Ortadoğu alanında önemli çalışmalar yapan Yarının Türkiyesi Derneği Sözcüsü Burak Dalgın, son dönemlerde Ortadoğuda yaşanan kaos ortamının sona ermesinde Türkiyenin model güç olduğunu söyledi.
IŞİDin Ortadoğuda oluşturduğu şiddet ortamı ve yıllardan buna yana devam eden çözümsüzlük süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yarının Türkiyesi Derneği Sözcüsü Burak Dalgın, gelişecek ekonomik ve kültürel işbirliğiyle Ortadoğuda sorunun çözüleceğini dile getirdi.
Türkiyenin Ortadoğu için örnek bir model olabileceğini aktaran Dalgın, Diyarbakır, Gaziantep ve Halep üçgeninde bir havza kurulması önerisinde bulundu. Dalgın, Ortadoğuda iki model önerisi çarpıştığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir taraftan IŞİDin temsil ettiği şiddet odaklı bir model önerisi, bir diğeri eskimiş Baas diktatörlük modeli insanların önüne sunuluyor. Aslında bu iki model halka hitap eden, mutluluk getiren model değildir. Son 30 yılda Ortadoğuda milyonlarca insan öldü, milyarlarca dolar harcandı. Hem insan hem de ekonomik kaynaklar israf edildi. Tüm bunlara rağmen insanlar mutlu olmadı. Bu sorunu çözmek için Türkiyenin örnek model olacağını düşünüyorum. Bu modelin birçok ayağı var. Bunlardan bir tanesi, evrensel çapta demokrasi ve insan hakları modelidir. İkincisi, bunu hayata geçirmek için, ekonomik ve kültürel işbirliği öne çıkarmak. Zaten bu bölgenin tarihi ve kültürel yapısı da buna uygundur. Üçüncüsü ise, bunu işbirliği modeliyle gerçekleştirmektir. Tarihten örnek verirsek, 4 bin yıl önce Mezopotamya, Anadolu, Akdeniz havzası birbirine ilintilidir. Halepi ele alırsak, Halepin limanı İskenderundur. Mal sattığı bölge, Şanlıurfa, Gaziantep gibi illerdir. Bunlar birlikte hareket edip, zenginlikler oluşturuyor. Bunlar hep birlikte olunca zenginlik, mutluluk, refahı getirebiliyor. Bu havza çerçevesinde ekonomik, kültürel işbirliği yapmak mümkündür. Bunun gerçekçi olup olmayacağını değerlendirsek, bölgede bu kadar savaşlar varken, ne kültürel, ne de ekonomik işbirliği denenebilir. Ama halbuki bu tür modeller tam da böylesi süreçlerde ortaya çıkıyor."
Avrupadan örnek veren Dalgın, şöyle konuştu: "Almanya, Fransa yıllarca birbirleriyle savaştı. AB ise, 2. Dünya Savaşından hemen sonra ortaya çıktı. İnsanlar yıkım sürecinde çıkarken ekonomik ve kültürel işbirliğini önemsiyorlar. ABden alınacak başka bir örnek ise, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, ABnin kurucu ülkelerindendir. Bu üç ülke belli bir havzada işbirliği başlattı. Bugün dünyada ortak pazar, işbirliği bu üç ülkeler arasından başladı. İşte bu Türkiyenin tam da Ortadoğuda deneyebileceği önemli bir modeldir. Diyarbakır, Halep ve Gaziantep eksenli bölgesel modellerle bu işbirliği denenebilir
AVRUPA HALKI 400 YIL BOYUNCA BİRBİRİNİ ÖLDÜRDÜ SONUNDA BELİRLİ BİR NOKTADA BULUŞABİLDİ
Ortadoğuda mezhepsel savaşlara dikkat çeken Dalgın, bu sorunun çözülmesinin zor olmadığını Avrupada 400 yıl boyunca yaşanan savaşları örnek gösterdi. Dalgın, şuan İslam toplumunun arasındaki farklar, 1945 yılında Almanya ve Fransa arasındaki farktan daha büyük olduğunu düşünmediğini belirterek şunları söyledi: "Demek ki bu farklar daha büyük değilse, Avrupa yaptıysa, Ortadoğu neden yapamazsın. Avrupa halkı 400 yıl boyunca birbirini öldürdü. Sonunda belirli bir noktada buluşabildiler. Faklılıkları kaşımak yerine belirli bir ortak noktada buluşmak mümkün. Ortak eksenli, evrensel insan haklarına ve demokrasiye saygılı oluşturulması sağlanılması gerek. Bu sadece bölgedeki Müslüman toplumu için değil diğer gayrimüslim toplumlar için de sağlanabilir.
Bölge ülkelerin sağlayacağı ekonomik ve kültürel işbirliğiyle sınır sorununun ortadan kalkacağına dikkat çeken Dalgın, geçen günlerde İskoçyada yaşanan referandumdan Ortadoğu halkının ders çıkarması gerektiğini aktardı. İskoçyada yapılan referanduma değinirsek, bu referandumdan alınması gereken bir çok ders olduğunu anlatan Dalgın, sözlerini şöyle sürdürdü: "İskoçya, 300 yıla aşkındır İngiltere ile bir işbirliği içinde. İskoçlar, ayrılmak için referanduma gitmek istedi. Orada çok enteresan olan ise, ayrılmak isteyen İskoçlar, Kraliçeyi, Paundu ve BBCyi tutmak istediklerini açıkladı. Ama bunları ayrılarak tutmak istediklerini dile getirdiler. Avrupa Birliği gibi bu kampanya sınırların anlamsızlığını gösteriyor. İskoçyaya sınır çizmek isteyen, kraliçeden, paundtan ve BBCden vazgeçmiyor. Çünkü bu kurumların ona getirdiği yarardan memnundur. Bunları terk etmek istemiyor. Nitekim yapılan referandumda İskoçların yüzde 55i İngiltereden ayrılmak istemediğini belirtti. Hem İskoçya hem AB örneği aslında bu sınır olayını biraz kafalarda çizildiğini gösteriyor. Neticede, Almanyadan, Fransaya geçtiğinizi fark etmiyorsunuz. Orada ayrı ülkeler var diye düşünüyoruz ama hayat aynı şekilde devam ediyor. Bu nokta bu model Ortadoğuda da gerçekleşebilir. İnsanlar Ortadoğuda sınırları sıkıntısı bir şekilde geçtiği müddetçe, o sınırın olup olmasında aslında pek bir nedeni kalmıyor. Son günlerde gündem olan Irak Kürt Bölgesel Yönetiminde aslında benzer bir durum söz konusu. Türkiye doğal olarak o bölgeye sahip çıkmak zorunda çünkü hem bir kısmı vatandaşlarımız bir kısmı da soydaşlarımızdır. Yani kader birliği yaptığımız bir coğrafyadır. Ama onun ötesinde hem ticari hem de kültürel olarak, o bölgenin kazancı, huzuru, barışı, güveni, Türkiyenin barış ve huzur güveni demektir.
Tüm haberler yüklendi.
Haber yüklenirken bir hata oluştu.


Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın