Ekim ayının sonlarına yaklaşıyoruz. Sabahları evden çıkarken artık üzerimize bir ceket alma ihtiyacı hissediyoruz. Akşam saatlerinde hava daha erken kararıyor, geceleri sıcaklık düşüyor. Evlerimizdekış hazırlıklarıyavaş yavaş başladı. Kombilerin bakımı yapılıyor, kalın kıyafetler dolaplardan çıkarılıyor, pencerelerin yalıtımı kontrol ediliyor. Herkes yaklaşan soğuk günlerde daha rahat yaşayabilmek için kendi hazırlığını yapıyor. Peki ya sokakta yaşayan canlılar?

Sabah işe giderken bir dükkânın önünde kıvrılıp uyuyan kediyi, yağmurdan korunmak için bir saçak altına sığınan köpeği ya da soğuk havada yiyecek arayan kuşları görüyoruz. Çoğu zaman yanlarından geçip gidiyoruz. Çünkü günlük hayatın telaşı içerisinde bunlar sıradan görüntüler hâline geldi. Oysa bizim birkaç dakika bile durmak istemediğimiz soğukta, onlar bütün geceyi geçirmek zorunda kalabiliyor.

Özellikle sonbahardan kışa geçiş döneminde hayvanların yaşam şartları zorlaşıyor. Yağışlar artıyor, geceler uzuyor ve doğal yiyecek kaynaklarına ulaşmak güçleşebiliyor. Yaz aylarında bir şekilde yiyecek bulan kuşlar, kediler ve diğer canlılar için kış ayları çok daha zorlu geçebiliyor. Biz evimizde sıcak bir çay içerken dışarıda bir canlının kendisine kuru bir köşe aradığını düşünmek bile insanın bakış açısını değiştirmeye yetiyor.

Ancak bu meseleye yalnızca duygusal yaklaşmak da yeterli değil.Sokak hayvanlarıkonusu, hem hayvanların yaşam koşullarını hem de insanların güvenliğini ilgilendiriyor. Özellikle sürü hâlinde dolaşan köpekler nedeniyle çocuklarını okula gönderirken endişelenen ailelerin kaygılarını görmezden gelemeyiz. Aynı şekilde hayvanların aç, hasta veya korunmasız şekilde sokaklarda yaşamasını da normal karşılayamayız. İyi bir çözüm, insan güvenliğini ve hayvan refahını birlikte gözetmek zorunda.

Burada yerel yönetimlere önemli sorumluluklar düşüyor. Hayvanların kayıt altına alınması, veterinerlik hizmetlerinin etkin yürütülmesi, uygun bakım ve barınma koşullarının sağlanması, sahipsiz hayvanlarla ilgili başvuruların zamanında değerlendirilmesi gerekiyor. Özellikle çocukların kullandığı okul yolları, parklar ve yoğun yaya alanlarında güvenliğin sağlanması ihmal edilmemeli. Çünkü bir şehirde hem insanların huzur içinde yaşayabilmesi hem de hayvanlara insanca davranılması mümkün olmalı.

Vatandaşlar olarak bizim de yapabileceklerimiz var. Soğuk günlerde kuşlar için uygun yerlere temiz su koymak, ihtiyaç sahibi hayvanlarla ilgili belediyenin ilgili birimlerine haber vermek, yaralı veya hasta bir hayvan gördüğümüzde yetkililere ulaşmak bunlardan bazıları. Ancak yapılacak yardımların çevre temizliğini, halk sağlığını ve güvenliği olumsuz etkilememesine de dikkat etmek gerekiyor. İyi niyetli bir davranışın başka bir soruna yol açmaması önemli.

Bir de çocuklarımızın bu konudaki yaklaşımı var. Hayvanlara karşı merhametli olmayı öğretirken güvenli davranmayı da anlatmalıyız. Tanımadıkları hayvanlara kontrolsüz şekilde yaklaşmamaları, korktuklarında nasıl davranmaları gerektiğini bilmeleri ve yardıma ihtiyacı olan bir hayvan gördüklerinde bir yetişkine haber vermeleri önemli. Merhamet ile tedbir birbirinin karşıtı değil, birbirini tamamlayan iki değer.

Aslında bir şehrin yaşam kalitesi yalnızca yollarıyla, binalarıyla veya parklarıyla ölçülmez. O şehirde yaşayan insanların kendilerini ne kadar güvende hissettiği, çevrenin ne kadar temiz olduğu ve diğer canlılara karşı nasıl bir sorumluluk anlayışı geliştirildiği de önemlidir. Bu nedenle sokak hayvanları meselesini yalnızca yaz aylarında şikâyetler arttığında ya da kışın soğuklar başladığında hatırlamamak gerekiyor.

Önümüzde uzun bir kış var. Yağmur yağacak, hava soğuyacak, belki kar da göreceğiz. Bizler evlerimizin kapısını kapatıp sıcak ortamlarımıza çekileceğiz. Fakat sokaktaki canlıların yaşamı devam edecek. Bu konuda yalnızca bireysel duyarlılığa güvenmek yerine düzenli, planlı ve sürdürülebilir çözümler geliştirmemiz gerekiyor.

Çünkü bir sorunu görmezden gelmek onu ortadan kaldırmıyor. Ne vatandaşların güvenlik kaygılarını küçümsemek doğru ne de hayvanların yaşam koşullarını önemsememek.

Gerçek çözüm, insanları korkuyla, hayvanları da çaresizlikle baş başa bırakmayan bir düzen kurabilmektir.