İnegöl Ertuğrulgazi Kültür ve Yaşatma Derneği tarafından bu yıl 16.’sı düzenlenen Uluslararası Ertuğrulgazi’yi Anma ve İnegöl Şenlikleri, 3 günlük müthiş etkinliklerin ardından dün Akbaşlar Çamlığı’nda gerçekleştirilen final ile sona erdi. Yurtdışından gelen Azerbaycan ve Makedonya Cumhuriyetleri heyetleri ile folklor ekiplerinin renklendirdiği programa Kaymakam Ali Akça, siyasi parti temsilcileri, çok sayıda dernek ve oda başkanı, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Halk oyunlarının sahnelendiği program, sürpriz hediyelerin verildiği çekiliş ve pilav ikramı ile son buldu.

 

ERTUĞRULGAZİ ZİHNİYETİ ASIRLARA TÜRK MÜHRÜNÜ VURMUŞTUR

Uluslararası 16. Ertuğrulgazi’yi Anma ve İnegöl Şenlikleri kapsamında bir araya geldiklerini belirterek bir açılış konuşması gerçekleştiren İnegöl Ertuğrulgazi Kültür ve Yaşatma Derneği Başkanı Cafer Atan, “Ülkemizin buhranlarla çevrelendiği, kayıp ve faciaların umutlarımızı, heyecanlarımızı gölgelediği bir dönemde; Söğüt ruhundan feyiz almak, Ertuğrul Gazi felsefesiyle yolumuzu aydınlatmak için burada toplandık, burada buluştuk. Huzurun, mutluluğun ve istikrarın mumla arandığı günümüzde, 7 asır önceki derin şuura ve daveti çağları aşan mesaja çok ihtiyacımız olduğu bir gerçektir. Bugün eksikliğini bir hayli hissettiğimiz dayanışma, yardımlaşma ve kaynaşma duygularının, Ertuğrul Gazi ocağından zamanımıza kadar uzanan milli çağrıda fazlasıyla yer aldığını görmek lazımdır. Arayışı içinde olduğumuz birlik ve beraberlik istikametinin Ertuğrul Gazi'nin kutlu mirasından geçtiğini bilmek ve anlamak gerekmektedir. Türk milleti asırların engellerini, tarihin sarp yollarını, karşısına çıkarılan zorlukları ve önüne dikilen güçlükleri bu mirasın kılavuzluğuyla aşmış ve geçmiştir. Ertuğrul Gazi zihniyeti; zaferin, ihtişamın, adaletin ve fethin habercisi olarak asırlara Türk mührünü vurmuş, Türk imzasını atmıştır” dedi.

 

SEVGİ, ADANMIŞLIK VE BAĞIŞLANMA SÖĞÜT’ÜN HATIRASI VE MİRASIDIR

İnsanlığa örnek olacak faziletin ve âleme nizam verecek kudretin Söğüt'ten yola koyulduğunu belirten Cafer Atan, “Farklı din, dil, kültür ve medeniyet dairelerinde bulunanlara gösterilen engin hoşgörü, kimseyi ayırmayan ve dışlamayan insaflı bakış, saygı ve şefkat temeline dayalı yönetim modeli ilhamını Ertuğrul Gazi'nin tavsiyelerinden almıştır. Bu itibarla vicdan ve hamiyet Söğüt otağının vazgeçilmezidir. Sevgi, adanmışlık ve bağışlama Söğüt'ün hatırası ve mirasıdır. 7 asır önce bu topraklarda başarı ve muzafferiyet ülküsü; imanla beslenmiş, vatan sevgisiyle güçlenmiş, cihat ve gaza bilinciyle adım adım hedefine varmıştır. Söğüt'te tutuşan sevda, kutlu ceddimiz Ertuğrul Gazi liderliğinde başlayan mücadele Müslüman Türk milletini fütuhat ufkuyla buluşturmuş ve asırlarca sürecek dik başın ve hükümran neslin müjdesi olmuştur. Söğüt bu açıdan milattır, Ertuğrul Gazi bu nedenle milletimizin semalarında parlayan kutup yıldızıdır. Nitekim Söğüt kuruluşun, dirilişin ve toparlanışın vahası, Türk destanlarının mayasının çalındığı verimli ve dualı bir yerin adı olmuştur. Anadolu'nun bağrına saplanmış olan nifak, tefrika ve bölünmüşlük asil Türkmen dokunuşu ve müdahalesiyle çok şükür bitmiş; içe yönelik kısır tartışmalar yerini dışa dönük gelişme çabalarına bırakmıştır. Küçük bir beylikten cihan imparatorluğunun doğması her şeyden evvel iç sorunlarını yenmiş, kardeşlik konusunda ittifak sağlamış ve birbiriyle değil de harici unsurlara dikkatini ve bakışını odaklandırmış bir şuurla hayat bulmuştur. 7 asır önce dalgalanmaya başlayan Ertuğrul Gazi sancağı bunun için Türklüğün kıvanç ve gurur vesilesidir, bundan dolayı asla yere düşmeyecektir” şeklinde konuştu.

