Ankara Güvenparkta 13 Mart 2016da gerçekleştirilen terör saldırısında kullanılan bomba malzemesini 2013 yılında Ankaraya gömen sanık Azamettin Karakoç savunma yaptı. Ticaretle uğraştığını belirten Karakoç, gömdüğü bidonun içinde bomba yapımında kullanılan malzeme olduğunu bilmediğini, bidonun içinde ilaç yapımında kullanılan malzeme olduğunu sandığını savundu. Karakoç, Türkiyede birkaç noktaya aynı şekilde bidon gömdüklerini söyledi.
Ankara Güvenparkta 36 kişinin hayatını kaybettiği, 349 kişinin yaralandığı bombalı terör saldırısı ile ilgili aralarında PKKnın sözde üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu 9u tutuklu 55 sanık hakkında açılan dava başladı. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ile müştekiler katıldı. Tutuklu sanıklardan Suphi Akbaş ise SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Kimlik tespitinin yapılması ve iddianamenin özetinin okunmasının ardından sanık savunmalarına geçildi.
Davada ilk savunmayı bomba yapımında kullanılan malzemeyi 2013 yılında Ankara Çamlıdereye gömen sanık Azamettin Karakoç yaptı. Savcılık ifadesini tekrarladığını belirten Karakoç, saldırıda hayatını kaybeden vatandaşların ve yaralananların üzüntülerini paylaştığını söyledi. 2004 yılında Atatürk Üniversitesinden İşletme mezunu olduğunu anlatan Karakoç, 2005 yılında babası ve kardeşi ile birlikte şirket kurduklarını, 2006-2007 yılında da Irakta iş yapmaya başladıklarını kaydetti. Karakoç, Erbilde babasının bir kişi ile ortaklaşa toptancı açtığını, kendisinin de bir yıl kadar Irakta kaldığını belirterek, "2009un başları olması lazım, Hakkaride iç giyim sattığımız perakende mağazası olan ismini hatırlayamadığım bir kişi telefonuyla beni aradı. O kişi bana Hacı diye bir kişi gelecek, orada konfeksiyon dükkanı açacak ve malı da senden alacak. Kimseyi tanımıyor, sen onu tanıştır dedi. Hacı Şenol isimli şahıs ben Iraka gittikten sonra bizim dükkana gelip alışveriş yapmış. Kardeşim ile de bu arada tanışmış. Zaman zaman onunla telefondan konuşuyordum" diye konuştu.
2011 yılında Hacı Şenol isimli şahsın kendisine "Seninle çay ve sigara işi yapabiliriz" dediğini aktaran Karakoç, bunun kaçakçılık olduğunu öğrendiği için kabul etmediğini savundu. Karakoç, ticari işler nedeniyle sürekli Hacı Şenol ile konuştuğunu ifade ederek, "2013 senesinde konuştuğumuzda buluşma teklif ettim ve Aksarayda bir restoranda buluştuk ve sohbet ettik. Bana Çinden ürün ithal edeceğini, bunun için bir ortağa ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de ne yapabileceğimi sordum. Bana bir şirket kuracağız, Çinden ithal edeceğiz dedi. Türkiyede bunun pazarı olup olmadığını sorduğumda, Türkiyede değil, civar ülkelerde satacağımızı söyledi. Ben de kabul ettim" ifadelerini kullandı.
"Videoya çekip çekemeyeceğimi sordu"
Karakoç, teklifi kabul etmesinin ardından ithal edilecek ürünün numunesini istediğini ve Şenolun da bunu getirdiğini kaydederek, "2 ya da 4 koliydi tam hatırlamıyorum, yaklaşık 100 kilo bir mal getirdi. Bunu ne yapacağız diye sorduğumda Edirneye götüreceğimi söyledi. Sonra beni aradı ve malı 4e bölmemi istedi. Bunun litresi çok pahalı bu şekilde verince alıcılar itiraz ediyorlar dedi. Bir de bana götürdüğümüz yerleri videoya çekip çekemeyeceğimi sordu. Ben de çekebileceğimi söyledim. Kardeşim Sebahattin ile buluştuğumda bu malları Çinden aldık satacağız dedim. O da benle dalga geçti ve bu su, seni kandırmışlar dedi" şeklinde konuştu.
