda genellikle benlik saygısı normal ya da normalin üstüdür. Saldırganlığın ve çatışmanın yoğun olduğu ailelerden gelmektedirler. Erişkin yaşlarına gelindiğinde bu çocukların yarısından çoğu suça eğilim gösterir. Empati kurma yeteneğinden yoksundur. Sosyal becerilerde ve ilişki kurma biçimlerinde yetersizlik vardır. Zorbalığa uğrayanların ortak özelliklerine baktığımızda, güvensiz ve kendilerini koruyamayan, pasif ve boyun eğicilerdir. Yakın arkadaşı yoktur. Genellikle aşırı koruyucu ailelerin çocuğudur. Farklı ırk ya da etnik grup üyesi olabilirler. Kekemelik ve benzeri gibi farklı özelliklere sahip olabilirler. Özel öğrenme gereksinimi ya da engeli olabilir. Seyircilerin özelliklerine baktığımızda ise; zorbalık olaylarının yüzde 85’inde akranlar seyirci durumundadır. Sadece yüzde 11’inde zorbaya müdahale ettikleri görülür. Sıklıkla zorbayı haklı bulup mağdurun hak ettiğini düşünürler. Zorbalardan farkları suçluluk duymalarıdır. Bir eylemin zorbalık olarak tanımlanması için 3 ölçüt gerekir. Bunlar; kasıtlı olarak zarar verme amacı güden saldırgan davranışlar olması, süreklilik özelliği olması, zorbanın bu tür eylemleri bir kez değil sürekli olarak yapması ve zorbaca eğleme uğrayan kişinin, zorbaya karşı kendini çaresiz ve savunamayacak durumda hissetmesidir. Zorbalık fiziksel, sözel, ilişkisel ve sanal yolla olabilir. Fiziksel zorbalık dövme, tekme vurma, tokat atma, itme, saç ya da kulak çekle ve dürtme şekillerinde gerçekleşir. Sözel zorbalık dalga geçme, alay etme, kızdırma, korkutma, kötü isim ya da isimler takma, küfür etme, kurbana ya da ailesine hakaret etme, küçük düşürücü, incitici, hakaret edici sözler söyleme ve zihinsel olarak geri olduğunu söyleyerek kendisini kötü hissetmesine sebep olma yollarıyla gerçekleşebilir. İlişkisel zorbalık; kurbanı kasıtlı olarak grup dışında tutup yalnızlığa itme, oyun veya diğer etkinliklere almama, izole etme, yok sayma, görmezlikten gelme, aleyhinde yalan-yanlış söylentiler çıkarma ve yayma, dedikodu yapma, arasının diğerleriyle bozulmasına çalışma, kurban hakkında çeşitli yerlere çirkin sözler yazma gibi durumlarda gerçekleşebilir. Sosyal zorbalık ise öfke dolu kırıcı mesajlarla alay etme, sataşma, tehdit etme, sahte hesaplarla özel bilgileri ele geçirme ya da bunları yaymaya çalışmak, kişinin özel sayılabilecek fotoğraf veya videolarını başkaları ile paylaşmak yoluyla gerçekleşebilir. Her öğrencinin okulda kendini güvende hissetmeye hakkı vardır ve bunu sağlamak hepinizin görevidir. Hiç birimizin bir diğerini üzmeye, canını yakmaya, aşağılamaya ya da korkutmaya hakkı yoktur” dedi.

SABIRLI OLMALISINIZ

Sosyal Hizmet Uzmanı Hatice Harmancı ise, “Öfke; hafif bir rahatsızlıktan şiddetli bir kızgınlık ve hiddete kadar değişen bir duygudur. Ergenlik dönemin sağlıklı geçmesinin bir koşulu da ergenlik döneminde yoğun olarak yaşanan duyguların tanınması ve davranışların kontrol edilebilmesidir. Çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan önemli duygulardan biri de öfkedir. Eğer bu dönemde ergen öfkesiyle nasıl başa çıkacağını öğrenmezse ileride ciddi problemlerle karşılaşması kaçınılmazdır. Öfkenin 3 boyutu vardır. Bunlar; bilişsel, fiziksel ve davranışsaldır. Öfkeyle baş etme noktasında rahatlama ve farkındalık uyandırmak için diyaframdan derin bir soluk alın; göğüsten alınan soluk sizi rahatlatmaz. Soluğunuzun karından geldiğini hayal edin. ‘Rahatla’, ‘aldırma’ gibi, yavaşça, sakinleştirici ve yatıştırıcı sözcükleri tekrarlayın. Bu arada derin soluklar almaya devam edin. Hayal gücünüzü kullanın; sizi rahatlatan bir deneyiminizi anımsayın. Çok sevdiğiniz maket uçağınız eve gelen misafirlerin küçük çocuğu tarafından oynarken kırıldı. Onu yaparken ne kadar özendiğiniz ve onun sizin için ne kadar değerli olduğunu düşündünüz ve öfkeyle duvara fırlattınız. O kadar çok parçaya ayrıldı ki çöpe atmak zorunda kaldınız. Bu gibi çözümsüz durumlarda çözüme odaklanmak yerine, sorun ile nasıl baş edeceğimiz ve en az zararı görecek şekilde nasıl bir strateji belirlememiz gerektiğine odaklanmalıyız. Böylece sorun çözülmemiş olsa bile daha sabırlı olmayı öğrenebilirsiniz” şeklinde konuştu.



Reklam
İnegöl’de günün gelişmeleri Telegram adresimizde TIKLA HABERLER CEBİNE GELSİN
Yorum yapan kullanıcılarımız Kullanıcı Sözleşmesi'ni kabul etmiş sayılır.