Maç öncesi röportaj yaparken söylemiştik, Kafkas için Sebat maçı öyle kolay olmayacak diye. Sebebini ise hem rakibin bulunduğu konum hem kadrosunda bireysel anlamda iyi oyuncuların fazlalığı hem de Trabzon futbol kültürünün sertliği ve kolay teslim olmamasıyla açıklamıştık.

Fakat maça Sebat durgun, Kafkas istekli başladı. Topla haşır neşir olan, rakibin açıklarını arayan bir anlayışla oyunun kontrolünü elimizde tuttuk. Hatta kanatlardan, özellikle Onur Toraman ile ciddi bindirmeler yaptık. Orta sahayı elde tuttuk fakat Taşkın, top bizdeyken atak organizasyonlarını iyi yaparken top rakibe geçince adeta eksik kaldık.

Acilen Kafkasspor'un beyni konumunda olan Kaptan Taşkın'ın fazla kilolarından kurtulması şart. Zira maçlar bu haftalardan sonra daha temaslı ve sert bir hâl alacak. Zeminler kar ve yağmura bürününce varın gerisini siz düşünün.

Bana göre maçın hikâyesini belirleyen an, Sebat takımının karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaleci Mustafa'nın net golü önlemesi oldu. Akabinde ise golü bulduk ve işte maç bize döndü.

Maçın ikinci yarısının hemen başında attığımız ikinci gol rahat nefes almamızı sağlarken, 10 dakika sonra basit bir gol yedik ve rakibin umutlarını yeşerttik.

Maçın son yarım saati kora kor bir mücadeleyle geçti. Rakip atak üstüne atak yaptı. Topu rakibe bıraktık, bazı futbolcularımız oyundan düştü. Bu da sıkıntılı anlar yaşamamıza neden oldu.

Teknik heyet değişiklikleri doğru ve yerinde yaptı fakat bütün bunları 10 dakika daha erken yapsaydı ecel teri dökmeyecektik.

Oyunun son bölümünde hakem saçmalıkları taraftarı çileden çıkarttı. Kararların ardından yaşanan adrenalin ise takımı ateşledi ve sürprize izin vermedik.

Bu ligdeki ilk sezonunda iyi sonuçlar alan Kafkasspor, bu hafta deplasmanda grubun serseri mayını gibi ne yapacağı belli olmayan Adana Demir ile oynayacak.

Ciddiyeti elden bırakmadan galibiyetle dönersek iç sahadaki Aliağa maçı ise başka bir peri masalı hikâyesinin başlangıcı olacak gibi görünüyor.