CHP’den 2018-2020 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programa ilişkin değerlendirme

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, 2018-2020 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programa ilişkin, “Bugüne kadar açıkladıkları hangi orta vadeli plana uydular? Hiçbirisine uymadılar

inegolonline.com'a Google'da abone olun Google News
27 Eyl 2017 / Çar 17:17 |
/ 38 Kez Okundu
| |
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, 2018-2020 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programa ilişkin, “Bugüne kadar açıkladıkları hangi orta vadeli plana uydular? Hiçbirisine uymadılar. Bu plana da uymayacaklarını biliyoruz. Enflasyon düşmüyor, işsizlik düşmüyor. 2019 yılında yüzde 9,9 işsizlik, 2020 yılında yüzde 9,6. O zaman neyin planını yapıyorsunuz? Enflasyonu ve işsizliği düşürmeyi hedeflemeyen bir orta vadeli plan açıklamak hükümetin ben bu alanda iflas ettim, başarısızım itirafıdır" dedi.
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında devam ederken, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tezcan MYK’nın gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. FETÖ soruşturması kapsamında Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik’in gözaltına alınmasıyla ilgili Tezcan, “Elinizde delil yoksa niye gözaltına aldınız? 12 gün geçmiş savcı hala delil arıyor. Bu bir gözaltı değildir, bu bir gözdağı operasyonudur. Ama bu gözdağına prim vermeyeceğiz. Ne Celal Çelik buna prim verir, ne biz prim veririz. Bizim alnımız ak, çıkarın hakimin önüne, çıkaramazlar. Niye? Delil yok. O zaman sizin FETÖ’cülerden ne farkınız var? Delilsiz iftirayla birilerini gözaltına alıp içeride tutarken delil üretme ve uydurma çabasındaysanız sizin FETÖ’cülerden farkınız ne, bunu çıkın anlatın. Bir an önce Celal Çelik’in serbest bırakılmasını bekliyoruz. Arkadaşımızın verilemeyecek bir hesabı yoktur” diye konuştu.

Kuzey Irak’taki referandum
“Kuzey Irak’ta Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nde gayrimeşru bir referandum yapıldı” diyen Tezcan, “Şu çok açık; AK Parti’nin uzun zamandan bu yana bölgede yürüttüğü Ortadoğu politikası, dış politika iki büyük kayba sebep olmuştur. Devletler açısından kayıp Türkiye Cumhuriyeti’nin kaybıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kaybetmiştir bölgede. Halklar açısından kayıpsa Türkmenlerin kaybetmesidir” açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Biz Barzani’nin bu noktaya geleceğini tahmin etmiyorduk. Yanılmışız’ sözlerini hatırlatan Tezcan, “Bu kaçınca yanılma Sayın Erdoğan? FETÖ’de yanıldınız, Esad’da yanıldınız, PKK’da yanıldınız, Barzani’de yanıldınız. Okul öğrencisi olsa bu kadar yanılan, hata yapan okuldan atarlardı, tasdikname verirlerdi. Hala görevdesiniz ve hala herkes ağzınızın içine bakıyor, tek başınıza devleti yönetiyor, milletin kaderiyle oynuyorsunuz, böyle bir sistem olmaz. Bir kişi hatasının bedelini ödemiyor, o da Sayın Erdoğan. AK Parti Genel Başkanının hatasını millet ödüyor. Bugün Türkiye’de hükümet yok, tek adam var. Kuzey Irak’taki referandum sürecinde hükümetteki çelişkili konuşmalara bakın. AK Parti Genel Başkanı Erdoğan çıkmış, açlıkla terbiye etmekten bahsediyor. 21. yüzyılda açlıkla terbiye etmekten bahsediyor. Hükümet olarak ciddi bir devlet olarak önümüzdeki seçenekleri sıralar ve insani bir çerçevede yürürsün. Ne demek açlıkla terbiye etmek? ’Vanaları kapatırım’ diyor ama Ekonomi Bakanı çıkıyor, ’Ekonomik ambargo diye bir şey olmaz’ diyor. Hanginiz doğru? Bu ciddiyetsizlik, hesapsızlık bölgede Türkiye’nin aleyhine sürecin bu noktaya gelmesine neden olmuştur” dedi.

“Derhal Türkiye’de tüm paydaşların katılacağı bir Milli Eğitim şurasına ihtiyaç var”
Eğitimdeki gelişmelere değinen Tezcan, şöyle konuştu:
“Çocuklarımız kobay oldu. Bu sistemde öğrenciler kobay yapıldı. Bu iktidar evlatlarımızı kobay yerine koydu. Ortaöğretimde 15 yıl içerisinde sayısız kere sistem değişti. Sistem değiştiriyoruz adı altında bir sistemsizlik getirdiler yerleştirdiler. Üniversite sınavlarıyla ilgili de şimdi yeni bir modelden bahsediyorlar. Yani ne yaptıkları belli değil. Ciddi bir planlama yok. Akla bilime dayalı çocuklarımızın geleceğini planlayacak ciddi çalışma yok. Hiçbir şey bilmiyorlarsa tarihimize baksınlar. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı yıllarında daha savaş devam ederken Milli Eğitim Şurası topladı. Şimdi bir sabah bir kişi çıkıyor ‘ben bunu istemiyorum’ diyor. Herkes sistem değiştirmeye kalkıyor. Hala şu anda ortaöğretime geçişte ne yapacaklarını kendileri de bilmiyor, biz de bilmiyoruz, millette bilmiyor. Eski sisteme dönüyorlar üniversitelerde. Evet, bir değişikliğe ihtiyaç var. Artık köklü bir biçimde değişikliğe ihtiyaç var ama her şeyden önce bu yöntemin değişmesi gerekiyor. Bu anlayışla hiçbir şey yapabilmek mümkün değil. O yüzden derhal Türkiye’de tüm paydaşların katılacağı bir Milli Eğitim şurasına ihtiyaç var. Bakan ayrı, müsteşar ayrı, Başbakan ayrı, Cumhurbaşkanı ayrı bir şey söyleyecek, onun söylediğine sistemi uydurma telaşına düşürecekler, böyle milli eğitimi kurtaramayız. Derhal bütün paydaşların katılacağı bir Milli Eğitim şurasının yapılması ve sistemin o şurada akılla, bilimle, pedagojiyle eğitim uzmanlarının gözünden ele alınması lazım. Yoksa geleceğimizi kaybediyoruz. Çocuklarımızın yüksek yetenekle donanacağı bir eğitim sistemini hedeflemeliyiz. Hedef yüksek yetenek inşası olmalıdır.”

