Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantısına Türk-İş’in katılmamasıyla başlayan kriz sürerken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’dan ikinci toplantı öncesinde dikkat çeken açıklamalar geldi. Bakan Işıkhan, asgari ücret görüşmelerinde sosyal diyalog vurgusu yaptı.

Geçtiğimiz hafta yapılan ilk toplantıda işçi, işveren ve hükümet temsilcileri bir araya gelirken, işçi kesimini temsil eden Türk-İş masada yer almamıştı. Bu durum, komisyon tarihinde bir ilk olarak kayıtlara geçmişti.

“SENDİKALARLA İSTİŞAREDE BULUNACAĞIZ”

Asgari ücret görüşmelerinde işçi kesimini temsil eden Türk-İş’e komisyon masasına dönmeleri için resmi davet yaptıklarını hatırlatan Bakan Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:

"Biz resmi daveti yaptık, resmi davet sonrasında zaten Türk-İŞ Genel başkan yardımcısı Ramazan Ağar geldi. Bizim tüm sendikalarla açık bir iletişim yapısına sahip olduğumuzu sizler de çok iyi biliyorsunuz. Biz sosyal diyalog gereği her türlü süreci işleteceğiz. Ben sendikalarla görüşüp görüşlerini alacağım, benim görevim bu, mutlaka istişarede bulunacağız."

İKİNCİ TOPLANTI PERŞEMBE GÜNÜ

Doğrudan yaklaşık 7 milyon çalışanı, dolaylı olarak ise toplumun genelini ilgilendiren yeni asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ikinci toplantısı 18 Aralık Perşembe günü yapılacak.

MEVCUT ASGARİ ÜCRET 22 BİN 104 LİRA

Halen uygulanmakta olan asgari ücret, bir işçi için aylık brüt 26 bin 5 lira 50 kuruş, kesintiler sonrası net 22 bin 104 lira 67 kuruş seviyesinde bulunuyor. Asgari ücretin işverene toplam maliyeti ise 30 bin 621 lira 48 kuruş olarak hesaplanıyor. Bu tutarın 4 bin 95 lira 87 kuruşu sosyal güvenlik primi, 520 lira 11 kuruşu ise işveren işsizlik sigortası fonundan oluşuyor.

NE OLMUŞTU?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen ilk toplantıda, işçi, işveren ve hükümet temsilcileri bir araya gelmiş ancak Türk-İş komisyona katılmamıştı.

KOMİSYONDA BİR İLK

Türk-İş’in Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısında yer almaması bir ilk olarak kayıtlara geçerken, Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, kararın gerekçesini Bakanlık önünde düzenlenen basın toplantısıyla açıklamıştı.

“KOMİSYONUN YAPISI İŞÇİLERİ DİKKATE ALMAMAKTADIR”

Ramazan Ağar, açıklamasında şu ifadelere yer vermişti:

"Bugün ilk toplantı günü. Geçmişte olduğu gibi bugün de toplantıya davet edildik. Komisyonda bir değişiklik olmazsa katılmayacağımızı belirtmiştik. Türk-İş 1974 yılından bu yana işçileri temsil etmektedir. Ancak komisyonun yapısı işçileri dikkate almadan hükümet ve işveren temsilcilerinin oylarıyla alınmaktadır. Türk-iş 24 Aralık 2024 tarihinde aldığı kararla komisyon çalışmalarına katılmayacağını paylaştı. Elektrik, doğal gaz ve suya yapılan zamlar bu baskıyı artırmaktadır. İşçi ve ailesi başta zorunlu tüketim olmak üzere asgari ücret ailesi ardı ardına gelen fiyatlarla mücadele etmek zorunda kalmıştır."

“ZENGİN İLE FAKİR ARASINDAKİ UÇURUM GİDEREK ARTIYOR”

Ağar, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullanmıştı:

"Zengin ile fakir arasındaki uçurum giderek artmaktadır. Bir kesim temel ihtiyaçlarını karşılama da zorlanmaktadır."

“ÇOCUK İŞÇİLİĞİ DEVAM ETMEKTEDİR”

Ramazan Ağar açıklamasında ayrıca şu değerlendirmelerde bulunmuştu:

"Asgari ücret artarsa enflasyon da artar söylemleri doğru değildir. Enflasyonu yalnızca asgari ücret artışına bağlamak ekonomik sorunların yapısal ve çok boyutlu sorunlarını göz ardı etmek anlamına gelmektedir. İstihdamı azaltacağına dair söylemler de doğru değildir. Sendikal örgütlenmenin olmadığı bir yerde bir işçi 2-3 işçinin işini yapmaya devam etmektedir. Çocuk işçiliği de devam etmektedir. Gebze'de meydana gelen yangında ölen çocuk işçiler bu tablonun en vahim göstergesidir."

TOPLANTI ÖNCESİ MEKTUP VERİLMİŞTİ

Türk-İş tarafından komisyon toplantısı öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a verilen mektupta, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının değiştirilmesi talep edilmiş, bu iyileştirmenin yapılmaması halinde asgari ücret çalışmalarına katılmayacakları bildirilmişti.

“YÜZDE 14,38’LİK ENFLASYON KAYBI TELAFİ EDİLMELİ”

Mektupta yer alan mali talepler ise şu şekilde sıralanmıştı:

"Geçen yıl enflasyon yüzde 44,38 oranının altında yüzde 30 zam yapıldığı için karşılanmayan yüzde 14,38'lik enflasyon kaybı tam olarak telafi edilmeli. Temel ihtiyaç ürünlerinde hız kesmeden devam eden fiyat artışları (gıda, kira, eğitim, ulaşım ve fatura kalemleri) ile gerçekleşen enflasyonun yol açtığı kayıplar eksiksiz biçimde karşılanmalı. Türkiye ekonomisindeki büyüme, Gayri Safi Milli Hasıla artışı ve kişi başına düşen gelir yükselişinin oluşturduğu refahın işçiye yansıtılmasını sağlayacak ilave bir artış yapılmalı."