Vatan Partisi İnegöl İlçe Örgütü Sekreteri Yavuz Turhan, gündeme ilişkin açıklamasında çarpıcı ifadelere yer verdi. Turhan, CHP’nin PYD’nin yanında cephe tuttuğunu ileri sürdü.

ABD VE İSRAİL İLE KARŞI KARŞIYA GELDİK

Yavuz Turhan, yaptığı açıklamada atılması gereken adımlardan söz ederek şöyle konuştu: “Bizi milletle birleştiren ve iktidara götüren stratejinin hedeflerini, esas ve ikincil vuruşu doğru saptamalıyız. Esas vuruş, ABD emperyalizmine ve piyonlarına. İkincil vuruş ise, vatan mücadelesindeki tutarsızlıkları noktasından Tayyip Erdoğan yönetimine. Türkiye, artık hiç kimsenin inkâr edemeyeceği boyutlarda ABD ve İsrail ile karşı karşıya gelmiştir.”

ABD TERÖR ÖRGÜTÜ ELEMANLARINI EĞİTİYOR

“O cepheleşme, hâlâ o cepheleşmedir” diyen Yavuz Turhan, “Dahası çelişmeler kesinleşmiş bulunuyor. Suriye’nin kuzeyindeki cepheleşme, bizim açımızdan Türkiye sınırları içindeki cepheleşmenin devamıdır. Türkiye, PKK’yı temizleme kararında olduğu için Suriye’nin kuzeyindeki ABD-İsrail Koridoruna karşıdır. Bu saflaşmada PKK Terör Örgütü, ABD ile İsrail’in stratejik piyonudur. Artık her şey apaçık. Tayyip Erdoğan, ABD yetkililerine soruyor; “Sizin müttefikiniz Türkiye mi yoksa PKK/PYD mi?” ABD yanıt vermekten usandı, PKK’yı yeğlediğini bastıra bastıra söylüyor. Üstelik kara gücüm diyor, hem de Obama’nın ağzından. Zaten olgular ortada. Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD bölgesinde ABD silahlı kuvvetlerinin üç üssü var. O üslerde 2500 Özel Kuvvet subayı ve görevlisi bulunuyor. Artık oraya PYD bölgesi demek de doğru değil, ABD-İsrail bölgesi. ABD ile PKK arasındaki ilişki, siyasal ve ekonomik boyutların ötesinde savaş cephesindeki birlikteliktir. ABD, PKK’ya mühimmat verdiğini resmen ilan ediyor ve terör örgütü elemanlarını eğitiyor. PKK, ABD Kontrgerillasının piyade kuvveti olarak savaşıyor. Hendeklerde ABD’nin Black Water türünden özel savaş şirketlerinin keskin nişancıları, PKK’nın umutsuzluğunu paylaşıyor. PKK ve HDP liderleri, beli kırılan terör örgütüne moral vermek için, Dünyanın en büyük askeri gücü olan ABD ile müttefikiz açıklamalarını sıklaştırdılar” dedi.

“CHP PYD’NİN YANINDA CEPHE TUTUYOR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki gün önce ABD ile PKK arasındaki askeri ittifaka dikkat çekerek Türk Ordusunun PYD’ye karşı müdahalede bulunabileceğini açıkladığını dile getiren Yavuz Turhan, “CHP ise, Ayn El Arap/Kobani olaylarından beri açıkça PYD’nin yanında cephe tutuyor. Kılıçdaroğlu ve ekibi, PKK/PYD’nin IŞİD’e karşı savaştığını bu nedenle olumlu bir iş yaptığını defalarca belirtti. HDP’nin meclise girmesi için pek gayretli idiler. Seçimde ve hendeklerde, Türkiye’ye karşı HDP/PKK/PYD ile birlikteler. Demek ki, artık herkes ABD+İsrail+PKK ittifakına karşı konumunu belirlemektedir. Aslında iktidar stratejileri de bu saflaşma zemininde kuruluyor. AKP’ye karşı bir iktidar stratejisi; AKP’nin Abdullah Gül takımı Bülent Arınçlar, Babacanlar, hattâ Davutoğlular, Fethullahçılar, CHP, PKK/HDP’dir. Bu ittifak, herkesin gözleri önünde oluşmuş bulunuyor. Aslında 7 Haziran öncesinde bu ittifakın iktidar olması planlanmıştı. Ancak tutmadı. Şimdi yeniden sahnelenmektedir” diye konuştu.

