Toplantıya katılan Prof. Dr. Zekeriye Beyaz, Başbakana yüklendi. Beyaz, “Dershaneler de çocukların beynini yıkadılar.
Onları Cumhuriyet düşmanı yaptılar. Yapılan hileli CD’lerin, sahte mahkeme kararlarının altyapısında dershaneler var. O dershanelerin arkasında Amerika’daki münafık var. Türkiye’de örtülü savaş var. Milleti içeriden birbirine düşman hale getirdiler. Laikliğin dinsizlik değil, gerçek dindarlık olduğunu ortaya koyduk. Bu yapılan apartmanlar sanmayın ki size yapılıyor. Onların hepsi yabancılara satılmak üzere yapılıyor. Türkiye’yi işgal ettiriyorlar. Uyanın Türk milleti Türkiye’yi satıyorlar” dedi.
Geçtiğimiz Pazar günü saat 14.00’de Sani Konukoğlu Konferans Salonunda, CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, Milli Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Eski Ekonomi Bakanı Ufuk Söylemez, Prof. Dr. Zekeriya Beyaz ile Milli Merkez Başkan Yardımcısı Sezai Okay’ın konuşmacı olduğu panele, Karacabey Belediye Başkanı Ergün Koç, İnegöl eski Belediye Başkanı Cemal Arık, CHP İnegöl İlçe Başkanı Turhan Neşe, MHP İlçe Başkanı Fahri İnkaya, DP İlçe Başkanı Selim Sani, bazı partilerin üyeleri ile az sayıda vatandaş katıldı. Programın şeref konuğu Prof. Dr. Zekeriyya Beyaz, salona alkışlar eşliğinde girdi.
KÖYLÜMÜZÜN TARLASINA, TRAKTÖRÜNE HACİZ KOYULMAYA BAŞLANMIŞTIR
Saygı duruşu ve istiklal Marşının ardından panelin açılış konuşmasını yapan Milli Merkez İnegöl İlçe Başkanı Yücel Köroğlu, bilim insanlarını İnegöllüler ile buluşturmanın heyecanını yaşadığını belirterek, ''Türkiye’miz içten içe kuşatılmıştır. Halkımız, sistemli olarak bankalara borçlandırılmıştır. Kredi kartları yoluyla tüketim özendirilmiş, ödeme yapılmayınca köylümüzün tarlasına, traktörüne haciz koyulmaya başlanmıştır. Bankacılık sektörü büyük oranda yabancı şirketlerin eline geçtiğinden Türkiye toprakları kolayca emperyal güçlerin eline geçmektedir. Ancak biz gençlerimizin mücadele yöntemlerini çok olumlu bulmaktayız. Gençlerimizi yalnız bırakmayacağız, daima destek olacağız. Gençlerimizi tebrik ediyoruz, panelimize hoş geldiniz'' dedi.
BURADA PARTİ AYRIMI GÖZETMİYORUZ
Milli Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Eski Ekonomi Bakanı Ufuk Söylemez ise, Milli Merkez'in demokratik bir Kuvai Milliye hareketi olduğunu söyleyerek, ''Milli Merkez fikri bundan 2 sene önce çıktı. Türkiye'nin önüne bölünme anayasası dayatanlara karşı bu hareketi başlattık. Türkiye’nin önde gelen demokrat ve aydın isimlerini davet ettik. Burada parti ayrımı gözetmiyoruz. Bu toplantılarımıza İstanbul'dan sonra devam ettik ve bu günlere kadar geldik. Türkiye'nin her yerinde gidişatın tehlike altında olduğunu gören yurttaşlarımızla birlikte bu toplantılara devam ediyoruz” diye konuşu.
BAŞBAKANIN UYKULARI KAÇMIŞTIR
Hükümete yüklenen Söylemez, “Yeni anayasa bölünme anayasasıdır. Bunu yaptırmadık ve yaptırmayacağız. Demokratik milli direnişi biz bugün hayata geçirdik ve Milli Merkezi oluşturduk. Sağ sol demeden, siyasi parti ayrımı yapmadan insanları bu Milli hareket etrafında toplayacağız. Bu sayede bir millet uyanıyor, bir millet direniyor. Bugün İnegöl'de de aynı şekilde örneğini görüyoruz. Recep Tayyip Erdoğan, ‘her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım, ulusalcı yok’ diyor. 10 Kasım'da, 29 Ekim'de yürüyenleri görünce Başbakanın uykuları kaçmıştır. Biz Atatürk milliyetçisiyiz. Türküm diyemeyen bir Başbakanı istemiyoruz'' şeklinde konuştu.
