İnegöl’de bir süredir Pazartesi ve Cumartesi pazarlarının günlerinin değiştirilmesi gündemde. Tartışmanın çıkış noktası aslında çok net: Cumartesi günü ilçe stadında ya da Kapalı Spor Salonu’nda maç oynandığında, Cumartesi Pazarı’nın bulunduğu bölge adeta eziyete dönüşüyor. Aynı şekilde Pazartesi Pazarı kurulduğunda da o bölge tamamen kilitleniyor.
İlk bakışta pazar günlerinin değiştirilmesi mantıklı gibi görünüyor. Trafik rahatlar mı? Belki. Ancak asıl soru şu: Bu gerçekten bir çözüm mü, yoksa günü kurtarma hamlesi mi?
Cumartesi Pazarı’nın bulunduğu bölgede ciddi bir kentsel dönüşüm süreci devam ediyor. Mevcut yaklaşık 800 konutun, dönüşüm tamamlandığında 2 bin 300’e çıkması planlanıyor. Üstelik sadece konut değil, iş merkezleri de bu bölgeye gelecek. Yani 4–5 yıl sonra orada bugünkünden çok daha yoğun bir nüfus ve hareketlilik olacak.
Bu tabloya bakınca, pazar günlerini değiştirmenin geçici bir rahatlama sağlayacağı açık. Asıl sorun ise olduğu gibi yerinde durmaya devam edecek.
Ne yazık ki İnegöl olarak bir türlü “merkeze yatırım yapma” hastalığından kurtulamıyoruz. Merkezin dolduğunu hepimiz biliyoruz, hatta kabul ediyoruz; ama gereğini yapmaktan sürekli geri duruyoruz. Kısa vadeli çözümlerle günü kurtarıyoruz, sonra bu çözümler yıllar içinde daha büyük sorunlar olarak geri dönüyor.
İnatla söylüyorum: Kamu yatırımlarını ya zorlayarak ya da alışkanlıkla şehir merkezine yığıyoruz. Gerekçe çoğu zaman “Ankara” oluyor. İnegöl’ü harita üzerinde bile zor gösteren insanların, bu şehrin geleceği hakkında karar vermesine karşıyım. Ne kadar süre koltukta oturacağı belli olmayan bakanların ya da bürokratların, İnegöl’de yaşayanların hayatını doğrudan etkileyecek kararlar almasına da karşıyım.
Hastane, Adliye, Kaymakamlık Binası, Emniyet Binası… Hepsi bu şehir için acı tecrübelerle dolu örnekler. Bu şehrin sokaklarını bilmeyen, trafiğini yaşamayan, ruhunu hissetmeyenlerin verdiği her hatalı karar, yıllar sonra daha büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor.
Pazar yerleri mi? Günlerini değiştiririz, günü kurtarırız. Beş yıl sonra aynı konuyu yeniden tartışırız. Bugün alkışlanan çözüm, yarın yeni bir krizin başlığı olur.
Farkında mıyız bilmiyorum ama İnegöl her geçen gün daha zor, daha stresli bir şehir haline geliyor. Artık günlük kavgaları bir kenara bırakıp, bu kentin geleceğini planlamak zorundayız. Bu sadece bugünün meselesi değil; gelecekte bu şehirde yaşayacak evlatlarımıza karşı bir sorumluluktur.
Ve bu sorumluluk, İnegöl’de yetki ve etki sahibi olan herkesin omuzlarındadır.
(0) Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!