KİRA GELİRLERİNDEN ZEKÂT ALINIP ALINMAYACAĞI AÇIKLANDI

Din İşleri Yüksek Kurulu, kira gelirlerinin zekâta tabi olup olmadığına ilişkin merak edilen sorulara yazılı kaynaklara dayalı açıklama yaptı. Kurul, kira gelirleri üzerinden zekât yükümlülüğünün hangi şartlarda doğduğunu, nisap miktarı, yıllanma ve zekât oranı çerçevesinde ele aldı.

Açıklamada, İslam hukukuna göre zekâtın İslam'ın beş temel şartından biri olduğu ve kişisel borçlar ile temel ihtiyaçlar dışında belirli bir miktar mala sahip olan her Müslüman için farz kılındığı hatırlatıldı. Bu miktarın altın üzerinden hesaplandığı ifade edildi.

NİSAP MİKTARI VE ZENGİNLİK ÖLÇÜTÜ

Kurulun aktardığı bilgilere göre, İslam hukukunda zenginlik ölçütü nisap miktarı ile belirleniyor. Nisap, kişisel borçlar ve asli ihtiyaçlar hariç, 80,18 gram altın veya bu değerde nakit ya da ticari mala sahip olunması anlamına geliyor.

Bu miktara ulaşan ve üzerinden bir kameri yıl geçen mala sahip kişinin, fıkıh literatüründe zekâtla mükellef zengin sayıldığı belirtiliyor. Buna göre, kira geliri elde eden kişilerin de diğer mal ve gelirleriyle birlikte bu eşiğe ulaşıp ulaşmadığı dikkate alınıyor.

KİRA GELİRLERİNİN ZEKÂTA TABİ OLMASI

Din İşleri Yüksek Kurulu, ev, dükkân, araç veya iş makinesi gibi kiraya verilen asıl varlıkların (akar) bizzat kendisinden zekât gerekmediğini, ancak bu varlıklardan elde edilen kira gelirlerinin zekâta tabi tutulduğunu bildiriyor.

Açıklamada, "Kira gelirlerinin zekâta tâbi diğer mal ve gelirlerle birlikte, temel ihtiyaçlar ve borçlar çıktıktan sonra nisap miktarına (80,18 gr. altın veya değeri) ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde kırkta bir (%2,5) oranında zekâtının verilmesi gerekir" hükmü hatırlatılıyor. Bu görüşün fıkıh kaynaklarında Merğinânî'nin el-Hidâye adlı eserine dayandığı bilgisi paylaşılıyor.

YILLIK BİRİKİM VE GİDERLERİN DÜŞÜLMESİ

Kira gelirlerinde zekât hesabı yapılırken yıllık birikim esas alınıyor. Kira gelirinin nisap miktarına ulaşması ve ulaştığı andan itibaren bir tam kameri yılın (havelânü'l-hav) geçmesi şart koşuluyor. Yıl sonunda kişinin elinde kalan net kira birikimi üzerinden zekât hesaplanıyor.

Kurulun açıklamasına göre, kira gelirinden o yıl içinde yapılan zorunlu harcamalar, vergi, bakım ve onarım masrafları ile kişinin kendi temel ihtiyaçları ve borçları düşüldükten sonra kalan miktar dikkate alınıyor. Bu net miktar nisap eşiğini aşıyorsa, kira gelirleri zekâta tabi oluyor.

ORAN VE DİĞER MALLARLA BİRLEŞTİRME

Din İşleri Yüksek Kurulu, kira gelirlerinde zekât oranının genel nakit ve ticari mallarda olduğu gibi kırkta bir, yani yüzde 2,5 olduğunu belirtiyor. Şartlar gerçekleştiğinde, yıllık net kira birikimi üzerinden bu oranda zekât verilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Kira geliri tek başına nisap miktarına ulaşmasa bile, kişinin elindeki mevcut nakit para, altın ve ticaret mallarıyla birleştirilerek toplam değerin hesaplanması gerektiği belirtiliyor. Toplam değer 80,18 gram altının piyasa karşılığını geçtiğinde, kira gelirleri de bu toplamın içine dahil edilerek zekât hesabına konu ediliyor.

ASLİ İHTİYAÇLAR VE MODERN FIKIH GÖRÜŞLERİ

Fıkıh notlarında, oturulan tek ev, temel ihtiyaç için kullanılan tek araç ve mesleğin icrası için gerekli aletlerin "asli ihtiyaç" (hacet-i asliye) kapsamında değerlendirildiği, bu varlıkların zekâttan muaf olduğu ifade ediliyor. Yatırım amaçlı alınan ikinci ev veya gelir getirici nitelikteki araçların ise kira geliri üzerinden zekât kapsamına girdiği belirtiliyor.

Modern fıkıh tartışmalarında bazı İslam hukukçularının, kira gelirlerini toprak ürünlerine (öşür) benzeterek, yıl dolmadan gelir elde edildiği anda zekât verilmesi gerektiği görüşünü savunduğu aktarılıyor. Ancak Din İşleri Yüksek Kurulu'nun ve klasik kaynaklarda genel kabul gören yaklaşımın, kira gelirlerinde yıllanma şartını esas aldığı bilgisi paylaşılıyor.

Açıklamalarda ayrıca, enflasyon ve fiyat hareketleri nedeniyle nisap miktarının güncel altın fiyatları üzerinden her yıl yeniden kontrol edilmesinin gerektiğine işaret ediliyor. Böylece kira gelirleri üzerinden zekât hesaplanırken nisap eşiğinin güncel ekonomik verilere göre tespit edilmesi gerektiği vurgulanıyor.