Anneler Günü, mayıs ayının ikinci pazar günü tüm dünyada kutlanan evrensel bir gün. Dünyada milyonlarca anne bu özel günde çocuklara tarafından sevgi ve saygıyla anılır.
Türkiye`de 1955 yılından beri kutlanan Anneler Günü, gününün oldukça hüzünlü bir öyküsünün olduğunu biliyor muydunuz? İşte o her okunuşunda, okuyana hüzün veren öykü:
`Amerika`nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1906 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis`in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis`in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis`le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis`e `İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.` dedi.
Bu iki cümle, Jarvis`i çok etkiledi. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis`in annesine olan sevgisini azaltmadı.
Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil, severek anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.

ANNE SEVGİSİNİN YERİ...
Aradan bir yıl geçti. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü. Jarvis`in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi. O gün Jarvis arkadaşlarına :
Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti `Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim` dedi.
Arkadaşları Jarvis`in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin belediye başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.
Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı.`

KAHRAMAN TÜRK ANNELERİ...

Atatürk Üniversitesi (AÜ) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gürsoy Solmaz, kahraman Türk annelerinin, çocuklarının hür bir ülkede yaşaması için büyük fedakarlıklar yaptığını ve dünyaya örnek kahramanlıklar sergilediğini söyledi.


Kahraman Türk kadınlarının simgesi olan Erzurumlu Nene Hatun`un Rus ordularına karşı mücadele eden Türk askerine yardıma koştuğunda evde iki çocuğunu bıraktığını kaydederek, şunları söyledi:


`1877 yılının Kasım ayında Rus ordusunun Top Dağı`ndaki Aziziye Tabyaları`na saldırı haberinin şehre ulaşması sonrası Nene Hatun, 3 aylık kızı ile 4 yaşındaki oğlunu evde bırakarak baltasıyla düşmana karşı çarpışmak üzere tabyalara koşmuştur. 1995`te yılın annesi seçilen Nene Hatun, Türk kadınının düşmana karşı ne kadar yiğit olduğunu tarihe altın harflerle yazdırmıştır.`



DİĞER KAHRAMANLAR...

Kurtuluş Savaşı`nın kadın kahramanlarından Ayşe Çavuş`un Demirci Muharebesi`nde düşmana karşı savaşan oğlunun şehit olduğunu ifade eden Solmaz, `Düşmana karşı büyük kahramanlıklar gösteren Ayşe Çavuş`un, 28 yaşındaki oğlunun Demirci Muharebesi`nde şehit olduğunu anlattığı ve sonra `Keşke birkaç oğlum daha olsaydı da onlar da şehit düşseydi` dediği bazı kaynaklarda yer alıyor. Bir annenin vatan uğruna bu kadar yiğitlik göstermesi dünyanın hiçbir yerinde yaşanmamış olsa gerek` dedi.


Milli mücadeleye katılan kahraman annelerden birinin de Ayşe Hanım olduğunu ifade eden Solmaz, şunları söyledi:


`Yunanlıların İzmir`i işgali sonrası Aydın`a giderek milli mücadele edenlerin saflarına katılan Ayşe Hanım`ın bir oğlunun buradaki çatışmalarda şehit düştüğünü biliyoruz. İnönü Savaşları`na katılan kahraman annenin 2. oğlunun da bu savaşlarda şehit olduğu kaynaklarda yer alıyor. Sakarya Meydan Muharebesi`ne de katılan bu kahraman annenin vatan için 2 oğlunu şehit verdiğini, kendisinin de gazi olduğunu biliyoruz.`



HEM ÇOCUĞU  HEM VATANI İÇİN...

Kurtuluş Savaşı sırasında İnebolu`dan aldığı cephaneyi kağnıyla Kastamonu`ya taşıyan Şerife Bacı`nın hem çocuğu ham de vatanı için can verdiğini belirten Solmaz, şöyle konuştu:


`Kahraman Türk anneleri, yavrularının hür ve bağımsız topraklarda yaşaması için ölümü bile göze almıştır. Kağnıyla cephane taşıyan Şerife Bacı, sırtındaki çocuğunu da bir an unutmamıştır. Yağışlı havada cephanelerin ıslanmaması gerektiğini bilen fedakar anne, gelecekte çocukların hür bir vatanda yaşamaları için canı pahasına mermileri yerine ulaştırmış, tarihin en fedakar anneleri arasına girmiştir.