İnegöl’de yaşayan Ahıska Türkleri, 1989 yılında Özbekistan’ın Fergana Vadisi’nde yaşanan şiddet olaylarının yıl dönümünde bir araya gelerek hemFergana Olayları’nı hem de 1944 Ahıska sürgününü hatırlattı. İnegöl Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği adına açıklama yapan Dernek Başkanı Rüstem Musaoğulları, tarihe “sürgün içinde sürgün” olarak geçen bu sürecin, toplumsal hafızalarında derin bir yara olarak yaşamaya devam ettiğini belirtti.
1944 SÜRGÜNÜ: AHISKA’DAN ORTA ASYA’YA ZORUNLU GÖÇ
Musaoğulları, Ahıska Türklerinin yaşadığı ilk büyük kırılmanın, 14 Kasım 1944 gecesi Gürcistan sınırları içindeki Ahıska bölgesinden başlatılan zorunlu sürgün olduğunu hatırlattı. O gece binlerce kişinin, yük vagonlarına bindirilerek kısa sürede ana vatanlarından koparıldığını ifade eden Musaoğulları, Ahıska Türklerinin Orta Asya’ya dağıtıldığını, bu süreçte ailelerin parçalandığını ve kuşaklar boyunca süren bir belirsizliğin başladığını dile getirdi.
Dernek açıklamasında, Sovyet döneminde uygulanan bu sürgünün, Ahıska Türklerini sadece fiziki olarak değil, sosyal ve ekonomik anlamda da derinden etkilediği vurgulandı. Sürgün edilenlerin, yeni yerleştirildikleri bölgelerde rejimin baskısı altında yaşam mücadelesi verdiği, buna rağmen çalışkanlıkları ve üretkenlikleriyle bulundukları toplumlara uyum sağlamaya çalıştıkları ifade edildi.
1989 FERGANAOLAYLARI: “SÜRGÜN İÇİNDE SÜRGÜN”
Rüstem Musaoğulları, 1944 sürgününden yaklaşık 45 yıl sonra bu kez Özbekistan’ın Fergana Vadisi’nde yaşananların, Ahıska Türkleri açısından ikinci büyük travma olduğunu söyledi. 1989 yılının Mayıs ayının son günlerinde başlayıp Haziran başında tırmanan Fergana Olayları’nın, sadece iki grup arasında yaşanan yerel bir anlaşmazlık gibi görülemeyeceğini belirtti.
Açıklamada, Fergana’daki şiddet dalgasının, sürgünle topraklarından koparılmış ve rejimin denetimi altında yaşayan Ahıska Türklerine yönelik planlı bir baskı ortamına dönüştüğü savunuldu. Musaoğulları, dönemin Sovyet yönetiminin bu süreçte yeterli önlem almadığına, hatta olaylara karşı kayıtsız kalındığı yönündeki eleştirileri dile getirerek, yüzlerce Ahıska Türkünün öldürüldüğünü, çok sayıda ev ve iş yerinin tahrip edildiğini, binlerce kişinin bir kez daha göç yollarına düştüğünü aktardı.
Dernek, Fergana Olayları’nı, Ahıska toplumunun tarihinde “sürgün içinde sürgün” olarak niteledi. Olayların ardından can güvenliği endişesiyle Fergana’dan ayrılmak zorunda kalan on binlerce Ahıska Türkünün, bu kez Rusya’nın Krasnodar bölgesi başta olmak üzere Azerbaycan, Kazakistan, Ukrayna ve farklı ülkelere dağıldığı belirtildi.
DAĞINIK COĞRAFYALARDA SÜREN YAŞAM MÜCADELESİ
İnegöl Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nin açıklamasında, Fergana sonrasında Ahıska Türklerinin dünyanın farklı bölgelerine savrulduğu, buna rağmen kimliklerini ve kültürel bağlarını koruma çabalarını sürdürdükleri vurgulandı. Musaoğulları, derneğin yalnızca anma günlerinde değil, yılın her döneminde bu tarihin hatırlandığını, yaşlı kuşakların anlattıklarıyla kolektif hafızanın canlı tutulduğunu ifade etti.
Açıklamada, “Her ninenin anlattığı sürgün hikâyesinde, her dedenin vatan özleminde Fergana’nın izleri var” denilerek, geçmişte yaşananların Ahıska toplumunun kimliğinin temel parçalarından biri haline geldiği aktarıldı. Musaoğulları, vatanından koparılan bir toplum için hafızanın en güçlü sığınak olduğunu söyledi.
TÜRKİYE’DE GÜVENLİ YAŞAM VE ADALET BEKLENTİSİ
İnegöl’de Türkiye Cumhuriyeti’nin sağladığı güvenlik ve huzur ortamı içinde yaşamlarını sürdürdüklerini belirten Musaoğulları, bununla birlikte dünyanın farklı noktalarına dağılmış Ahıska Türklerinin yaşadığı sorunlara kayıtsız kalamayacaklarını dile getirdi. Dernek açıklamasında, tek bir Ahıska Türkünün dahi mağduriyet yaşamasını istemediklerini, bu nedenle hem tarihsel adalet hem de geleceğe yönelik hak taleplerini gündemde tutmaya çalıştıklarını ifade etti.
Musaoğulları, Fergana’da hayatını kaybedenleri “şehit” olarak andıklarını belirterek, yaşananların uluslararası kamuoyu tarafından yeterince görülmediğini, bu nedenle Fergana Olayları ve Ahıska sürgünü hakkında daha fazla farkındalık oluşturulması gerektiğini savundu. Açıklamada, Ahıska Türklerinin varlığını ve kimliğini koruma kararlılığının sürdüğü, ana vatana dönüş ve hakların tanınması talebinin ise toplumsal gündemin merkezinde yer almaya devam ettiği ifade edildi.
Dernek Başkanı Rüstem Musaoğulları, İnegöl Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği adına yaptığı açıklamayı, adaletin sağlanması ve Ahıska’ya dönüş hakkının tam anlamıyla tanınması gerektiğini vurgulayarak sonlandırdı.





Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın