Bursa’nın İnegöl ilçesinde bulunan ve her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayanOylat Kaplıcaları, yalnızca şifalı sularıyla değil, yüzyıllardır anlatılan etkileyici efsanesiyle de dikkat çekiyor. Rivayete göre Oylat ismi, Bizans döneminde yaşanan ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir hikâyeden geliyor.

İnegöl’e yaklaşık 27 kilometre uzaklıkta bulunan Oylat, bugün Türkiye’nin önemli termal turizm merkezlerinden biri olarak biliniyor. Ancak bölgenin ünü sadece kaplıca sularıyla sınırlı değil.

BİZANS TEKFURUNUN HASTA KIZI

Efsaneye göre Bizans döneminde bölgede yaşayan bir tekfurun kızı, dönemin hekimlerinin çare bulamadığı ağır bir hastalığa yakalandı. Sarayda yapılan tüm tedavilere rağmen genç kızın sağlığı düzelmedi.

Umudunu kaybeden hekimler, tekfura kızının artık kurtulamayacağını söyleyerek onu ormanlık bir bölgeye bırakmasını tavsiye etti.

“ÖL-YAT” SÖZÜNDEN OYLAT’A

Rivayete göre hekimlerin kullandığı "Öl-yat" ifadesi zamanla bölgenin adı haline geldi. Genç kız, bugünkü Oylat Kaplıcaları'nın bulunduğu alana bırakıldı.

Burada doğal sıcak su kaynaklarında her gün yıkanan genç kızın sağlık durumunda zamanla büyük bir iyileşme görüldü. Hastalığından kurtulan ve eski sağlığına kavuşan kızın hikâyesi bölgede dilden dile yayıldı.

Böylece şifalı suların bulunduğu yer, zaman içerisinde "Ölyat" ve ardından "Oylat" adıyla anılmaya başlandı.

ŞİFALI SULARIYLA ÜNLÜ

Günümüzde Oylat Kaplıcaları, yaklaşık 40,5 derece sıcaklığa sahip termal sularıyla hizmet veriyor. Bölgedeki termal kaynakların romatizmal rahatsızlıklar, kireçlenme, cilt hastalıkları, stres ve bazı sinir sistemi rahatsızlıklarına iyi geldiği ifade ediliyor.

Yıl boyunca çok sayıda yerli ve yabancı turist, hem kaplıca tedavisi görmek hem de doğayla iç içe vakit geçirmek için Oylat'ı ziyaret ediyor.

DOĞA VE TARİH BİR ARADA

Çam, kestane ve kayın ormanlarıyla çevrili Oylat Vadisi, doğal güzellikleriyle de öne çıkıyor. Bölgede bulunan Oylat Mağarası, şelaleler ve yürüyüş parkurları ziyaretçilere farklı alternatifler sunuyor.

Yüzyıllardır anlatılanOylat efsanesiise bölgenin kültürel mirasının önemli bir parçası olarak yaşamaya devam ediyor. Şifalı suların keşfini anlatan bu hikâye, Oylat’ın yalnızca bir kaplıca merkezi değil, aynı zamanda tarihi ve kültürel bir değer olduğunu da gözler önüne seriyor.