BİRLİK OLALIM
Bu birleşmenin yerel seçimlere de yansıması gerektiğini kaydeden Söylemez, ''Bu birlikteliği yerel seçimlerde de görmeliyiz. Biz önümüzdeki hafta İstanbul'da toplanacağız ve yerel seçimlerdeki stratejimizi açıklayacağız. Bizim temel prensibimiz şudur; Atatürk'te birleştik diyenler, bu kez de sandıkta birleşsinler. AK Parti'nin politikalarına karşı, çağdaş bir Türkiye özleminde olanlar, yerel seçimlerde en önde gelen aday hangisiyse AK Parti'ye karşı parti ayırmadan birleşeceğiz. Burada parti bağnazlığını, parti ayrımını aşacağız, sandıkta birleştik diyeceğiz, Atatürk'te birleşenlerin bir güç olduğunu dosta düşmana göstereceğiz. Bu bizim için önemli bir şeydir. Rejim düşmanı olmayacak, laiklik düşmanı olmayacak, Atatürk'te birleştik diyenlerin bir adayı olacak. Bunun başka bir izah tarzı olamaz. Biz Atatürk'ün hala geçerliliğini koruyan ilkelerinden gidiyoruz. Ne Mutlu Türk'üm diyene'' ifadelerini kullandı.
SİYASİ BAĞIMSIZLIĞA GELİNCE ONU DA YİTİRDİK
CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’de, bağımsızlık konusunun çok önemli olduğunu vurgulayarak, ''Bizim için bağımsızlığın tam bağımsızlık olması olmazsa olmazdır. Ancak Türkiye bağımsız değil. Biz ne yazık ki iktisadi bağımsızlığımızı yitirdik. İktisadi bağımsızlık planlama zihniyeti ile gerçekleştirilir. Ne yazık ki planlamacılık son 30 yıldan beri unutturuldu. Bunun yanı sıra siyasi bağımsızlığa gelince onu da yitirdik. 2 örnek vereceğim. Birincisi bu ülkenin gençliği ABD sömürgeciliğine karşı diklendiğinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edildi. Onların sözü, ABD'nin Türkiye’yi sömürüsüneydi. Bu ülkenin hükümetleri onlara her türlü zulmü yaptılar. Son zamanlara ilişkin örnekte beysbol sopasında somutlanıyor. Bu ülkenin hükümeti, bu ülkenin Başbakanı bir şeyler söylemek istedi, ABD'den konuşan bir adam elinde beysbol sopasıyla fotoğraf çektirip bize gönderdi. Türkiye Cumhuriyeti Atatürk ile kazandığı tam bağımsızlığını kaybetti. Bizim birinci görevimiz tam bağımsızlığı elde etmektir. Bunun için çalışmalıyız. Bu hedefe yürüyebilmek için adımızın tartışma dışına çıkması lazım'' şeklinde konuştu.
HEPSİNİN SİYASİ OLARAK ADI TÜRK'TÜR
Türk olmanın ırkçılık olmadığını iddia eden Güler, andımızın kaldırılmasına tepki göstererek, ''Andımızı okumak ırkçılık dediler. Ne mutlu Türk'üm diyen kısmı nedeniyle andımızı kaldırdılar. Bize ırkçı ve faşist bir yaklaşım gösterdiler. 2012'nin sonlarında AK Parti ile BDP yeni anayasada 66. maddede aynı görüşe sahiptiler. Türk kavramını çıkarıp Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı kavramını getirmek istediler. Ancak bunu AK Parti Milletvekilleri bilmiyordu. Ben teklifleri onlara gösterdim. Gördüklerinde ise inanmazlık içerisinde oldular. Siyasetle ilgilenenlere bunları söylediğimde inanmadılar. Meclisin salonlarında vatandaşlığı değiştirmek uğruna bir pazarlık süreci vardı. Ancak biz size Türk ulusunu yedirmeyiz dedim. O konuşmanın özü bu sözlerimdi. Ben bunları ifşa ettim. Bizim siyasi örgütlenmemizde, ulusumuzun milletimizin adı Türk'tür. Türk, bir milliyetin adı değildir. Milletin adıdır. Dolayısıyla Kürt, Çerkez, Laz, Boşnak, ne kadar etnik topluluk varsa, bunların hepsinin siyasi olarak adı Türk'tür'' dedi.
