CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren Çerçeve Yasa’ya ilişkin değerlendirmesini sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. Canpolat açıklamasında, eşit yurttaşlık, demokrasi, adalet ve kalıcı barış kavramlarını öne çıkararak, kalıcı refahın ancak hukuk devleti ve güçlü demokratik kurumlarla sağlanabileceğini dile getirdi.

Çerçeve Yasa tartışmaları sürerken yayımladığı metinde toplumsal barışın önemine dikkat çeken Canpolat, barışın yalnızca çatışmaların bitmesi değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının güvence altına alınması anlamına geldiğini belirtti.

TOPLUMSAL BARIŞ VE EŞİT YURTTAŞLIK MESAJI

Cemal Canpolat, insanlık tarihine atıfta bulunarak kalıcı kalkınma ve sürdürülebilir refahın yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını, asıl belirleyici unsurların adalet, hukuk, demokrasi ve toplumsal barış olduğunu ifade etti. Bir ülkenin gerçek gücünün, farklılıklarını çatışma nedeni değil “ortak zenginlik” olarak görebilmesinden kaynaklandığını söyledi.

Farklı kimlik, kültür ve inançların barış içinde bir arada yaşayabildiği toplumların bilim, sanat, ekonomi ve sosyal yaşamda daha başarılı olduğuna vurgu yapan Canpolat, Türkiye’nin binlerce yıllık medeniyet birikimi üzerinde yükseldiğini, Anadolu ve Mezopotamya’nın ortak mirasının halkların hafızasında ve kültürel değerlerinde somutlaştığını belirtti.

Canpolat, Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Arap, Boşnak, Gürcü, Alevi, Sünni ve diğer bütün toplumsal kesimlerin “aynı vatanın eşit ve onurlu yurttaşları” olduğunu vurguladı.

VATANDAŞLIK ANLAYIŞI VE HUKUK DEVLETİ VURGUSU

Açıklamada, Cumhuriyet’in temelini oluşturan vatandaşlık anlayışının, köken, dil, mezhep, inanç veya yaşam tarzı fark etmeksizin herkesin hukuk önünde eşitliği ilkesine dayandığı hatırlatıldı. Demokratik hukuk devletinin görevinin, hiç kimsenin kendisini dışlanmış, ötekileştirilmiş ya da ikinci sınıf yurttaş gibi hissetmediği bir düzeni tesis etmek olduğu ifade edildi.

Eşit yurttaşlığın yalnızca anayasada yazılı bir ilke değil, toplumsal güvenin ve ortak aidiyet duygusunun temel taşı olduğuna işaret eden Canpolat, insanların kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı, özgürce kendini ifade edebildiği ve fırsat eşitliğinin sağlandığı toplumlarda huzurun kalıcı hale geleceğini söyledi.

“BARIŞ, SADECE SİLAHLARIN SUSMASI DEĞİLDİR”

Canpolat, barış kavramını da geniş şekilde ele aldı. Barışın yalnızca silahların susması veya çatışmaların bitmesi anlamına gelmediğini belirterek, gerçek barışın hukukun üstünlüğünün sağlandığı, insan haklarının korunduğu ve adaletin tarafsız işlediği bir toplumsal düzenle mümkün olacağını ifade etti.

Barışın; çocukların korkusuz büyümesi, gençlerin gelecek kaygısı taşımaması, kadınların güven içinde yaşaması, emekçilerin hak ettikleri yaşam koşullarına kavuşması ve yaşlıların huzurlu bir hayat sürebilmesiyle somutlaştığını aktaran Canpolat, aynı zamanda barış ortamının ekonomik kalkınma için de temel koşul olduğunu dile getirdi. Çatışma ortamlarında yatırımın azaldığını, üretimin gerilediğini, beyin göçünün arttığını kaydeden Canpolat, huzur ortamında ise bilimin, eğitimin ve üretimin güçlendiğini söyledi.

DEMOKRASİ, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE KATILIMCILIK

Demokrasiye ilişkin değerlendirmelerinde Canpolat, demokrasinin yalnızca sandığa gitmekten ibaret olmadığını, çoğulculuk, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle anlam kazandığını ifade etti. Farklı görüşlerin özgürce dile getirilebildiği, basının bağımsız çalışabildiği, yargının tarafsız olduğu ve kamu yönetiminin hesap verebildiği ortamlarda vatandaşların devlete güveninin arttığını söyledi.

Hukukun üstünlüğünün “güçlünün değil, hakkın üstün tutulduğu” düzen anlamına geldiğini belirten Canpolat, hiçbir kişinin hukuk karşısında ayrıcalığı olmaması ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının toplumsal huzurun en sağlam dayanaklarından biri olduğunu dile getirdi.

TOPLUMSAL DAYANIŞMA, DÜNYA DENEYİMLERİ VE ATATÜRK’ÜN SÖZÜ

Açıklamanın devamında toplumsal dayanışma ve kardeşlik kavramları öne çıktı. Canpolat, bir toplumun geleceğinin yalnızca ekonomik verilerle değil, bireyler arasındaki güven ilişkisiyle de ölçüldüğünü belirterek, kardeşliğin “aynı düşünmek değil, farklı düşüncelere rağmen birlikte yaşayabilmek” olduğuna dikkat çekti. Dayanışmanın, zor dönemlerde birbirine destek olmak ve ortak sorunları birlikte çözmek anlamı taşıdığını ifade etti.

Dünyadaki çatışma bölgelerinden çıkarılan derslere de değinen Canpolat, uzun süren çatışmaların sonunda diyalog ve uzlaşının tercih edildiğini, kalıcı çözümlerin şiddetten değil, demokratik müzakere ve karşılıklı anlayıştan doğduğunu söyledi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözünün yalnızca dış politika ilkesi olarak değil, aynı zamanda toplumsal huzur, hukuk devleti, demokratik yaşam ve insan haklarına saygıyı esas alan bir vizyon olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Canpolat, bu ilkenin Türkiye’nin demokratik gelişimi ve uluslararası itibarı açısından yol gösterici olduğunu ifade etti. Açıklamasında Türkiye’nin en büyük gücünün de genç nüfusu olduğunu hatırlattı.