Bankaların haksız haciz uygulamalarına ilişkin dikkat çeken bir mahkeme kararı çıktı. Bir arkadaşına kefil olan iş adamı K.D., noter aracılığıyla kefaletten çekilmesine rağmen yıllar sonra bankanın haciz işlemleriyle karşı karşıya kaldı. 12 yıl süren hukuk mücadelesinin sonunda mahkeme, özel bankayı kusurlu bularak milyonlarca liralık tazminata hükmetti.

İş adamı K.D., özel bir bankadan kredi kullanan arkadaşına kefil oldu. Daha sonra noter kanalıyla gönderdiği ihtarnameyle kefaletten rücu etti. Ancak aradan yaklaşık üç yıl geçtikten sonra banka tarafından haciz işlemleri başlatıldı.

26 TAŞINMAZ VE ŞİRKET HİSSELERİNE HACİZ

2011 yılında kefaletten çekildiği belirtilen K.D.’nin, 2014 yılında 26 taşınmazına, dört şirketteki hisselerine ve banka hesaplarına haciz konuldu. Mal varlığı üzerindeki işlemler nedeniyle büyük mağduriyet yaşandığı ifade edildi.

Hacizlerin kaldırılması için 2015 yılında icra dosyasına 416 bin TL nakit teminat yatırmak zorunda kalan iş adamı, avukatı Recep Alptekin aracılığıyla dava açtı.

İlk olarak 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan menfi tespit davasında mahkeme, bankayı haksız haciz nedeniyle kusurlu buldu. Bölge Adliye Mahkemesi de kararı hukuka uygun bulurken, dosya son olarak Yargıtay’a taşındı.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023 yılında kararı onadı ve bankanın kötü niyetli olduğuna hükmetti. Banka ayrıca kötü niyet tazminatı ödemeye de mahkum edildi.

“SEPET YÖNTEMİ” DİKKAT ÇEKTİ

Kararın ardından Avukat Recep Alptekin, yıllar boyunca bloke kalan paranın ciddi değer kaybına uğradığını belirterek yeni bir talepte bulundu.

Dolar kuru, Euro kuru, altın fiyatları, TÜFE, ÜFE, asgari ücret artışı, mevduat ve devlet tahvili faizlerinin ortalamasından oluşan “sepet yöntemi” ile zarar hesabı yapılması istendi.

Mahkeme, bu yöntemi kabul ederek özel bankayı 3 milyon 167 bin 701 TL munzam zarar ve 50 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum etti. Yasal faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderleriyle birlikte toplam tutarın 5 milyon 428 bin TL’ye ulaştığı belirtildi.

“PARANIN SATIN ALMA GÜCÜ DE İADE EDİLMELİ”

Kararla ilgili değerlendirmede bulunan Avukat Recep Alptekin şu ifadeleri kullandı:

“Sekiz yıl boyunca icra dosyasında bloke kalan 416 bin lira, sekiz yıl sonra iade edildiğinde artık aynı 416 bin lira değildi. Türkiye'nin ekonomik gerçekleri ortada. Tek bir göstergeyle yapılacak hesap, gerçek zararı yansıtmaz. Bu nedenle dolar, euro, altın, TÜFE, ÜFE, asgari ücret, mevduat ve tahvil faizinden oluşan sepet yöntemini ileri sürdük; mahkeme bu yöntemi benimsedi.”

Alptekin açıklamasında ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Bu karar, parasına haksız yere el konulan herkes için bir emsaldir. Devletin icra dosyasında uzun yıllar bekletilen paranın, sadece nominal olarak iade edilmesi adalet değildir. Adalet; o paranın satın alma gücünün de iadesidir. Mahkemenin verdiği bu karar, haksız hacizle yıllarca parası bloke edilen herkes için emsaldir. Müvekkilim 2011'de noter ihtarnamesiyle kefaletten çekilmişti. Yargıtay'a kadar giden süreçte bankanın kötü niyetli olduğu da hüküm altına alındı. Ortada bir hata değil, ısrarla sürdürülen bir haksız takip vardı.”

Mahkeme kararının ardından banka hakkında toplam 5 milyon 428 bin TL’lik ödeme için icra takibi başlatıldı.