Bursa’da doğuştan nadir görülen Rubinstein-Taybi Sendromu ile yaşam mücadelesi veren 39 yaşındaki Müge Demirci, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Ailesinin organ bağışı kararıyla Demirci’nin karaciğeri ve iki böbreği, nakil bekleyen üç hastaya umut oldu.
Kestel’de özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Müge Demirci, 17 Nisan’da kalp durması teşhisiyle Bursa Kestel Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakımda 11 gün süren tedavinin ardından 28 Nisan’da beyin ölümü gerçekleşti. Ailenin onayıyla 30 Nisan’da gerçekleştirilen operasyonla organları alındı.
ANNE GÖZYAŞLARIYLA ANLATTI
Kızına henüz 16 günlükken Rubinstein-Taybi Sendromu teşhisi konulduğunu belirten anne Sema Öztekin, yıllar süren mücadeleyi anlattı. Öztekin,
"Orada da ses getirdi. 'Nasıl yetiştirdiniz?' dediler ve özel görevler üstlendi, saf sevgiyi yaydı. Sonra 13 gün önce kalbi durmuş kurumda ve bu hastaneye getirilmiş. Kalbi iki kez burada da durmuş. Ben Yalova'dan acil geldim. Dün akşam tekrar çağırıldım. Beyin ölümünün gerçekleştiğini ve artık geri dönüşün olmadığını söylediler. Ertesi gün Ayşegül Hanım, Büşra Hanımlarla ağlayarak konuşmalar yaptık. Organ bağışını ağlayarak kabul ettim. O annesinin inci çiçeğiydi. Giderken bile üç cana can oldu." şeklinde konuştu.
“İYİ Kİ ONUN ANNESİ OLDUM”
Doktorların kızına en fazla 19 yıl ömür biçtiğini ifade eden Öztekin,
"Bize dediler ki 'En fazla 19 yaşına kadar yaşar'. Onunla anne-kız sevgi seli olduk. Oğlum da bize dahil oldu. Özel bakımla gecemizi gündüzümüze kattık. Sevgiyle 39 yaşına kadar baktım. İyi ki öyle bir evladın annesi olarak bunları tatmışım. İyi ki o beni anne olarak seçmiş. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum." dedi.
ÜÇ HASTAYA UMUT OLDU
Operasyon hakkında bilgi veren Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ayşegül Aydemir ise sürecin titizlikle yürütüldüğünü belirtti. Aydemir,
"Beyin ölümünün geri dönüşsüz bir durum olduğunu, bitkisel hayattan farklı olduğunu, tıbbi olarak ölü olduğunu hasta yakınlarına bildirdik. Hasta yakınlarıyla bu süreçte uzun konuşmalar yaptık. Onlara durumu, gerekliliğini, organ naklinin önemini anlattık. Aile için zor bir karardı ama hasta yaşadığı süre boyunca zorluklar yaşamış, bu zorluklardan insanlara faydası olabilmiş bir insandı. Onlar da hayattaki misyonunun bir parçası olarak ölürken de insanlara faydalı olabileceği kanaatine vardı ve organ naklini kabul ettiler. Hastanemiz, Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi, İl Sağlık Müdürlüğü, üniversite, tüm ekip bir arada çalıştık. Hastamızdan karaciğer ve iki böbrek alındı. Organların üç insana umut olmasını umuyoruz." dedi.

Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın