Sabah Gazetesi yazarı Yavuz Donat, mahkemenin sigara yasağını iptal etmesi durumunda Meclis'in sigara lobileri karşısında ezilmiş olacağını kaydederek, 'Bundan böyle de "hiçbir babayiğit" bir daha böyle bir kanun çıkaramaz.' diye yazdı.
İşte Donat'ın bugünkü o yazısı:
Sözün bittiği yer
Yarın eğer "sigara yasağı kanunu" Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirse...
Hiç "gerekçeye falan bakmadan" şunu söyleriz:
1. Meclis "sigara lobisi karşısında" ezilmiştir.
2. Bundan böyle de "hiçbir babayiğit" bir daha böyle bir kanun çıkaramaz.
Yasağı savunuyoruz
Son söyleyeceğimizi ilk baştan söyleyelim: "Sigara yasağı" delinmemelidir. "Kapalı alanlarda sigara içme yasağı" sürmelidir.
Yasak "toplumun çok büyük kesimince" benimsenmiştir.
Yasakla ilgili uygulamada "önemli başarı" sağlanmıştır.
"Çok ciddi bir mesafe" alınmıştır.
Açıkçası...
Türkiye "bu yasağa" alışmıştır.
Gelinen "bu noktadan" sonra;
Tekrar vurgulayalım ve altını çizerek söyleyelim "sigara yasağı delinmemelidir."
Sezar'ın hakkı Sezar'a
Ne Recep Tayyip Erdoğan babamızın oğlu, ne Prof. Recep Akdağ.
Ne Köksal Toptan akrabamız, ne de Prof. Cevdet Erdöl.
Ama Sezar'ın hakkı Sezar'a;
"Bu dörtlü" olmasaydı, sigara yasağı kanunu çıkabilir miydi?
"Yasayı" elbette parlamento yaptı.
Başarı "tabii ki Meclis'in."
Ama Meclis'i "itekleyen, çalıştıran" dinamikler de vardır.
Yukarıda adını verdiğimiz "dört isim" kapalı alanda sigara içilmesini yasaklayan kanunun çıkarılmasında "lokomotif güç" olmuşlardır.
"Yiğidi öldürelim fakat hakkını da inkâr etmeyelim."
Sigara lobisi
Bunca yıldır izleriz ve onun için de çok iyi biliriz ki...
Meclis "iki sektörün" menfaatine dokunacak bir iş yapmaya kalksa, kızılca kıyamet kopar.
Zira bu iki sektörün "lobileri" olağanüstü güçlüdür. Ve de inanılmaz ölçüde örgütlüdür.
1. İlaç sektörü.
2. Sigara.
Bugün "sigara yasağının delinmesi... Sigara yasağı kanununun iptali" için görüyoruz ki "büyük lobi" yine devrede.
"Kimler" derseniz, kimse bilmez.
"Hani neredeler" derseniz, kimse görmez.
Sadece "hissedersiniz." "Nasıl" mı?
Onu da "yasağın hikâyesi" başlıklı yazımızda anlatalım.
Güme giden konu
Gündem liderler arası diyalog.
Gündem referandum.
Gündem yoğun.
Bu yoğunlukta "önemli bir konu güme gidiyor."
Sigara yasağı kanununun "iptali isteniyor."
"Olay" Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde.
Yüksek Mahkeme'ye saygımız sonsuz.
Ama toplum için böylesine yaşamsal önemdeki bir konunun da "kaynayıp, karambole gitmesinden" endişe ediyoruz.
Yasağın hikâyesi
Önce "Başbakan ile Bakanı" konuştular...
Recep Tayyip Erdoğan ve Prof. Recep Akdağ.
Sonra "konuyu" Bakanlar Kurulu'na getirdiler. "Herkes" imzayı bastı.
Ve "kapalı alanda sigara içmeyi yasaklayan kanun tasarısı" son şeklini aldı.
TBMM'ye yollandı.
Meclis'te "iki kişinin" tavrı çok önemliydi:
1. Sağlık Komisyonu Başkanı'nın.
2. Adalet Komisyonu Başkanı'nın.
Zira bu iki komisyon "tasarıyı bekletseydi... Uyutsaydı... Genel Kurul'a indirmeseydi" kanun çıkmazdı.
"O tarihte" Sağlık Komisyonu Başkanı Prof. Cevdet Erdöl'dü.
Adalet Komisyonu Başkanı da Köksal Toptan.
İkisini de "yakından tanırız."
Sigara lobisi tarafından "kapsama alanı içine" alınmak istendiler.
"Aslanlar gibi" direndiler.
Ve hükümet tasarısını komisyondan geçirip, "Meclis Genel Kurulu'na indirdiler."
Başbakan'ın istediği, Sağlık Bakanı'nın ısrarla izlediği, iki komisyonun hızla geçirdiği bir tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda "hemen görüşülür" değil mi?
"Lobi" öylesine güçlüydü ki...
Tasarı "dile kolay" 1.5 yıl Meclis'te görüşülemedi.
"Hikâye" uzun, anlatmakla bitmez.
Yalanımız varsa Başbakan söylesin... Bakan söylesin... Köksal Toptan söylesin... Cevdet Erdöl söylesin.





Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın