İletişimciBanu K. Zeytinoğlu, kültür-sanat ve eğitim alanındaki deneyimlerini Milliyet Sanat dergisinin Ağustos 2026 sayısında değerlendirdi. 2003’ten bu yana kültür-sanat odaklı projelerde çalışan ve 2009’da bkz. İletişim’i kuran Zeytinoğlu, kültür-sanat iletişiminin yalnızca etkinlik tanıtımına indirgenemeyeceğini, kurumların kimliğini ve değerlerini görünür kılan bir süreç olduğunu vurguladı.

KÜLTÜR-SANAT İLETİŞİMİ BİR YAŞAM BİÇİMİ

Zeytinoğlu, kültür-sanat iletişiminin ancak bu alanla yaşayan, üreten ve takip eden kişiler tarafından sağlıklı yürütülebileceğini belirtti. Sergilere gitmeyen, kitap okumayan, yeni müzikler keşfetmeyen veya tiyatroya ilgi duymayan bir iletişimcinin, sanatçının dünyasını aktarmakta ve izleyiciyle bağ kurmakta zorlanacağını ifade etti. Bu nedenle kültür-sanat iletişimini bir meslek tanımının ötesinde, bir “yaşam biçimi” olarak gördüğünü dile getirdi.

Ona göre iletişim, bir sergi ya da festivalin yalnızca duyurusunu yapmakla sınırlı kalmamalı; bu üretimlerin izleyicinin ve toplumun hayatında gerçek bir karşılık bulmasına aracılık etmelidir. Kurumun duruşu, değerleri ve kültür politikası, iletişim faaliyetlerinin merkezine yerleştiğinde sürdürülebilir bir etki yaratılabildiğini söyledi.

“HER KÜLTÜR-SANAT PROJESİ KENDİNE ÖZGÜDÜR”

Medya ekosisteminin dönüşümüne de değinen Banu K. Zeytinoğlu, kültür-sanat alanında gündemi artık yalnızca gazete, dergi ve televizyonların belirlemediğini aktardı. Bağımsız yayıncılar, dijital platformlar, podcast yayınları, içerik üreticileri ve sosyal medya hesaplarının da kültürel alanda etkili aktörler haline geldiğini söyledi.

Bu çeşitliliğin iletişimcilerin sorumluluğunu azalmak yerine artırdığını belirten Zeytinoğlu, her kültür-sanat işinin “biricik” olduğunun altını çizdi. Her projenin kendine özgü bir ruhu bulunduğunu, iletişimcinin temel görevinin de bu ruhu doğru kavramak ve uygun hikâye kurgusuyla doğru kitlelere ulaştırmak olduğunu ifade etti.

GENÇLERLE YENİ BİR KÜLTÜREL DİYALOG İHTİYACI

Genç izleyicilere ulaşmak isteyen kurumların sadece dilini yenilemesinin yeterli olmadığını söyleyen Zeytinoğlu, asıl meselenin “gençlerle nasıl bir kültürel ilişki kurulduğu” olduğunu belirtti. Sadece sosyal medyada daha görünür olmanın veya daha genç bir üslup kullanmanın tek başına etkili olmayacağını vurguladı.

Zeytinoğlu, günümüz gençlerinin kendilerine bir şey anlatılmasını değil, sürecin parçası olmayı, deneyimlemeyi ve katkı sunmayı talep ettiğini ifade etti. Kültür-sanat kurumlarının bu beklentiyi dikkate alması gerektiğini, kurumun kendisini nerede konumlandırdığı, neyi temsil ettiği ve gençlerle nasıl bir ortak kültürel zemin kurduğunun belirleyici olduğuna işaret etti.

BKZ. İLETİŞİM’DE EKİP RUHU ÖN PLANDA

Banu K. Zeytinoğlu, bkz. İletişim’in çalışma yaklaşımında “ürün”den çok “kültür”ün merkeze alındığını belirtti. Kendisini en çok gururlandıran unsurun ise uzun yıllardır birlikte çalıştığı ekibi olduğunu söyledi. Çoğunluğu kadınlardan oluşan ekibin, aynı meslek ahlakını, üretim anlayışını ve heyecanı paylaşmasının, ajansın en önemli gücü olduğunu ifade etti.

Bu denli uzun süre aynı kadroyla devam etmenin tesadüf olmadığını dile getiren Zeytinoğlu, ortak zevkler, ortak omurga ve benzer bir etik duruşun, kültür-sanat iletişiminde istikrarlı bir üretimi mümkün kıldığını belirtti.

MİLLİYET SANAT’TA TAM SAYFA RÖPORTAJ

Banu K. Zeytinoğlu ile yapılan ve kültür-sanat iletişiminin değişen dinamiklerine, genç kuşaklarla kurulan diyaloga ve iletişimcinin rolüne odaklanan röportaj, Baran Danış imzasıyla Milliyet Sanat dergisinin Ağustos 2026 sayısında yayımlandı. Röportajda, kültür-sanat alanında çalışan kurumlar ve iletişimciler için pratik önerilerin yanı sıra, değişen medya ortamına ilişkin değerlendirmelere de yer verildi.