İnegöl denildiğinde akla ilk gelen lezzetlerden biri olanİnegöl Köftesi, yalnızca Bursa'nın değil Türkiye'nin de en bilinen yöresel tatları arasında yer alıyor. Coğrafi işaret tesciline sahip olan İnegöl Köftesi'nin hikâyesi ise 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanıyor.

İnegöl Köftesi'nin temelleri, 1892 yılında Bulgaristan'ın Filibe eyaletine bağlı Pazarcık ilçesinden İnegöl'e göç eden Mustafa Efendi (Besler) tarafından atıldı. Aynı yıl eski Bursa-Ankara yolu üzerindeki dükkânında köftecilik yapmaya başlayan Mustafa Efendi, zamanla İnegöl'e özgü lezzetin ortaya çıkmasını sağladı.

LEZZETİN SIRRI SADELİKTE GİZLİ

İnegöl Köftesi'nin en önemli özelliklerinden biri, baharat kullanımının oldukça sınırlı olmasıdır. Etin doğal aromasını korumak amacıyla baharat miktarı minimum seviyede tutulur.

Köftenin yapımında dana eti, kuzu eti, tuz, sodyum bikarbonat, mercimek otu ve soğan belirli oranlarda kullanılır. Hazırlanan köfteler dinlendirilerek pişirilmeye hazır hale getirilir.

BALKANLARDAN İNEGÖL'E UZANAN YOLCULUK

Köftenin kökeninin Balkanlara dayandığı belirtilirken, benzer ürün Balkan ülkelerinde "Ćevapi" adıyla da biliniyor. Göçmenler tarafından İnegöl'e taşınan lezzet, zaman içerisinde ilçenin simgelerinden biri haline geldi.

Yuvarlak ve uzun şekliyle hazırlanan köfteler, ızgarada pişirilerek servis ediliyor.

COĞRAFİ İŞARETLE KORUMA ALTINDA

İnegöl Köftesi, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek coğrafi işaret alan ürünler arasında yer aldı.

Bugün Türkiye'nin dört bir yanında tüketilen İnegöl Köftesi, hem ilçenin tanıtımına katkı sağlıyor hem de gastronomi turizminin önemli değerlerinden biri olarak öne çıkıyor.

İnegöl'ün simgesi haline gelen bu lezzet, geçmişten günümüze uzanan hikâyesiyle sofralardaki yerini korumaya devam ediyor.