 

ANADOLU NAMUSTUR, MÜZAKERESİ OLMAYACAKTIR

Oğuz boylarının ne yaptığını bilen, nereye varmak istediğinin farkında olan ve kafasında Mete Han'ın, Atilla'nın ve Bilge Kağan'ın ilkelerini taşıyan asalet ve ahlak şaheserleri olarak Anadolu'ya kök saldığını ve vatan yaptığını belirten Atan, “Unutulmasın ki, Anadolu vatandır ve üzerinde pazarlık asla yapılamaz. Anadolu namustur, müzakeresi olmayacaktır. Vatan; Ertuğrul Gazi'nin vasiyetidir, Hayme Ana'nın duasıdır, Şeyh Edabali'nin nasihatidir ve Dursun Fakih'in dilekleridir. Vatan; Osman Gazi'nin Alpleriyle kılıç sallayarak zorba tekfurlara haddini bildirdiği ve imanlarıyla mühürlediği toprakların adıdır. Vatan; Malazgirt'te şahlanan ruh, Sırpsındığı'nda zirveye tırmanan gözü peklilik, Kosova'da meydan okuyan cesaret, Niğbolu'da ete kemiğe bürünen kahramanlık, İstanbul'un fethiyle vuslata eren rüyadır. Vatan; içinde soluk alıp verdiğimiz, şehitlerimizin aziz anılarının yaşandığı ve millet varlığının ebediyete kadar Allah'ın izniyle alın yazısı olan kutsal ve ulvi bir kıymettir. Ne var ki ceddimizin şehitlik gömleğini seve seve giymesini, her türlü eza ve cefaya göğüs gererek bizlere vatan bırakmasını basit bir olay gibi görmek, geçmişimize ve emanetlerimize saygısızlıkla eşdeğerdir. Ecdadımızın buyruk ve öğütlerinden ayrılmadan, mazinin tecrübe ve mirasından taviz vermeden Türk milleti şerefine leke sürdürmedi, yeminlerini çiğnetmedi, bundan sonra da çiğnetmeyecektir. Fırat'ın koynunda yatan Ertuğrul Gazi'nin babası Süleyman Şah'ın çağrısı da emin olunuz ki budur. Fırsatçılara, etnik ve bölücü niyetli tetikçilere, yabancı projelere mihmandarlık yapan gafillere ve Türk milleti gerçeğini anlamaktan azade her türlü zihniyete Söğüt ruhuyla cevap verilmeli, aziz ceddimiz Ertuğrul Gazi bakışıyla karşı durulmalıdır” diye konuştu.

 

SNIR GELİŞMELERİ OĞUZ BOYLARINDAN AKRABALARIMIZI TEHDİT EDİYOR

Türk Türkmenleri’nin huzur ve güvenliğin kalmadığı, can ve mal kaybının her geçen gün daha fazla artarak sürdüğü Irak ve Suriye'deki tüm masum insanlarla birlikte, bölgedeki Türkmenlerin geleceğinden endişe ettiğini belirterek konuşmasına başlayan Türkiye Yörük-Türkmenler Birliği Oğuz Şurası Genel Sekreteri Fahrettin Beşli ise, “Sosyal, ekonomik ve siyasi yapının yeniden şekil aldığı güneydoğu sınır komşularımızdaki gelişmeler; hem ülkemizin huzur ve güvenliğini, hem de ateşin ortasında kalan Oğuz Boylarından akrabalarımız Türkmenlerinin bekasını tehdit etmektedir. Yakın zamana kadar kıyısında iken, yöntemleri kanımızı donduran terör örgütünün Musul Başkonsolosluğumuzu basarak 49 kişiyi rehin alması ile artık tam içine düştüğümüz gelişmeler; Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi daha etkili müdahil olmaya zorlamaktadır. Kendi toprak bütünlüğümüzün teminatı ile birlikte Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan iki milyon Irak Türkmen'i ve üç milyon Suriye Türkmen'ine sahip çıkılarak kaderleri başkalarının takdirlerine bırakılmamalıdır. Musul, Telafer, Tuzhurmatu ve Kerkük gibi işgal edilmiş bölgelerdeki Türkmenlerin sahipsiz ve kimsesiz olmadıkları; Türk kimliğine ve varlığına herhangi bir zarar gelmesine Türk Dünyasının anavatanı ve hamisi olan Türkiye'nin kayıtsız kalmayacağı bütün taraflarca iyi bilinmelidir” ifadelerini kullandı.