CHP ve Fetullah Gülen örgütünün umutlarını ABD ve İsrail’e bağladığına vurgu yapan Turhan, şöyle devam etti: “HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve Milli Güçlere karşı Başbakan Davutoğlu’nu yanlarına çağırıyor. AKP içindeki Abdullah Gül grubunun toplantıları nerdeyse kamuoyu önünde yapılıyor. Ancak en önemlisi, Aydınlık’ın bugünkü başlığıdır. Babacan, yirmi gün önce 19 Ocak gezisinde Davos’ta büyük finans kuruluşlarına Eylül sözü veriyor. Küresel sermaye, yeni iktidar planı için takvim belirlemektedir. Önümüzdeki dönemin civcivli geçeceği görülüyor. CHP ve Fethullah Gülen Örgütü de umutlarını ABD ve İsrail’e bağlamışlardır. Hendeklere gömülen PKK ise artık açıkça ABD’yi imdada çağırıyor. Şimdi bütün planlar ABD müdahalesi üzerine kurulmaktadır. Millî Güçlerin iktidar planı ise, millete dayanıyor. Vatan Partisi’nin 28-30 Mayıs 2016 günlerinde yapılacak 10. Genel Kurultayı’nın temel sloganı, bu iktidar planını dile getiriyor. Vatan savaşından millî hükümete. Tayyip Erdoğan yönetimine karşı mücadelede ABD ve İsrail’e dayananlar, ancak ABD Ordusu gelir Türkiye’yi işgal ederse iktidar olabilirler. Bu da mümkün değil. Önümüzdeki iktidar, vatan savaşı mevzisinden çıkacaktır. Vatan savaşında ve Türkiye’nin üretim ekonomisine geçmesinde kararlı ve tutarlı olmak, iktidara ilerlemenin biricik anahtarıdır. Esas vuruşu Tayyip Erdoğan’a yöneltenler, PKK ve Fetullah Gülen ile ittifak kuruyor ve arkalarına ABD ile İsrail’i alıyorlar. Esas vuruşu ABD, İsrail, PKK ittifakına yönelten Millî Güçler ise, Türkiye’nin bütünlüğü için en geniş cepheyi kurma çizgisi izliyorlar. Bugün safları belirleyen esas görev, ABD-İsrail’in üzerimize sürdüğü bölücü teröre karşı vatan bütünlüğü için mücadeledir. Peki Tayyip Erdoğan ile ABD ve PKK ittifakının hepsini birden düşman alan bir strateji izlenebilir mi? AKP ile PKK’nın ittifak ettiği açılım döneminde olabilirdi. Ancak bugün çok farklı bir tablo var. Tayyip Erdoğan yönetimi, kim ne derse desin, bölücü teröre karşı mücadele ediyor, hem de arkasındaki ABD’yi de görerek mücadele ediyor. Tayyip Erdoğan yönetimi, bölücü teröre karşı mücadelede, Vatan Partisi’nin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin savunduğu mevziye gelmiştir. Tutarsızlıklarına karşı mücadele edeceğiz. Ancak geçmişte PKK ile uzlaştı diye bugün mücadele ettiğini görmek istemeyenler, PKK’ya yardımcı oluyorlar. ABD ile Tayyip Erdoğan arasındaki çelişmeler keskinleşirken, her ikisini esas hedef kabul etmek, her ikisini aynı kefeye koymak, savaş dışı bir tutumdur. Bizi milletle birleştiren ve iktidara götüren stratejinin hedeflerini, esas ve ikincil vuruşu doğru saptamalıyız. Esas vuruş, ABD emperyalizmine ve piyonlarına. İkincil vuruş ise, vatan mücadelesindeki tutarsızlıkları noktasından Tayyip Erdoğan yönetimine. Hiç kimseye vatan bütünlüğü için mücadeleyi yasaklayamazsınız. Yasaklamaya kalksanız da bir değeri yoktur zaten. Kimse sizi dinlemez. Siz, cephe dışına düşersiniz. Vatanın bütünlüğü için Türkiye cephesinde saf tutmak, herkesin görevidir. Herkesin katılımına uygun siyaset izlemek, iktidar mücadelesinde başarıya ulaşmanın birinci koşuludur.”