GAZETECİLERİMİZ HAPİSHANEDELER
Panelin son konuşmacısı Prof. Dr. Zekeriya Beyaz ise, Türkiye’nin büyük bir oyunun içine sürüklendiğini belirterek, “237 tane yüksek rütbeli subay ve generali, 20 sene, 25 sene hapse mahkum ettiler. Böyle bir devlet, böyle bir millet ve böyle bir mahkumlar kitlesi dünyada yok. Türk Genel Kurmayının 237 yüksek rütbeli subayı bir oturumda hapse mahkum edilmiştir. Meydanda suç diye bir şey yok, hepsi düzmece, hepsi yalan. Türk silahlı kuvvetleri adeta tahrip ediliyor. Hileler ile düşmanla işbirliği yaparak, sahtekarlarla Türkiye’nin korunması adeta tahrip ediliyor. Yazarlarımız, bilim adamlarımız, rektörlerimiz, dekanlarımız, gazetecilerimiz hapishanedeler’’ dedi.
AK PARTİYİ SUÇLADI
Beyaz, ‘’AK Parti geldiğinde bir tek terör olayı yoktu. Terörist başı tutuklanmıştı mahkum olmuştu. Güneydoğuda güllük gülistanlık yaşanıyordu. Terör diye bir şey kalmamıştı. Bir karar çıkarttılar. Güneydoğuda doğuda jandarma arama yapıyor, bu aramaların akşam saat 18.00’den sonra yapılabileceğini söylediler. Jandarmanın elini kolunu bağladılar. Ortalık bırakıldı. Bir süre sonra yeni bir karar alındı. Arama yapılabilmesi için savcının getirilmesi şartı ortaya atıldı. Kararname böyle olunca ortalık tamamen onlara bırakıldı. Güneydoğu’da görev yapan mavi bereli polisler ile bordo bereli askerleri sessizce oradan çektiler. Her şey teröristlere bırakılıp teslim edildi’’ diye konuştu.
TERÖRİST BAŞINI TÜRKİYE’YE DAVET EDİP AĞIRLAMAK BAŞBAKAN İÇİN UTANÇ VESİLESİDİR
Diyarbakır toplantısına da değinen Beyaz, “Orada teröristleri koruyup barındıran Barzani, devletin davetlisi olarak geldi. Türkiye’nin Başbakanı onu karşıladı. Türkiye’nin 22 tane ili Barzani’nin odasında makamında oturduğu odasındaki Kürdistan haritasında yer alıyor. Türkiye’nin topraklarına sahip çıkan bir terörist başını, Türkiye’ye davet edip ağırlamak bir Başbakan için, bir hükümet için akıl alacak bir şey değil, utanç vesilesidir. İş adamlarımız şikayetçi. Güneydoğuda ihaleye giremiyorlar, ancak doğudan gelenler hükümetin desteği ile İstanbul’da ihalelere girip büyük paralar kazanıyorlar’’ şeklinde konuştu.
