HUTBEDE İNSAN VE KÂİNAT İLİŞKİSİ ANLATILDI
Son hutbede, insanın kâinat içindeki yeri ve yaratılmışlar arasındaki konumu ele alındı. Hutbe metninde, her doğan günün batacağı, her canın ölümü tadacağı ve yaratılan her şeyin nihai sona ulaşacağı ifadeleri yer aldı. Denizlerin kaynayacağı, dağların yerinden oynayacağı, yıldızların döküleceği ve kabirlerde bulunanların dışarı çıkartılacağına dikkat çekildi. Hutbede, bu süreçte her insanın dünyada neleri yaptığını ve neleri yapmadığını anlayacağı belirtildi.
YARATILIŞ GAYESİ VE HESAP BİLİNCİ VURGUSU
Hutbede, bazı insanların niçin yaratıldığını, nereden geldiğini ve nereye gittiğini düşünmediği ifadesi yer aldı. Kendini, Rabbini, ölümü, hesabı, cennet ve cehennemi unutan insan tipine değinildi. Kötülüğün gölgesinde dolaşan, kalp kıran ve gönül inciten insan örnekleri anlatıldı. Kâbil’in cana kıyması, Kârun’un zenginliğiyle övünmesi, Nemrut’un mülküyle böbürlenmesi ve Ebû Cehil’in hak ve hakikati görememesi hutbede zikredilen tarihsel örnekler arasında yer aldı.
Buna karşılık, dünyayı ahiretin tarlası bilen, hem dünya hem ahiret için çalışan insan tipinden bahsedildi. Ahmed Yesevî, Hacı Bayrâm-ı Velî, Hacı Bektâş-ı Velî, Mevlânâ ve Yunus Emre gibi isimlerin sözleriyle gönüllere hitap eden kişiler olarak hutbede anıldığı aktarıldı.
İNSANIN KÂİNATTAKİ KONUMU ELE ALINDI
Hutbede, insana hitaben insanın âlemin özü ve kâinatın gözbebeği olduğu ifadesi kullanıldı. Allah’ın dünyayı ve içindekileri insanın hizmetine sunduğu, insanı en güzel şekilde yarattığı belirtildi. İnsana iyiyi kötüden ayırt etme yeteneğini verenin ve huzur ile mutluluğun yollarını gösteren kitaplar gönderenin Allah olduğu dile getirildi. Peygamberlerin insanlar için rehber kılındığı ifade edildi.
Hutbede, Kur’an-ı Kerim’de yer alan, “Ey insan! Kerim olan Yüce Rabbine karşı seni yanıltıp aldatan nedir?” ayetine atıf yapıldı. İnsanı Allah’a kulluktan alıkoyan, emirleri yerine getirmeye ve yasaklardan kaçınmaya engel olan hususların sorgulandığı aktarıldı.
İYİLİK VE KÖTÜLÜK ARASINDAKİ ZITLIKLAR DİLE GETİRİLDİ
Hutbede, günümüzde birçok zıtlığın bir arada yaşandığı ifade edildi. Bir yanda kendisi, ailesi, milleti ve insanlık için iyilik peşinde koşanların bulunduğu, diğer yanda mazlum ve masumlara zulmedenlerin olduğu dile getirildi. Nezaket ve zarafeti esas alan, karıncayı dahi incitmeyen insanlarla, kibir ve gururla hareket eden, geçtiği yerleri tahrip eden kişilerin aynı dünyada bulunduğu belirtildi.
İyilik ve merhametin hayat bulması için çabalayanlarla, yaptıkları kötülüklerle insanlığı karanlığa sürüklemek isteyenler arasındaki farklara dikkat çekildi. Peygamber Efendimizin (s.a.s), “Mümin aziz ve cömerttir. Fâcir ise saygısız ve cimridir.” hadis-i şerifinin hutbede örnek olarak aktarıldığı bildirildi.
HADİSLER VE ŞİİRLE VERİLEN MESAJLAR
Hutbede, insan ve kâinat ilişkisi şiirsel bir dille de desteklendi. “Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.” dizelerine yer verildi. Dünyada aynı anda hem nurun hem de kirin bulunduğu ifadesi hutbede dile getirildi.
Hutbenin sonunda, Allah Resûlü’nün (s.a.s), “Öyle insanlar vardır ki âdeta hayrın anahtarları, şerrin kilitleri gibidir. Öyleleri de vardır ki, şerrin anahtarları, hayrın kilitleri gibidir.” hadis-i şerifi okundu. Hadisin devamında, Yüce Allah’ın hayrın anahtarlarını verdiği kimselerden bahsettiği aktarıldı. Hutbede, insanın yaratılış gayesi, kâinat içindeki yeri ve iyilik ile kötülük arasındaki tercihler Kur’an ayetleri, hadisler ve tarihî şahsiyetlere yapılan atıflarla birlikte işlendi.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın