Gülşen Eroğlu | TÜM YAZILARI
dytgulseneroglu@gmail.com
Eklenme: 19 Haz 2021 / Cmt 13:39
A A / 207 Kez Okundu
| |

Kolajenin Bilinmeyen Yönleri

Kolajen vücudumuzda doğal olarak bulunan bir proteindir ve kolajen denilince ilk olarak akla cilt geliyor. Aslında haksız da sayılmazsınız, çünkü kolajen cilde esneklik ve sıkılık kazandırır. Tüm bağ dokularımızın uyumu, elastikiyeti ve yenilenmesinde, saç ve tırnakların güçlenmesinde önemli bir yapısal proteindir. Fakat kolajen yaşla beraber özellikle 30’lu yaşlardan sonra vücutta azalabilmektedir. Kolajen üretimini yavaşlatan diğer faktörler ise modern yaşam tarzı, yüksek şeker tüketimi, sigara ve alkol tüketimi, yoğun spor aktivitesi, uyku düzensizliği gibi nedenlerdir. Kolajen üretimine destek verilmediğinde ise ciltte, kemiklerde, eklemlerde birtakım hasarlar oluşabilir. Bu hasarlar sonucu ise hedef dokuya yönelik birtakım istenmeyen ve yaşlanma dediğimiz durumlar ortaya çıkar. Bunların yanı sıra kas ve iskelet sistemi için de oldukça önemlidir.
Kolajenin temelde 3 farklı tipi mevcuttur. Eğer kolajeni saç ve tırnaklarınızı, kas ve kemiklerinizi desteklemek ve osteoporoz, osteoartrit gibi rahatsızlıklarda kemiklerinize destek olmak için tip 1 kolajeni tercih etmelisiniz.  Eklem kıkırdaklarına destek için tip 2 kolajeni tercih etmek çok daha değerlidir. Tip 3 kolajense; gastrointestinal sistem, vasküler sistem ve deride bulunur.
İçeriğindeki ham maddenin kaliteli ve güvenilir olduğundan emin olmalısınız. Kolajen içeriğine ek olarak C vitamini, hyaluronik asit, selenyum, biotin içeren ürünler kolajenin etkinliğini artıracaktır. Kullandığınız kolajenin miktarı yaşınıza ve cilt yapınıza göre değişir. Günlük uygun dozajı hidrolize ya da peptit kolajenleri günde en az 5-5,5 gram şeklinde alınmalıdır. Yaş arttıkça miktarı da artırabilirsiniz. Düşük molekül ağırlıklı kolajenler tercih edilmelidir. Yapılan çalışmalarda kolajenin etkisini görebilmek için en az 3 ay aralıksız kullanılması gerekliliği unutulmamalıdır. Sağlıcakla kalın.
Dyt Gülşen EROĞLU