Okan Göktaş | TÜM YAZILARI
okan@okangoktas.com
Eklenme: 24 Oca 2021 / Paz 15:48
A A / 3443 Kez Okundu
| |

Cinayet Saati!

Attila İlhan’ın bu isimle güzel bir şiiri var;

‘Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm, kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiçbiriniz orda yoktunuz’

Bu şiir bana içinde bulunduğumuz cinnet halini anımsatıyor. Bu hikayede maktuller ise pandemi sürecinde ikircikli bir tutumla işyeri kapatılan, çalışma özgürlüğü kısıtlanan işletmeler, onların tedarikçileri ve çalışanları oldu. Politik bakış açınız yahut dünya görüşünüz fark etmez, ister art niyet arayın, ister hüsn-ü zan ile anlayışlı ve tamahkar bir bakış açısıyla yorumlayın, netice apaçık ortada. Cafeler, lokantalar, kıraathaneler, eğlence sektörü bileşenleri ve uzayıp giden mağdur listesinin parçaları uzun süredir can çekişiyor. Hükümetin haklı ya da haksız yüzlerce gerekçesi olabilir ama her nasılsa kanayan yarayı durdurmuyor. Siyasetin iktidar tarafı durumun enkaz yarattığının farkında ama kulağının üstüne yatıyor. Muhalefet kanadı ise adeta üç maymunu oynuyor. Toplum ve kamuoyu ise kendi canının ve malının derdine düşmüş empati kurmuyor.  

Türkiye’de en fazla istihdam yaratan üçüncü sektör, gayrimenkule metrekare başına en fazla kira ödeyen ikinci sektör, sıcak paranın kaynağı ve ekonomik krizin önündeki en sağlam duvarlardan biri olan sektör bitkisel hayatta. Geçtiğimiz yılda iflas sayısı bir öncekine göre üç kat arttı. Sektör bileşenlerin birikimleri tükendi, borçları katlandı, borç çevirebilme yetenekleri dibi gördü. Bu işletmeler pandemi sonrasında ayakta kalmayı başarabilmiş olsalar dahi, uzun bir süre yeni yatırım yapamayacak, yeni istihdam yaratamayacak, kendileri için dahi alışveriş yapamayacak durumda olacaklar. Eski borçları yeni borçlarla kapatabilmek için kredi faizleri çok yüksek, gıda enflasyonu korkunç boyutlarda, işler pandemi öncesi döneme dönse dahi, toparlanmanın ivmesi düşük seyredecek.

Geçtiğimiz yıllarda ekonominin başında olan akraba takımının, idare-i maslahatçı ve şımarık mali politikaları yüzünden çar çur olan milli servete şu anda en fazla ihtiyacı olan sektör,
sırf zamanında; (herkes araba alsın, ev alsın, yandaş patronların gemisi yürüsün diye) bedava dağıtılan krediler, (döviz yerinde dursun, ekonomik kriz hissedilmesin, vatandaş önündeki uçurumu farketmesin, bir illüzyonun içinde yaşasın) diye bir akıl tutulması halinde ucuza satılan döviz rezervleri yüzünden, bugün hükümet edenler tarafından makus kaderine terk edilmiş durumda.

Ortada bir cinnet hali var ve maktuller meydanda can çekişiyor, sorumluların eli kolu bağlı, toplumunsa gözüne perde inmiş gibi. Sektörün işletmecileri ‘Sesimizi duyan var mı?’ diye haykırıyor. Devletinden ve hükümetinden bir yardım eli, milletinden de sesine ses katmasını, mücadelesini anlamasını ve anlatmasını bekliyor.

Ölüme beş kala, son çığlık; hepimiz sağlıcakla kalalım ama; milyonlarca insanın evini geçindirdiği bu sektörleri ölüme terk etmeyelim.

Kalınız dayanışma ile…