GAP UNUTTURULDU
Güneydoğu Anadolu Projesi’nin unutturulduğunu iddia eden Prof. Dr. Beyaz, ‘’Süleyman Demirel bu projeye çok yatırım yaptı. Bu proje İsrail’e devredilmek üzere elden çıkarıldı. Şanlıurfa’ya İsrailliler doğum hastanesi açıyor. İsrail’den gelenler burada doğum yapıyor. Türk vatandaşı olup, 20 sene sonra bu toprakları satın almak için bu yolu izliyorlar. Türkiye’nin şu anda Trakya bölgesi adım adım elden çıkıyor. Ziraat Bankası kredi vermiyor. Bazı özel bankalar çiftçilere kredi veriyor. Bu sayede topraklarının tapularını alıyorlar. Ödeme günü geldiğinde çiftçimiz bu parayı ödeyemiyor ve tapularına el koyuyorlar. Bu olaylar hükümetin gözleri önünde devam ediyor. 16 adamızı Yunanlılar işgal etti. Bunlar sürekli konuşuldu ama böyle bir şey mi var demediler. İktidarın böyle bir huyu var, sizin söylediğiniz gerçekse, duymazlar, görmezler’’ ifadelerini kullandı.
FABRİKALARI YABANCILARA SATTILAR
Türkiye’nin felaket bir dönemden geçtiğini savunan Beyaz, “Bu hükümetten önce başbakanlar temel atmazdı. Bizim Başbakanımız 200 tane açılış yapmak için Kayseri’ye gidiyor. Ancak bunların ne olduğu açıklanmıyor. Cumhuriyet döneminde ne kadar fabrika yapılmıştı, ne kadar yatırım yapılmıştı, ne kadar üretim araçları vardı hepsini satıyorlar. Atatürk döneminden beri yüzlerce büyük küçük fabrikamız vardı. Hepsini tek tek yabancılara sattılar. Adını da özelleştirme koydular. Bu bir tuzaktır. Rusya ve Çin’in yeniden ayağa kalkışı, hem devlet ekonomisi hem de özel ekonomiyle oluyor. Atatürk’ün getirdiği ekonomik politika, planlı karma ekonomiydi. Hem özel hem de devlet teşebbüsü vardı. Eğer biz güneydoğuya devlet eliyle fabrikalar açsaydık, bu çocukların hiçbirisi terörist olmazdı” dedi.
DERSANELER DE ÇOCUKLARIN BEYNİNİ YIKADILAR
Dinin siyaset aracı yapıldığını, Laikliğin kafirlik olarak ilan edildiğini anlatan Zekeriya Beyaz, “Türkiye’nin gavur olduğu ilan edildi. Tarikatlar da, cemaatler de gençler işlenildi. Dershaneler de çocukların beynini yıkadılar. Onları Cumhuriyet düşmanı yaptılar. Yapılan hileli CD’ler, sahte mahkeme kararlarının altyapısında dershaneler var. O dershanelerin arkasında Amerika’daki münafık var. Türkiye’de örtülü savaş var. Milleti içeriden birbirine düşman hale getirdiler. Laikliğin dinsizlik değil gerçek dindarlık olduğunu ortaya koyduk. Bu yapılan apartmanlar sanmayın ki size yapılıyor. Onların hepsi yabancılara satılmak üzere yapılıyor. Türkiye’yi işgal ettiriyorlar. Uyanın Türk milleti Türkiye’yi satıyorlar’’ şeklinde konuştu.
BİZ VATAN SAĞ OLSUN FALAN DEMEDİK
Panelin kapanış konuşmasını yapan Milli Merkez Başkan Yardımcısı Sezai Okay’da, Oğlunun askerde şehit olduğunu belirterek, “Evladın ne demek olduğunu analar babalar gayet iyi bilirler. Çocuğunuzu kaybettiğinizde ne hissedersiniz. Bizim yaşadığımız acıları tarif etmenin mümkünatı yoktur. Çocuklarımızı askere alıp götürüyorlar, kuş yuvalarına koyup vurduruyorlar. 1999 yılında 1 şehit verdik. 2000 yılında sıfır şehit ve 2001 yılında 6 şehit verdik. AK Parti iktidara geldikten sonra çorap söküğü gibi çocuklarımız ölmeye başladılar. Benim oğlum şehit olduğunda, Başbakan bize başsağlığı dilemedi. Çünkü, biz hakkımızı helal etmedik. Biz vatan sağ olsun falanda demedik. Bizim hakkımızı helal etmediklerimiz, bu vatan topraklarını peşkeş çekip, bölmeye çalışanlardır. Bu vatana canımız feda olsun bizim’’ dedi.
Programın sonunda ise Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, kitaplarını katılımcılar için imzaladı.





Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın