Gülşen Eroğlu | TÜM YAZILARI
dytgulseneroglu@gmail.com
Eklenme: 28 Kas 2020 / Cmt 18:32
A A / 2206 Kez Okundu
| |

Korona Virüsüne Karşı Besinler Kalkanınız Olsun

Korona virüs, artık neredeyse her eve sıçramış durumda ne yazık ki. Umut vaad eden aşı çalışmaları halen devam etmekte fakat bu virüse karşı pratikte kullanılan aşı uygulaması şimdilik mevcut değil. Hal böyle olunca virüse karşı tek ve en temel koruma, bağışıklığımızı olabildiğince yüksek tutmak oluyor. Özellikle de yediğimiz besinlerdeki vitamin, mineraller veya aldığımız takviyeler bağışıklığı güçlendirmede altın anahtar rolü görüyor. Bağışıklık sistemini güçlendirecek vitamin, mineral veya takviyeleri şu şekilde sıralamak mümkün:

Omega-3: Bağışıklık sistemini güçlendirerek, hastalıklara karşı koruyucudur. Ayrıca kişiyi uzun süre tok tutarak, iştahınızı dengeler. Balıklardan uskumru, somon, hamsi, sardalye türlerinde ve bunun yanında ceviz, badem, keten tohumu, soya fasulyesi, semizotu, yeşil yapraklı sebzelerde bulunmaktadır. Özellikle haftada 2 kez 150 gram kadar balık tüketimi önerilmektedir.

B12 Vitamini: Kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu, sinir hücrelerini onarıcı ve bağışıklık destekleyicidir. Bu vitamin sadece hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur. En zengin kaynakları ise et, yumurta, peynir, süt ve balık gibi besinlerdir.

Demir: Eksik olması durumunda enfeksiyonlara olan yatkınlıkla beraber bağışıklığı düşürür. Yine en zengin kaynakları kırmızı et, yumurta, kuru üzüm, incir veya erik gibi kuru meyveler, mercimek, nohut, kuru fasulye gibi kuru baklagillerde bulunur. Fakat şunu da unutmamak gerekir eğer demir içeriği zengin bir besin tüketiyorsak vücuttaki emilimi arttırmak için mutlaka c vitamini içeren bir besinle tüketilmelidir.

Çinko: DNA sentezi ve protein üretimi için gerekli olan bu mineralin bağışıklık güçlendirmede de oldukça önemli etkisi vardır. En fazla bulunduğu kaynaklar et, yumurta ve deniz ürünleridir.

Probiyotikler: Vücudumuzda bulunan yararlı bakteriler olan bu grup özellikle bağırsak ve sindirim sistemini güçlendirici etkisi olup, yine bağışıklığı artırmada da önemli rol oynar. Yoğurt, eski kaşar veya kefir gibi fermente süt ürünlerinde bol miktarda bulunur. Ayrıca tarhana ya da ev yapımı turşularda da bulunmaktadır. Fakat özellikle tansiyon hastaları ya da midesinde problem yaşayan (mide kanseri vb) hastalar, yüksek tuz miktarından dolayı turşu tüketimine dikkat etmelidirler.

C vitamini: Antioksidan özellik gösteren bu vitamin, hastalıklardan koruyucu ve bağışıklık güçlendiricidir. Portakal, mandalina, greyfurt gibi turunçgillerde bunların yanında yeşil biber, maydanoz gibi besinlerde de bol miktarda bulunur.

D vitamini: Kemik sağlığının korunması, solunum enfeksiyonlarının azaltılması, hastalıklara karşı korumada ve bağışıklığı güçlendirmede oldukça önemlidir. Besinlerden ton balığı, uskumru gibi balık çeşitlerinde, karaciğerde ya da yoğurt, peynir, kefir gibi süt ve süt ürünlerinden bu vitamini elde edebiliriz. Fakat sadece besinlerden alımı yeterli olmayabilir çünkü D vitamininin temel kaynağı güneştir. Özellikle kış döneminde fazla güneş göremediğimizden ya da kapalı ortamda daha fazla vakit geçirdiğimizden maalesef ki bu vitaminin alımı düşmektedir. D vitamini eksikliği durumunda, beslenmenin yanında uzman kişilerden aşırı dozlarına kaçılmadan takviye alımı sağlanmalıdır.

Bunlara ek olarak; sarımsak, zencefil, bal gibi besinleri de beslenmemize eklemekte fayda var. Özellikle antibiyotik olarak bildiğimiz sarımsak, yüksek vitamin kaynağı olan zencefil, antimikrobiyal özellik gösteren balın beslenmede olması hem hastalıklarla savaşmada, hem de bağışıklığı zinde tutmada oldukça önemlidir.
Besinlerin yanında kişiye uygun egzersiz ve spor yapılması, düzenli uyku (en az 6 saat), bol miktarda sıvı tüketimi (kesinlikle her gün en az 2-2,5 litre su, aşırıya kaçılmadan bitki çayları tüketilebilir) yine bu dönemde bağışıklığımızı yüksek tutabilecek en önemli tavsiyelerdendir. Hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zor dönemlerden geçtiğimiz şu süreçte; maske takmaya önem vermeli, mesafe kurallarına uygun davranmalı ve kişisel hijyen konusunda hem kendimiz hem de çevremizdeki kişiler için oldukça bilinçli davranmalıyız. Vaka sayılarının azaldığı, bu hastalıktan dolayı ölümlerin sona erdiği daha sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle, sağlıcakla kalın.
Dyt Gülşen EROĞLU