Marka İletişim Stratejisti ve Dijital DüşünürFatih Yıldırım, İnegöl'ün marka değerine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme kaleme aldı. Yıldırım'a göre İnegöl'ün en büyük sorunu tanınmamak değil, sahip olduğu üretim gücünü şehir deneyimine yeterince yansıtamaması.

Yaklaşık 306 bin nüfusa sahip olan İnegöl, 2024 yılında 1,2 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin en önemli üretim merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. Mobilya sektöründeki güçlü konumuyla öne çıkan ilçe, sanayi ve ihracatta yakaladığı başarıya rağmen şehir yaşamı açısından aynı seviyede bir marka algısı oluşturamıyor.

POTANSİYEL GÜÇLÜ, DENEYİM ZAYIF

Fatih Yıldırım, şehir markalaşmasının yalnızca ekonomik başarıyla ölçülemeyeceğini belirterek insanların bir şehirde nasıl yaşadığı, hangi sosyal imkanlara sahip olduğu ve kente ne kadar aidiyet hissettiğinin de en az üretim kadar önemli olduğunu vurguladı.

Yıldırım, "İnegöl üretim tarafında büyük bir şehir gibi davranıyor; yaşam tarafında ise kendi ölçeğinin gerisinde kalıyor" ifadelerini kullandı.

BOZUK YOLLAR SADECE ALTYAPI SORUNU DEĞİL

Değerlendirmede, uzun süredir gündemde olan sanayi yolları da şehir markası açısından ele alındı.

Bozuk yolların yalnızca ulaşım problemi oluşturmadığını belirten Yıldırım, bunun aynı zamanda şehrin kalite, planlama ve güven algısını da olumsuz etkilediğini ifade etti.

"Reklam panosunda 'üreten şehir' yazarken ziyaretçinin ilk karşılaştığı şey çukur ve trafikse marka vaadi daha şehre girerken aşınır." değerlendirmesinde bulundu.

MOBİLYANIN BAŞKENTİ YAŞAMIYLA DA ÖNE ÇIKMALI

"Mobilyanın başkenti" söyleminin güçlü bir marka ifadesi olduğunu belirten Yıldırım, bunun günlük yaşamla desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Gençlerin şehirde kalmasını sağlayacak sosyal alanların, kültür merkezlerinin, yürünebilir yaşam alanlarının ve kamusal mekanların artırılması gerektiğine dikkat çeken Yıldırım, şehir canlılığının yalnızca festival ve konserlerle ölçülemeyeceğini ifade etti.

GASTRO İNEGÖLİÇİN YENİ MODEL ÖNERİSİ

Yazıda Gastro İnegöl projesine de özel bir bölüm ayrıldı.

Yaklaşık 150 yerel tarifin kayıt altına alınmasının önemli bir kültürel kazanım olduğunu belirten Fatih Yıldırım, asıl sorunun içerikte değil, deneyimin kurgulanışında olduğunu söyledi.

Özellikle yoğun saatlerde yaşanan uzun bekleme sürelerinin marka deneyimini olumsuz etkilediğini belirten Yıldırım, Gastro İnegöl'ün tek bir restoran yerine üreticileri, köy mutfaklarını, bağımsız işletmeleri ve coğrafi işaretli ürünleri kapsayan bütüncül bir gastronomi ağına dönüşmesi gerektiğini savundu.

"AĞLAR PARA ÜRETİR, BAĞLAR MARKA DEĞERİ"

Uzun süredir üzerinde çalıştığı "Ağlar ve Bağlar" yaklaşımına da değinen Yıldırım, İnegöl'ün ekonomik anlamda güçlü bir ilişki ağı kurduğunu ancak aynı başarının şehir aidiyeti konusunda yakalanamadığını ifade etti.

Üretici, tasarımcı, öğrenci, ziyaretçi ve vatandaş arasında güçlü bağlar kurulmasının şehir markalaşmasının temelini oluşturacağını belirten Yıldırım, mobilyanın yalnızca fabrikalarda değil, kentin meydanlarında, parklarında ve kamusal alanlarında da hissedilmesi gerektiğini söyledi.

ORTAK VİZYON ÇAĞRISI

Yıldırım, İnegöl'ün yeni bir logo ya da slogan yerine; belediyeler, İTSO, üniversiteler, üreticiler, esnaf, sivil toplum kuruluşları ve gençlerin ortak hareket edeceği bütüncül bir şehir stratejisine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Şehir markalaşmasının tanıtım çalışmalarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Yıldırım, başarının ulaşım kalitesi, kültürel katılım, gençlerin şehirde kalma isteği, kamusal alan memnuniyeti ve kent aidiyeti gibi göstergeler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.