DÜNYA ALERJİ HAFTASINDA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ UYARISI

Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Nurhan Sayaca, 4-10 Nisan Dünya Alerji Haftası kapsamındaalerjik hastalıklarveiklim değişikliğiilişkisine yönelik açıklamalarda bulundu. Sayaca, iklim değişikliği, şehirleşme, hava kirliliği, yaşam tarzındaki değişiklikler ve kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesinin alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırdığını belirtti.

Açıklamada, iklim değişikliği sonucu yükselen sıcaklıkların, mevsimsel alerjisi olan kişilerin daha uzun süre ve daha yoğun polene maruz kalmasına yol açtığı ifade edildi. Bu durumun alerjenlerin havada kalma süresini uzattığı ve alerji şikayetlerini artırdığı bildirildi.

Günümüzde çocukların yaklaşık üçte birinde, yetişkinlerin ise önemli bir kısmında alerjik hastalıkların görüldüğü aktarıldı. En yaygın alerjik hastalıklar arasındaalerjik rinit(saman nezlesi), alerjikastım, ürtiker, atopik dermatit (egzema), arı alerjileri ve bazı gıda alerjilerinin yer aldığı kaydedildi.

Alerjik rinit hastalarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma, astım hastalarında ise nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerin sık görüldüğü bilgisi paylaşıldı. Bu şikayetlerin özellikle ilkbahar aylarında veya ev tozu gibi alerjenlere maruziyet sonrası arttığı belirtildi.

ALERJİDE TANI SÜRECİ VE TESTLER

Dr. Nurhan Sayaca, alerjide doğru tanının, uygun tedavi planı için temel adım olduğunu ifade etti. Tanı sürecinde hastanın şikayetlerinin ve öyküsünün ayrıntılı şekilde değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Alerji tanısında deri prick testleri ve bazı kan testleriyle kişinin hangi alerjenlere karşı duyarlılık geliştirdiğinin belirlenebildiği aktarıldı. Bu testlerle alerjik hastalıkların nedenlerine yönelik daha net veriler elde edildiği bilgisi paylaşıldı.

ALERJİK HASTALIKLARDA TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

Sayaca, alerjik hastalıkların tedavisinde üç temel yaklaşım bulunduğunu bildirdi. İlk aşamanın, alerjene maruziyetin azaltılması ve korunma önlemlerinin uygulanması olduğu ifade edildi. İkinci aşamada ise hastanın durumuna göre ilaç tedavilerinin kullanıldığı belirtildi.

Üçüncü yaklaşımın, alerji aşıları olarak bilinenimmünoterapiolduğu açıklandı. Dr. Sayaca, bu tedavi yönteminin alerjik hastalıkların seyrini değiştirebilen ve uzun vadede kalıcı iyileşme sağlayabilen tek yöntem olarak tıp literatüründe yer aldığını kaydetti.

ALERJİ AŞISI (İMMÜNOTERAPİ) NASIL UYGULANIYOR?

Alerji aşısının bağışıklık sistemini yeniden eğitmeyi amaçlayan bir tedavi olduğu bilgisi verildi. Hastaya, alerjisi olduğu maddeye karşı çok küçük dozlarla başlanarak düzenli aralıklarla artan miktarlarda alerjen uygulandığı aktarıldı.

Bu süreçte bağışıklık sisteminin zamanla ilgili maddeye karşı aşırı tepki vermemeyi öğrendiği belirtildi. Tedavi süresinin genellikle 3 ila 5 yıl arasında değiştiği ifade edildi. Düzenli uygulandığında birçok hastada alerji şikayetlerinde belirgin azalma gözlendiği, bazı hastalarda ise şikayetlerin tamamen ortadan kalkabildiği bildirildi.

Açıklamada, immünoterapinin astım gelişme riskini azaltma gibi uzun vadeli faydalarının da raporlandığı bilgisi paylaşıldı.

KİMLER ALERJİ AŞISI İÇİN UYGUN?

Dr. Nurhan Sayaca,alerji aşısıuygulanabilmesi için öncelikle alerjinin testlerle net olarak ortaya konulması gerektiğini söyledi. Özellikle polen, ev tozu akarı, küf mantarı veya arı alerjisi bulunan ve ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda immünoterapinin değerlendirilebileceğini belirtti.

Alerji aşılarının hem çocuklarda hem de yetişkinlerde uygulanabildiği ifade edildi. Ancak her alerji hastasının bu tedavi için uygun olmadığı, bu nedenle mutlaka uzman hekim değerlendirmesi gerektiği vurgulandı.

ALERJİ AŞILARININ GÜVENLİK PROFİLİ VE YANLIŞ BİLGİLER

Toplumda alerji aşılarıyla ilgili çeşitli yanlış inanışlar bulunduğuna dikkat çekildi. En sık karşılaşılan yanlış bilginin, bu tedavinin çok riskli olduğu düşüncesi olduğu aktarıldı. Uzman hekim kontrolünde ve uygun hastalarda uygulandığında alerji aşılarının güvenli bir tedavi seçeneği olduğu ifade edildi.

Bir diğer yaygın yanlış bilginin, her alerji hastasına mutlaka alerji aşısı gerektiği yönünde olduğu bildirildi. Tedavi kararının, hastanın klinik durumu, alerjen tipi ve test sonuçları temel alınarak hekim tarafından verildiği kaydedildi.