“Söyledikleri sistem taşeronu kadroya geçirme sistemi değildir”
Taşeronla ilgili yapılan açıklamayı değerlendiren Tezcan, “Yıl sonuna kadar sorunu çözeceğiz diyorlar. Yalan söylüyorlar. Söyledikleri sistem taşeronluğu ortadan kaldıran bir sistem değildir. Söyledikleri sistem taşeronu kadroya geçirme sistemi değildir. Bunların getirmek istediği sistem, taşeronluğu aynen devam ettirme sistemidir” ifadelerini kullandı.
Tezcan, yarın Manisa’da üzüm çalıştayı ve üzüm mitinglerinin olduğunu söyleyerek, Türkiye’de üreticinin nerede sorunu varsa CHP’nin orada olduğunu ifade etti. Geçen hafta Ordu’da fındık sorununa sahip çıktıklarını belirten Tezcan, bu hafta Manisa’da üzüme sahip çıkacaklarını ve Kılıçdaroğlu’nun da orada olacağını bildirdi.

“Bugüne kadar açıkladıkları hangi orta vadeli plana uydular?”
Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Tezcan, hükümet tarafından bugün açıklanan 2018-2020 Orta Vadeli Program’la ilgili soru üzerine şöyle konuştu:
“Bu hükümet plansız bir hükümet. Plansız bir hükümet hangi orta vadeli planı açıklarsa açıklasın bir ciddiyeti olmaz. Bugüne kadar açıkladıkları hangi orta vadeli plana uydular? Hiçbirisine uymadılar. Laf olsun torba olsun. Bir plan açıklıyorlar, kendi açıkladıkları plana 15 yıllık iktidar döneminde hiç uymadılar. Bu plana da uymayacaklarını biliyoruz. Bu plan neyi gösteriyor, neyi vaad ediyor bize? Enflasyon düşmüyor, işsizlik düşmüyor 2019 yılında yüzde 9,9 işsizlik, 2020 yılında yüzde 9,6. O zaman neyin planını yapıyorsunuz? Enflasyonu ve işsizliği düşürmeyi hedeflemeyen bir orta vadeli plan açıklamak hükümetin ben bu alanda iflas ettim başarısızım itirafıdır.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifası
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifasıyla ilgili soru üzerine Tezcan, istifanın çok ilginç olduğunu belirterek, “Biz kendi açıklamasını dinlerken istifa nedenini öğreneceğimizi sanıyorduk. Ama istifa nedenini söylemedi. ‘Yorulmadım, başarılıyım, siyaseti bırakmıyorum, yola devam ediyorum ama belediye başkanlığından istifa ediyorum’ dedi. Ciddiye alınmamaktan rahatsız olduğunu söyledi ama kimin kendisini ciddiye almadığını söylemedi. Anlıyoruz ki, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının istifası ikinci saray darbesidir. Birinci saray darbesinde Davutoğlu istifa ettirildi başbakanlıktan. Tek adamın talimatıyla istifa ettiğini herkes biliyor. Bir talimatla görevi bırakmak zorunda olduğu açıkça görülüyor. 15 milyon nüfuslu bir büyük şehrin belediye başkanısın, 30 haneli köy muhtarı değilsin. Topluma bir izahat borcun var” şeklinde konuştu.
Tezcan, Kuzey Irak konusunda ise hükümete ciddiyeti tavsiye ettiklerini vurguladı. “Demokratik bir düzende yaşamıyoruz. Totaliter bir düzende yaşıyoruz. Sivil toplum yok ediliyor” diyen Tezcan, “365 oda ve borsanın seçimlerine bir hafta kala niye Nisan ayına ertelediler. Kaybedeceklerini anladılar, istedikleri gibi seçtiremeyeceklerini anladılar bütün odaları, borsaları, sendikaları, dernekleri kontrol etmek istiyorlar. Bu Türkiye’de totaliter bir anlayışla devletin tepesinden en küçük hücreye aileye kadar ülkeyi dizayn etme hastalığıdır. Bunu tarihte Hitler, Mussolini yapmıştır. Bugün bir benzeri 21. yüzyılda yeniden Türkiye’de yaşıyoruz ne yazık ki” değerlendirmesinde bulundu.

Duyuru
İnegöl Online mobil uygulaması güncellendi TIKLA HABERLER CEBİNE GELSİN
Reklam
Yorum yapan kullanıcılarımız Kullanıcı Sözleşmesi'ni kabul etmiş sayılır.