"Bu açıkta kalırsa bozulur, toprağa gömeceğiz"
Bir müddet sonra arabayla birkaç kişinin yanına geldiğini, gelen kişilerin arasında Hacı Şenolun da bulunduğunu ifade eden Karakoç, savunmasına şöyle devam etti:
"Arabaya kazma, kürek koyduk ve bir tanede küçük bidon vardı. Şileye doğru gittik. Arabayı yönlendiren kişi her yeri biliyordu. Bir ormanlık alana gittik ve orada durduk. Hacı Şenol biraz dolaştı, etrafa baktı ve kazma, küreği aldı. Sebahattinin kendisiyle gelmesini, benim arabanın yanında kalmamı istedi. Sonra bidonu gömdüler ve kayıt yaptırdı. Kendisinin yüzünü çekmemizi istemedi. Ne zaman kayıt yapsak o gidiyordu. Bidonun neden gömüldüğünü anlamadık ve şok olduk. Neden gömdüğümüzü sorduğumda bu açıkta kalırsa bozulur, toprağa gömeceğiz dedi. Malın şu an kaçak olduğunu, resmileştiği zaman hem kendisinin hem de bizim rahatlayacağımızı söyledi. Sonrada Çatalcaya da bidon gömdük. Hacı Şenol, Çatalcada bana 3 bin TL ve 500 dolar verdi."
"Bu bin ton, böyle göm göm ömrümüz yetmez"
Hacı Şenolun Artvine de mal götürülmesi gerektiğini söylediğini anlatan Karakoç, "Ben uzak olduğunu söyledim. İki gün sonra telefon açtı yine buluştuk. Gürcistandaki müşterinin Artvinde istemediğini, malın Ankaraya getirilmesini istediğini bana iletti. Bir kaç gün sonra Hacı Şenol ile buluştuk. Kazma küreği yine arabaya koydu ve yine gömecek miyiz? dedim. O yolu tarif etti. Gideceğimiz yerin Çamlıdere olduğunu öğrendim. O yolu iyi biliyordu. Ankarada 3 ayrı yere 4 bidon gömdük. Çektiğimiz görüntüleri de ona verdik. Sonra Ankaradan İstanbula gittik. Aradan bir müddet geçtikten sonra da Muğla, Eskişehir ve İzmire de benzer yöntemle malzeme gömdük. Ben bu bin ton, böyle göm göm ömrümüz yetmez dedim. Sonra bana 8 bin euro ödeme yaptı. Müşteriler malı beğenmiş, Şile ve Çatalcadaki malları almış, Ankaradaki de bugün, yarın alır dedi bana. Ondan sonraki süreçte yine buluştuk ve cebinden liste çıkarttı. Ona bunları götüremem. Şirket kuracaksak kuralım dedim. Benden Çin vizesi için hazırlık yapmamı, beni Çine göndereceğini söyledi. Bu malın yasak olduğunu biliyordum ama toprağa gömmemizden rahatsızdım" dedi.
"Güvenparkta patlattıklarını söyleyince eyvah dedim"
Karakoç, patlamanın ardından polisin kendini bulduğunu ve gömülen şeyleri sorduğunu belirterek, "Ben onlara gömdüğümüz şeylerin ilaç yapımında kullanıldığını söyledim. Onlar bu malzeme ile bomba yapıldığını söylediler. Bomba yaptıklarını ve Güvenparkta patlattıklarını söyleyince eyvah dedim" ifadelerini kullandı.
Azamettin Karakoçun savunmasının tamamlanmasının ardından sanık Sebahattin Karakoçun savunmasına geçildi. Azamettin Karakoçun kardeşi olduğunu söyleyen Sebahattin Karakoç, abisi gibi kendisinin de gömdükleri şeyin ilaç yapımında kullanılan malzeme olduğunu sandığını savundu. Tekstil işiyle uğraştığını anlatan Karakoç, PKK terör örgütü ile bir bağlantısının olmadığını öne sürdü. Karakoçun mali durumunu anlatması üzerine izleyici sıralarında oturan bazı müştekiler, "Hikaye anlatmayı bırak" diyerek tepki gösterdi. Sanığın savunması esnasında bazı müştekilerin ağladığı görüldü.
"Beni tutuklayan, sorgulayan kişiler FETÖden içeriye alındı"
Örgüt ile bağlantısının olmadığını yineleyen Karakoç, "Beni tutuklayan, sorgulayan kişiler FETÖden içeriye alındı. Bu dosya tamamen düzmece ve hayal ürünüdür. Ben herhangi bir örgüt mensubu değilim, hiçbir örgütü benimsemedim. İş yapmaya çalışan bir iş adamıyım" iddiasında bulundu.
Karakoç, tutuklanmadan önce nişanlanmayı planladığını anlatarak, "İzin verirseniz 2016 yılında yapmayı planladığım nişanı 2017 yılında yapmak istiyorum" dedi. Karakoçun bu sözleri üzerine müştekiler "Bizimkiler yapamayacak terbiyesiz" diye bağırdı.
Dava, sanık savunmalarıyla devam ediyor.
Tüm haberler yüklendi.
Haber yüklenirken bir hata oluştu.





Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın