Anayol Partisi Genel Başkanı Ali Karakurt, fındık üreticisinin 2026 sezonunda karşı karşıya kalacağı maliyet baskısına dikkat çekerek, fındıkta taban fiyatın en az 360 TL seviyesinde belirlenmesi gerektiğini dile getirdi. Karakurt, Karadeniz Bölgesi'nde fındığın yalnızca tarımsal bir ürün değil, bölge halkı için temel geçim kaynağı olduğunu vurguladı.

2026 İÇİN FINDIK MALİYET HESABI AÇIKLANDI

Ali Karakurt, hazırladıkları 2026 yılına yönelik teknik maliyet çalışmasına göre üreticinin ciddi bir gider yüküyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Çalışmaya göre, taban arazide 1 kilogram kabuklu fındığın üretim maliyetinin 215 TL, eğimli arazide ise 290 TL seviyesinde hesaplandığını aktardı.

Karakurt, işçilik, gübre, ilaç, mazot, patoz ve nakliye gibi kalemlerin son dönemde önemli oranda arttığını, bu nedenle üreticinin maliyetlerini karşılamakta zorlandığını belirtti. Özellikle işçilik yevmiyelerinin 2 bin 500 TL bandına geldiğini hatırlatan Karakurt, bu artışların doğrudan fındık üretim maliyetine yansıdığını söyledi.

"EĞİMLİ ARAZİ GERÇEK ÜRETİM KOŞULUNU YANSITIYOR"

Karadeniz'de fındık tarımının büyük bölümünün eğimli arazilerde yapıldığını hatırlatan Karakurt, maliyet hesaplarının da bu gerçekliğe göre ele alınması gerektiğini savundu. Eğimin fazla olduğu bahçelerde hem işçilik süresinin uzadığını hem de makine kullanımının sınırlı kaldığını vurguladı.

Karakurt, eğimli arazide 1 kilogram fındığın 290 TL'ye mal olduğunu, bu rakamın üzerine üretici payı ve sermaye riskinin eklenmesi gerektiğini ifade etti. Bu çerçevede, maliyetin en az yüzde 20 üzerinde bir taban fiyat belirlenmesinin zorunlu olduğunu söyleyen Karakurt, bu hesaplamayla 2026 yılı için fındıkta taban fiyatın en az 360 TL olması gerektiğini kaydetti.

"ÜRETİCİ YABANCI TEKELLERE BAĞIMLI KALMAMALI"

Anayol Partisi Genel Başkanı Ali Karakurt, Türkiye'nin dünya fındık üretiminde ilk sırada yer aldığını hatırlatarak, yerli üreticinin piyasa koşullarında yeterince korunmadığı görüşünü dile getirdi. Mevcut düzenin, fındık üreticisinin emeğini tam anlamıyla karşılamadığını savunan Karakurt, üreticinin fiyat oluşumunda daha güçlü bir konuma getirilmesi gerektiğini söyledi.

Karakurt, Türkiye'nin fındıkta dünya pazarındaki ağırlığına karşın, yerli üreticinin fiyat belirleme sürecinde etkisinin sınırlı kaldığını iddia etti. Fındıkta oluşan değerin önemli bir kısmının yabancı alıcı ve şirketlerin kontrolünde olduğuna işaret eden Karakurt, üreticinin yabancı sermayeye bağımlı hale gelmemesi için yapısal adımlar atılması gerektiğini belirtti.

YENİ İKTİSADİ MODEL VURGUSU

Ali Karakurt, Anayol Partisi'nin fındık politikalarına yalnızca eleştiri penceresinden bakmadığını, aynı zamanda çözüm odaklı bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. Parti olarak, yerli ve milli bir iktisadi model önerdiklerini dile getiren Karakurt, bu modelin fındık üreticisinden başlayan daha geniş kapsamlı bir dönüşümü hedeflediğini söyledi.

Karakurt, "Fındıkta sömürüye son, alın terine 360 TL" söylemiyle özetlediği yaklaşımında, üreticinin maliyetlerinin üzerinde, emeğini gözeten bir fiyat politikasının esas alınması gerektiğini belirtti. Bu çerçevede fındıkta taban fiyatın üretim maliyeti, üretici payı ve risk unsurları dikkate alınarak şeffaf bir şekilde hesaplanması gerektiğini savundu.

Fındık üreticisinin Karadeniz ekonomisi ve Türkiye'nin ihracat gelirleri için stratejik önem taşıdığını vurgulayan Karakurt, üreticinin gelir güvencesinin sağlanmasının hem bölgesel kalkınma hem de tarımsal sürdürülebilirlik açısından kritik olduğunu ifade etti.