İlk hafta Bingöl maçında kaybedilen 2 puan, Serik deplasmanını oldukça önemli bir konuma getirmişti. Sahasının bakımda olması nedeniyle Isparta’da oynanan maç, bir anlamda deplasman dezavantajını lehimize çevirdi. Hatta 100 kişiden fazla taraftarımızın desteğiyle bir anlamda iç sahada gibiydik.
Maça Serik istekli başladı. Ligin önemli oyuncularından kurulu rakibimiz, aldığı topları olumlu kullandı. Yaptığımız ciddi pas hataları da onların işini kolaylaştırdı. Bizde ise uyumsuzluk, sahada birbirini tanıma ve anlama eksikliği bu maçta da ön plandaydı.
Buna rağmen maç golsüz devam ederken 2 net pozisyondan sonuç alamadık. Biz bunların nasıl kaçtığını düşünürken Erhan’ın yarım vole vuruşuyla yenik duruma düştük. Golün hazırlanışından topun filelerle buluşmasına kadar geçen süreçte bireysel hatalar yaptık.
Fakat devre biterken Emircan’ın vuruşuyla beraberliği yakaladık ve soyunma odasına 1-1’lik skorla gittik. Bu gol, takımın üzerindeki olumsuz baskıyı da bir nebze olsun kaldırdı.
İkinci yarıda ise sahada başka bir İnegölspor vardı. Pas yüzdesi ve isabet oranı artmış, bir o kadar da istekli ve adeta “Bu maçı alacağız” havasında bir takım izledik. Ancak Kadir’in uzaktan attığı füze gibi golle yeniden yenik duruma düştük.
İşte o andan sonra takımda bir kırılma oldu. Sanki maç bitmiş gibi bir havaya girdik. Amaçsız şekilde yüklenirken Serik ciddi pozisyonlar buldu. Kaleci Harun’un çıkardığı iki net pozisyon, takımı ayakta tuttu ve son ana kadar umutla gol aramamızı sağladı. Fakat mucize gerçekleşmedi.
Kısacası, kazanabileceğimiz maçı kaybettik. İki bireysel beceriyle atılan gole teslim olduk.
Şunu net söyleyelim: Bu hafta Karacabey maçı için söylenecek tek söz var; amasız, fakatsız kazanmaktan başka çare yok!
Çünkü sonrası bay haftası, arkasından da Ankaragücü deplasmanı...
Bilmem anlatabildik mi?

Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın