Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, teşkilatın 99’uncu kuruluş yıl dönümü dolayısıyla kaleme aldığı yazısında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kalın, süreci çok boyutlu, kapsamlı ve yenilikçi bir dönüşüm projesi olarak tanımladı.

Kalın, yazısını “Milli İstihbarat Teşkilatı 99 Yaşında – Türkiye Yüzyılında Daha Güvenli ve Daha Güçlü Türkiye” başlığıyla yayımladı. Makalede Türkiye’nin güvenlik, dış politika, terörle mücadele ve bölgesel istikrar hedeflerine dair kapsamlı mesajlar yer aldı.

TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONU VE KÜRESEL ROL

Türkiye’nin Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda çok boyutlu ve dengeli bir dış politika izlediğini belirten Kalın, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, her geçen gün gelişen istihbarat kabiliyetleriyle bu yeni döneme yalnızca bölgesel bir aktör olarak değil; aynı zamanda uzak coğrafyalardaki krizlere müdahale edebilen, çözüm üreten, adalet ve dayanışmayı esas alan küresel bir paydaş olarak giriyor.”

YENİ NESİL SUÇ ŞEBEKELERİYLE MÜCADELE

Türkiye’ye tehdit oluşturan terör örgütleri ve organize suç yapılarıyla mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü vurgulayan Kalın, şu açıklamada bulundu:

“Teşkilâtımız yeni nesil suç şebekelerine ve mafyatik yapılara karşı da ilgili güvenlik birimlerimizle yakın iş birliği içerisinde yeni imkân ve kabiliyetler geliştirmektedir. Özellikle gençlerimizi hedef alan ifsat edici ve kriminal faaliyetlerin, bilimsel yöntemlerle ve erken uyarı sistemleriyle önlenmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz.”

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ

Terörsüz Türkiye sürecinin stratejik bir eşik olduğunu belirten Kalın, şu ifadeleri kullandı:

“Bu hedef; PKK'nın feshinden silah bırakmasına, siyasi reformlardan toplumsal barışın tesisine kadar kapsamlı, çok boyutlu ve çok aşamalı, özgün ve yenilikçi bir dönüşüm projesidir. Siyasi partilerimizin ve toplumun büyük kesiminin desteğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde ifadesini bulan milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi perspektifi, sürece kritik ve tarihi katkılar sunmaktadır. Bu süreç iç cephemizi tahkim ederken aynı zamanda yeni bir bölgesel jeopolitiğin de temellerini atmaktadır. Kadim medeniyet mirasımızı stratejik değere dönüştüren adımlar, tarihimizin ve coğrafyamızın ruhuna aykırı müdahalelerin de önüne geçecektir. Terörden arınmış, kardeşlik hukuku ve toplumsal bütünleşme temelinde yükselen yeni dönem, stratejik bir akılla inşa edilen Türkiye Yüzyılı’nın en büyük kazanımlarından biri olacaktır.”

CASUSLUK FAALİYETLERİ VE SİBER GÜVENLİK

Türkiye’ye yönelik casusluk faaliyetlerinin engellenmesine de değinen Kalın, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye gibi güçlü ve etkin bir ülkenin casusluk faaliyetlerinin hedefi olması şaşırtıcı değildir. Espiyonaj yöntemlerinin hızla dönüşmesine ve klasik yöntemlerin haricinde; çevrim içi operasyon, paravan yapılar, organize suç örgütlerinden faydalanma, dedektiflerden istifade etme gibi yeni usullere başvurulmasına bağlı olarak istihbarata karşı koyma alanında her daim yüksek bir farkındalık ve artan bir kapasiteyle faaliyet yürütüyoruz. Nitekim geride bıraktığımız yıl da ülkemize karşı yürütülen çalışmaları ve ajan ağlarını deşifre ederek casusluk faaliyetlerini akamete uğrattık. Bu alandaki çalışmalarımız tavizsiz ve hız kesmeden devam edecektir.”

Kalın, MİT’in teknik istihbarat ve siber güvenlik alanındaki atılımlarıyla siber vatanın korunmasında kritik rol üstlendiğini de vurguladı.

BÖLGESEL VE KÜRESEL İSTİKRAR VURGUSU

MİT’in yürüttüğü istihbarat diplomasisinin bölgesel ve küresel barışa katkı sunduğunu ifade eden Kalın, şu açıklamada bulundu:

“Gazze ateşkesinden Rusya-Ukrayna Savaşına, Somali’den Afganistan-Pakistan hattındaki gerilimlerin azaltılmasına kadar farklı coğrafyalarda, karmaşık ve farklı dinamiklere sahip süreçleri yakından takip ediyor, bölgesel barış ve istikrara katkı veriyoruz. Amacımız, bölgesel düzlemde ve uluslararası alanda karşılıklı güven ve saygıya dayalı bir güvenlik ve istikrar kuşağı oluşturmaktır.”

SURİYE MESAJI

Suriye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kalın, şu ifadeleri kullandı:

“08 Aralık 2024’te aralanan tarihi fırsat penceresi, Suriye’nin sadece Suriyeliler tarafından yönetildiği istikrarlı gelecek için artık geri dönülemez bir noktanın ve umut verici bir dönüşüm sürecinin başlangıcı olmuştur. Özgür, egemen, birleşik, güvenli, demokratik ve müreffeh bir Suriye ülke içinde huzuru sağlarken bölgenin barış ve istikrarına da katkı verecektir. Suriye’yi bölmeye, siyasi birliğini zayıflatmaya ve egemenlik haklarını ihlal ve tahrip etmeye yönelik tüm dahili ve harici girişimler akim kalmaya mahkumdur. Uluslararası toplumun Suriye’yi kilit bir aktör olarak uluslararası sisteme entegre etme çabalarına önemli katkılarda bulunan ülkemiz ve Teşkilâtımız, stratejik sabır ve hikmetle bölgesel barış için Suriye’de istikrarın sağlanması ve korunmasına destek olmaya devam edecektir.”