Divan Edebiyatı'na ilişkin araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. İskender Pala, "Kardak krizinde Osmanlıca belgeleri incelemem istendi. Üç Hilal gizliliğinde raporlarla karşılaştım. Hayretler içinde kaldım, çünkü benim bildiğim yakın tarih böyle değildi" diyor..

12 Eylül döneminde TSK'ya katılan, 28 Şubat sürecinde ise YAŞ kararıyla ordudan atılan Prof. Dr. İskender Pala, anılarını "İki Darbe Arasında" isimli kitabında kaleme aldı.

Yeni Şafak'tan Murat Palavar kitapta yazılar çarpıcı anıları haber yaptı. 12 Eylül ihtilali döneminde askere giren ve 28 Şubat krizi sonrasında YAŞ kararları ile ordudan tasfiye edilen Pala, Kardak krizinde de görev aldığını anlattı. Prof. Pala, o dönemde eski yazıyı bildiği için Kardak'a ilişkin arşiv araştırması yaptırıldığını ve elde ettiği bilgilerin Deniz Kuvvet Komutanı Güven Erkaya tarafından dönemin Başbakanı Tansu Çiller'e aktarıldığını söyledi.

TİTREYE TİTREYE GELECEK

Kardak krizinde Erdil Paşa tarafından Ankara'ya çağrıldığını anlatan İskender Pala, "Beni o gece Ankara'ya çağırmalarını emrettiği gece ilgililere 'O şimdi korkacak ve kendisini kodese yollayıp ihraç etmek için çağırdığımızı zannedecek. Titreye titreye gelecek diyerek kahkalarla güldüğünü duydum" dedi. Kardak'ı ararken 'Üç Hilal' gizliliğinde raporlarla karşılaştığını anlatan Pala "Kardak'ı ararken, üç hilal gizliliğinde raporlarla karşılaştım ki benim bildiğim yakın tarih böyle değildi. Öğrendiklerime hayret ettim"dedi.

BİZİM İSKENDER DEYİNCE...

Prof. Dr. Pala, kitabında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Kuzey Deniz Saha Komutanı İlhami Erdil ile arasında geçen bir konuşmanın YAŞ kararlarını etkilediğini de anlattı. 28 Şubat sonrasından ordudan atılan Pala, kendisinin ordudan atılması sürecini başlatan Erdoğan-Erdil görüşmesini de kitabında açıkladı.

Preveze Deniz Zaferi kapsamında anma törenlerinde Erdoğan ile Erdil'in bir araya geldiğini anlatan Pala ikili arasında geçen ayaküstü konuşmaları yazdı. Erdil, Barbaros türbesinin bazı açmazlarıyla ilgili yardım istediğini Erdoğan'ın da buna karşılık "Elbette sayın komutan, Belediye olarak biz ne gerekiyorsa yapalım, Barbaros gibi bir Türk büyüğüne her türlü yardımı hak eder" şeklinde konuştuğunu anlattı. Erdil'in "Bizde araştırmacı bir binbaşı var. Barbaros'un vasiyetini bulup getirdi. Eski yazıyı bilen bir binbaşı İskender Pala" dediğini anlatan Pala, Erdoğan'ın buna karşılık "Ha.. Bizim İskender'den bahsediyorsunuz" dediğini ve ordudan atılma sürecin bu diyalogdan sonra geliştiğini anlattı.

'NEREDEN ONLARIN OLUYOR'

Erdoğan'ın "Bizim İskender" sözünden sonra İlhami Erdil'in 1-2 dakika düşündükten sonra Erdoğan'a hissettirmeden kurmay başkanına dönerek "nereden onların İskender'i olduğu araştırılsın!" talimatını verdiğini kitabında yazan İskender Pala, "O anda orda olan fotoğrafçı arkadaşımın söylediğine göre bu talimatı verirken suratında bir hiddet, bir boğayı bile zehirleyecek cinstenmiş" şeklinde konuştu.

TÜRBEDE MEVLİT OKUTULMASI İRTİCA NEDENİ

Pala'ya göre irtica söylemlerinin had safhaya ulaştığı bir dönemde yaşanan diyalog Erdil'in kendisini ordudan attırmak için elinden geleni yapmaya çalıştığı süreci başlattı. 27 Eylül Preveze Deniz Zaferi'ni anma günü dolayısıyla Barbaros'un ruhuna mevlit okutulmasını teklif ettiğini anlatan Pala bu tekliflerim üst makamlara irtica faaliyeti olarak yansıdığını söyledi. Pala kitabında o diyalogları şöyle anlatıyor:

DONUP KALDIM

"Müzede İlhami Erdil'i gülümseyerek karşıladım. Hiç yüzüme bakmadı ve bana türbeyle ilgili aydınlatma çalışmaları ne aşamada diye konuştu. Ben de türbelerin iç aydınlatması için mum görüntülü lambanın konulduğunu dış aydınlatma için kendilerinin emirlerini beklediğini söyledim. Bana 'tabi sen söylersin komutanlar olarak bizler yaparız' diye iğneli bir cümle söyledi ve çekip gitti. Donup kaldım ne demek istediğini anlamadım. Durumu arkadaşımdan öğrendim. Sonraki günlerde yavaş yavaş dışlandım. 27 Eylül'de Tayyip Bey'le İlhami Paşa arasında geçen konuşma herşeyi değiştirmeye yetmiş gibiydi. Erdil ordudan atılmam için ne gerekiyorsa yapılması talimatını ekimin başlarında verdiğini düşünüyorum."

EŞİ ORDUEVİ'NDEN ÇIKARTILDI

İskender Pala kendisinden önce Kürtlerin, Alevilerin ve Çingenelerin orduya alınmadığını bu etnik ayrımcılığa kendisinden sonra inançlı, namaz kılan insanların da dahil edildiğine dikkat çekiyor. İskender Pala eşi ve çocuklarıyla askeri lokalden eşinin başörtülü oluşu nedeniyle çıkartıldığını kitabında anlatıyor. Eşi ve çocukları önünde rencide edilen Prof. Dr. İskender Pala hukuk mücadelesini kazanamadığını belirtiyor.

Pala'nın kitaplarını nasıl yaktılar?