DPÜ Özel Ahmet Yakupoğlu Müzesi Müdürü ve Müzeler Koordinatörü Doç. Dr. Pınar Yazgaç tarafından hazırlanan sergide, Kütahya’nın yanı sıra Konya, Amasya, Bursa ve Çorum gibi Anadolu’nun farklı şehirlerinden fotoğraf kareleri yer alıyor. Sergide toplam 52 fotoğraf sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Yazgaç’ın farklı zaman dilimlerinde çektiği fotoğraflar arasından özel olarak seçtiği karelerden oluşan sergi, Anadolu’nun farklı şehirlerinde karşılaştığı görüntüleri, kültürel dokuyu, mimariyi, renkleri, motifleri ve günlük yaşamdan izleri bir araya getiriyor.

Serginin başlangıç noktası Ulu Cami

Kütahya ile kurduğu bağın sergide önemli bir yere sahip olduğunu belirten Yazgaç, 16 yıl önce kente geldiğinde ilk gezdiği mekanın Ulu Cami olduğunu ifade etti. Kütahya’nın tarihi ve kültürel kimliğiyle özdeşleşen Ulu Cami’den özellikle etkilendiğini anlatan Yazgaç, caminin kapısının kendisinde ayrı bir iz bıraktığını söyledi. Serginin fotoğraf seçkisini de bu nedenle Ulu Cami’nin kapısı ve mekana ait fotoğraflarla başlatmayı tercih ettiğini belirtti.

Yazgaç, Ulu Cami ile başlayan Kütahya yolculuğunun zaman içerisinde kentin farklı noktalarında karşılaştığı güzelliklerin fotoğraf karelerine yansımasıyla devam ettiğini dile getirdi. Kütahya’da bulunduğu süre boyunca gördüğü, kendisini etkileyen ve dikkatini çeken ayrıntıları fotoğraf makinesiyle kayıt altına aldığını belirten Yazgaç, fotoğraf anlayışında gördüğü gerçekliği mümkün olduğunca olduğu gibi aktarmaya önem verdiğini ifade etti.

"Belleğimde kalan son kareler"

Serginin ismini de fotoğrafların kendisinde bıraktığı izlerden hareketle belirlediğini anlatan Yazgaç, "Gördüklerim, yaşadığım gibi, hissettiğim gibi, gezdiğim, gördüğüm coğrafyaların, şehirlerin benim belleğimde kalan son kareleriydi. O yüzden bu fotoğraf sergime ‘Gördüklerim’ başlığını verdim." dedi.

Sergide bulunan 52 fotoğrafın birbirinden farklı zamanlarda çekildiğini belirten Yazgaç, bu karelerin yıllar içerisinde oluşturduğu fotoğraf birikiminden yapılan bir seçki olduğunu söyledi.

Yazgaç, sergide yer alan fotoğrafların kendi arşivinden ayıklanan çok daha geniş bir birikimin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu ifade ederek, Anadolu’nun farklı şehirlerinde karşılaştığı görüntüleri aynı sergide buluşturduğunu kaydetti.

"Anadolu’nun görünümü ve bende bıraktığı izler"

"Gördüklerim" sergisini Anadolu’nun görünümü, rengi, motifi ve yaşanmışlığı üzerinden değerlendiren Yazgaç, fotoğrafların kendisinde bıraktığı izleri de sanatseverlerle paylaşmayı amaçladığını söyledi. Fotoğrafın kendisi için yalnızca bir sanat dalı olmadığını vurgulayan Yazgaç, fotoğraf makinesinin aynı zamanda yaşadığı ve şahit olduğu anları kayıt altına almasını sağlayan bir araç olduğunu dile getirdi. Yazgaç, "Fotoğraf benim için şahit olduğum, yaşadığım anların sonsuza bir karelenmesidir. Yani o yaşadığım anı, gördüğümü tespit ettiğimde aslında çok gerçekçi, sanatın ötesinde tarihi bir gerçekliktir ve hayatta geçmişte bırakabileceğim izlerdir." ifadelerini kullandı.

Fotoğrafı tarihi bir kayıt olarak görüyor

Fotoğrafların geçmişe ilişkin görsel bir belge niteliği taşıdığına dikkat çeken Yazgaç, çektiği karelerde yaşanmışlığın ve gerçekliğin korunmasının kendisi açısından önemli olduğunu belirtti. Fotoğrafın bir kayıt unsuru olduğunu söyleyen Yazgaç, kendi objektifinden gördüğü dünyayı, kendi bakış açısı ve duygularıyla fotoğraf karelerine aktardığını ifade etti. Yazgaç, "Sanatın ötesinde gerçeklik taşıyor, yaşanmışlık taşıyor ve bir kayıt unsuru. Yani tarihi bir gerçeklik taşıyor ve kendi objektifimden, kendi bakış açım ve duygumla sonsuza hapsettiğim kareler diyebilirim" diye konuştu.