Amatör küme yıllarından beri Kafkasspor’u takip ederim. Ne zaman kilitlenen ya da yavan giden bir maç olsa, sahada ve tribünde yaşanan aksiyon takımı ateşliyor. İşteKastamonumaçı da aynen böyle oldu.

2. Lig’deki ilk yılında bu maça kadar oynadığı 3 maçta 1 galibiyet, 1 mağlubiyet ve 1 beraberlik alanKafkasiçin iç sahadaki 4. maç oldukça önemliydi. Zira Kastamonu, transfer yasağı bulunan ve eski şaşaalı yıllarından oldukça uzak bir görünümdeydi. Bu nedenle mutlak suretle haneye 3 puan yazılmalıydı.

Fakat ilk yarım saatte işler iyi gitmedi. İstediğimiz futbolu tam olarak sahaya yansıtamadık. Pas trafiğinde hatalar yaptık, bloklar arasında kopukluklar oluştu, 3. bölgede son vuruşlarda sıkıntı yaşadık.

Bütün bu olumsuzluklar yaşanırken zor nefes alan Kastamonu birden umutlandı ve canlanmaya başladı. Penaltı golü sonrası ise rakibin gardı düştü, umudu dağıldı derken hatalı bir gol yedik.

Tam maç kördüğüme girecekken hem sahadaki hem de az da olsa tribündeki adrenalin Kafkas’ı ateşledi. Ardı ardına gelen nokta paslar, istekli ve iştahlı oyun, golleri de beraberinde getirdi.

3 penaltı kararı da doğruydu. Her ne kadar maçın hakemi sahada pimi çekilmiş bomba gibi dolaşsa da iki takım için de saç baş yolduran kararlar verdi. Neyse ki buna rağmen bu maçtan yara almadan kurtulduk.

Kastamonu hikâyesinin güzel taraflarından biri de suskun golcü Batuhan’ın 3 golle geri dönmesi oldu.

4 maçta 7 puan güzel bir başlangıç. Şimdi sırada Muş maçı var. Belki kâğıt üzerinde bu maçta favori rakip gözükebilir fakat puanlar sahada dağıtılıyor, unutmayalım.

Bu maçtan puan almak istiyorsak bu haftaki futboldan daha ekstra işler yapmamız gerektiğini de hatırlatalım.

Ama sonuç ne olursa olsun, Kafkasspor’un bunca olumsuzluğa ve bunca görmezden gelinmesine rağmen güzel bir hikâye yazdığını da es geçmeyelim...