 

TÜRK DÜNYASI HASSASİYETLERİNİ HAYKIRMALI

Sadece Türkiye’nin değil, Türk dünyasındaki tüm devletlerin ve milletlerin de bu konudaki hassasiyetlerini haykırmaları gerektiğini belirten Beşli, “Öncelikle ‘böl-parçala-yönet’ taktiğinin işlememesi ve ülkelerin toprak bütünlüklerinin korunması, bunun temini için, bölgedeki sorunların öncelikle barışçıl yöntemlerle çözülmesi için tarafların bir araya getirilmesi, bu toplantılara Türkmenlerin dâhil edilerek etkin bir temsil ile geleceklerine dair kararlara ortak olmalarının sağlanması, her ortamda Türkmenler sahiplenilerek uluslararası zeminde kamuoyu oluşturulması, Türkmenler için huzur ve güvenliklerini teminat altına alınacak bölgeler oluşturulması, bunlar gerçekleşemeyecek ise kendilerini savunabilecekleri her türlü maddi ve manevi desteğin sağlanması hususunda Türkiye ve Türk dünyasındaki tüm devletlerin fikir ve güç birliğini göstermeleri gerekmektedir. Kardeşlerimiz güvende ve huzurlu oldukları sürece biz de huzurlu olacağımız, aksine gelişmelerin de takipçisi olacağımız” dedi.

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN BÜYÜK HEDEFLERİ VAR

İnegöl’de gerçekleştirilen pilav etkinliklerinin hemen hepsine katılmaya çalıştığını ifade ederek konuşmasına başlayan Kaymakam Ali Akça ise, “Bundan 2 ay kadar önce Kurşunlu Kasabamızda Bakmaca Dede Şenlikleri ile başlayan ve ilçemizin birçok mahallesinde, köyünde pilav etkinliği şeklinde sürdürülen etkinliklere katıldım. Bu etkinliklerde yapmış olduğum en büyük tespit; bizim insanımızın paylaşmayı sevdiğidir. Bu yüce insanlar, bu yüce millet Cenab-ı Hakk’ın kendilerine verdiği nimetleri dostları ile arkadaşları ile ve çevresiyle paylaşmayı seviyor. Ve paylaşmanın en büyük zenginlik olduğuna inanıyor. Eğer paylaşmazsanız bütün dünya sizin olsa ne olur. Paylaşmazsanız bütün dünya size ait olsa da hiçbir anlam ifade etmez. Belki maddeten zenginsinizdir ama ruhen fakirsinizdir. Ben inanıyorum ki bu yüce millet hem maddeten hem manen zengin bir millettir. Bu yüce milletin Anadolu’ya girişi 1071 yılındaki Malazgirt Zaferi ile başlamıştır. Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan, 1071’de Malazgirt’te Bizans İmparatoru’nu yenerek Anadolu’nun kapılarını sonsuza dek Türklere açmıştır ve bu topraklarda Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti’nin 1308’de yıkılması ile yine bu topraklarda bu etkinliği düzenleyen derneğe de isim babalığı yapmış olan Ertuğrulgazi’nin oğlu Osmangazi, Osmanlı Devleti’ni kurmuştur. Osmanlı Devleti küçük bir beylik olarak kurulmuştur ama kısa zamanda dünyanın sayılı devlet ve medeniyetlerinden biri durumuna gelmiştir. Zaman içerisinde belki sanayi devrimini yakalayamamak çok uluslu bir yapı olan Osmanlı İmparatorluğu, dünyadaki gelişen milliyetçilik hareketleri ile birlikte dağılma ve yıkılma sürecine girmiş ve I. Dünya Savaşı neticesinde Osmanlı İmparatorluğu da maalesef tarih sahnesinden silinmiştir. Ancak çağlar boyunca büyük medeniyetler kurarak tarihe hükmeden bir medeniyetin yok edilmesi düşünülemezdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kutsal bir mücadeleye girilmiştir. Bu millet İstiklâl Savaşı’nı yüzünün akı ile vermiştir ve 1923 yılında da Cumhuriyet’i kurmuştur. Bugün çok şükür o sıkıntılı dönemleri, o meşakkatli dönemleri aşmış durumdayız. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük hedefleri vardır. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yılına denk gelen 2023 hedeflerimiz vardır. Ve Anadolu’ya girişimizin 1000’inci yılına denk gelen 2071 hedeflerimiz vardır. Ve bu yüce millet, kendine ait olan bu güzel değerleri de sürdürerek ve bu değerlere sahip çıkarak inşallah bu hedeflere de ulaşacaktır. Bu noktada yapmamız gereken tek şey çalışmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” açıklamalarında bulundu.